Faruk Ömrüuzak

Şanlıurfa – Harran

“PEYGAMBERLER DİYARI” olarak tanınan Şanlıurfa bir inanç turizmi şehri. Urfa’nın kadim tarihi efsanelerle dolu; bu nedenle “Efsaneler Şehri” olarak da biliniyor. Bu efsanelerden biri de Hazreti İbrahim’in putları kırması üzerine Kral Nemrut tarafından ateşe atılma emrinin verilmesiyle ilgili.
Hz. İbrahim, gerek Yahudilikte, gerek Hristiyanlıkta ve gerekse İslamiyette önemli bir yere sahip. Rivayete göre döneminin kralı Nemrut, Hz. İbrahim doğmadan önce bir rüya görüyor. Bu rüyayı etrafındaki müneccimlere anlattığında müneccimler ona aynı yıl doğacak bir çocuğun kendisinin saltanatına son vereceğini söylüyorlar. Bunun üzerine Nemrut da askerlerine o yıl doğacak bütün erkek çocukların öldürülmesini emrediyor. Ancak, Hz. İbrahim’in annesi bir mağaraya sığınarak, gizlice doğum yapıyor ve onu 7 yıl bu mağarada gizliyor. İşte Şanlıurfa merkezdeki Hz. İbrahim’in doğduğu bu mağara ve Dergah Cami (Mevlid-i Halil Külliyesi) Şanlıurfa’daki inanç turizminin kalbinin attığı yerlerden.
Hz. İbrahim putperestliğe karşı mücadeleye başlayınca Kralı Nemrut tarafından yakalanıyor ve şu an “Balıklıgöl” (Halil-ür Rahman Gölü) olarak bilinen yerde dev bir ateş yaktırılarak yukarıdaki bir tepeden mancınıkla içine atılıyor. İşte tam o anda Allah tarafından ateşe “Ey ateş, İbrahim’e karşı serin ve selamet ol” emri verilmesi üzerine ateş suya, odunlar da balığa dönüşüyor. Bugün Balıklıgöl Şanlıurfa’nın simgesi haline gelmiş. Burayı ziyarete gelenler ortamın verdiği huzuru yaşarken; göldeki kutsal sayılan binlerce balığı besleyebiliyorlar.
Balıklıgöl’ün bitişiğinde Aynzeliha Gölü var. Kral Nemrut’un evlatlık kızı Zeliha da Hz. İbrahim’e hem aşık oluyor ve ona inandığından, kendisini onun peşinden ateşe atıyor, orada da bu göl oluşuyor. Bu iki gölün hemen ucunda ise Balıklıgöl’ü zarifçe çevreleyen Rızvaniye Camii yer alıyor. Balıklıgöl’ün yakınındaki bir diğer cami de Halil-Ür Rahman Cami (Döşeme Cami). Orijinalinde bir Meryem Ana kilisesi olan yapı 1211’de Eyyübiler tarafından camiye çevrilmiş.
Evet, Şanlıurfa çok önemli bir inanç merkezi ama dünyadaki ilk üniversitenin kurulduğu yer olarak da bilindiğinden aynı zamanda bir irfan merkezi olarak da tanımlamak mümkün. Harran’da kurulan üniversitenin dünyadaki ilk üniversite olup olmadığı tartışılıyor. Burada yaşamış olan Paganist Asur ve Babil uygarlıklarının inancında gezegenlere, ay ve güneşe tapınma olduğu için astronomide çok ilerlermiş olmaları, böyle bir üniversitenin kurulduğunun kanıtı olarak kabul ediliyor.
Harran’da yer alan görülmeye değer bir diğer yerleşim merkezi ise, tarihi MÖ. 6000’li yıllara kadar giden kümbet evleri. “Trullo” denilen üst üste bindirme yöntemi ile inşa edilmiş bu evlerin özelliği kurak bölgede yeterli ağacın bulunmaması dolayısıyla yapı malzemesi olarak ahşap malzemenin kullanılmaması. Harran civarında toplamda yaklaşık 960 tane bu tip evlerden var ama bir kısmı son 150-200 yıl içinde inşa edilmiş. Daha sonra alan, kentsel sit alanı olarak ilan edilmiş ve yeni inşaat yapılmasına izin verilmemiş.
Seyahat edenlere “yediğin içtiğin senin olsun, bize gördüklerini anlat” derler. Kısacık ziyaretimiz sırasında görebildiklerimizin bir kısmını anlattım, ama göremediklerimiz maalesef görebildiklerimizden daha fazla. Şanlıurfa’yı daha iyi tanımak için daha uzun bir zamana ihtiyaç var.
Yediğimiz içtiğimize gelince, müsaadenizle o da bize kalsın. Anlatmakla bitecek gibi değil. Sabah kahvaltısına ciğer kebabıyla başladık diyeyim de artık gerisini siz tahayyül edin.

29 Mart 2019

İlgili Haberler

Yazarlar