Samim Ünan

Sigorta primini gen haritası belirler mi? Sigorta sektöründe gen testi tartışması

Tıbbî bir tanıyı doğrulamak için kullanılabilen gen testleri, gelecekte ortaya çıkabilecek hastalıkların önceden belirlenmesinde de kullanılabiliyor. Olası hastalıkların öngörülebilmesi nedeniyle sigorta şirketleri de bu testlerden faydalanmak istiyor. Tanı testleri ve öngörücü gen testlerinin hangi koşullarda kullanılabileceği ve fiyatlamaya olası etkileri ise tartışmalara neden oluyor.

Günümüzde bireylerin genetik yapıları hakkında eskiye oranla çok daha fazla ayrıntı bilinmekte ve bunlardan özellikle tıp alanında birçok yeni sonuç çıkarılabilmektedir. 

Genetik hastalık, kişinin genetik yapısındaki olağan dışı durumdur. Bu, bazen kalıtsal nitelik taşır. Bazen de mevcut genetik yapı sonradan edinilen bozukluklara, değişikliklere uğrar. Sonradan edinilen genetik rahatsızlıklar rastlantıdan kaynaklanabileceği gibi çevresel etkilere bağlı olarak da ortaya çıkmış olabilir.  

Genlerden kaynaklanan rahatsızlıklara örnek olarak kalp hastalıkları, şeker, prostat kanseri, göğüs kanseri, akıl hastalıkları, Huntington hastalığı (beyin içindeki hücrelerin bozulması ile ortaya çıkan ve denetim dışı hareketlere, ruhsal sorunlara ve düşünme yeteneğinin yitirilmesine neden olan, genellikle kişinin 30’lu veya 40’lı yaşlarında ortaya çıkan kalıtımsal bir hastalık), Down sendromu sayılabilir. 

GEN TESTİ İLE HASTALIK TESPİTİ

Sigorta şirketleri, sigorta sözleşmeleri çerçevesinde üstlendikleri rizikolar nedeniyle sigorta ettiren ve sigortalılara ödemek zorunda kalacakları tutarları en düşük düzeyde tutabilmek amacıyla bilimin bütün olanaklarından olabildiğince yararlanmak isterler. Sigortacılara bu bağlamda destek sağlayan araçlar arasında “gen testleri” (veya “genetik testler”, “genom analizi”) de bulunmaktadır. 

Mevcut belirtiler esas alınarak konulmuş olan bir tanıyı doğrulamak (veya çürütmek) için yapılan genetik testlere “tanı testleri” (diagnostic genetic tests); bir biçimde aksaklık içeren genetik yapının daha sonraki zamanlarda yol açacağı/açabileceği bazı sağlık sorunlarının şimdiden (ancak henüz bir genetik bozukluk belirtisi mevcut değilken) belirlenmesini sağlayan genetik testlere de “öngörücü testler” (predictive genetic tests) diyebiliriz. Bu son gruba özellikle kalp ve sinir sistemine ilişkin koşulların saptanmasına yönelik incelemeler dahildir. 

Gen testleri kişilerin genetik yapısını ortaya koymaktadır. Bunlar sayesinde  mevcut bazı hastalıkların tanısı kesinleştirilmekte veya ileride ortaya çıkacak veya ortaya çıkması olası bazı rahatsızlıklar önceden belirlenerek bir tür uyarı işlevi yerine getirilmektedir. Mesela sağlık sigortası yaptırmak üzere sigortacıya başvuran bir sigorta ettiren adayının babasında kalp hastalığı mevcutsa, başvuru sahibinin de kalp hastalığı rizikosunu taşıyıp taşımadığı hususu, sigortacının risk değerlendirmesi bakımından önemlidir ve sigortacı bunu bilmeyi ister. 

YENİ TESTLER YENİ SORUNLAR

Genetik testler, sigorta hukuku alanında da değişik sorunların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Özellikle bunların hangi koşullarla sigortacıların risk değerlendirmelerinde kullanılabileceği ve sigorta ürünü satın almak isteyenlerden 

– önce bir gen testi yaptırması ve buna ilişkin raporu sigortacıya sunması, veya 

– daha önce yaptırılmış gen testleri varsa bunun sonuçlarını sigortacıya aktarması

istemlerinin hukuka ne ölçüde uygun olacağı tartışılmıştır. Buna ek olarak, sigortacının önemli bir genetik rahatsızlığı bulunan bir kimseye, bu durumu gerekçe göstererek teminat sağlamaktan kaçınmasına izin verilip verilmeyeceği de duraksama yaratmıştır. 

Gen testlerinin sigorta sözleşmesi kurulduktan sonraki safha bakımından da incelenmesi lazımdır. Acaba sigortacı, kendisi için sigorta ürünü satın almış olan bir sigorta ettirenden, daha sonra genetik test yaptırmasını isteyebilecek midir? Eğer sigorta ettiren bu isteği kabul eder ve yaptırdığı “öngörücü” bir gen testi sonucunda bir genetik hastalık olasılığı saptanırsa, 

– acaba sigorta ettiren bu durumu sigortacıya bildirmekle yükümlü müdür? 

– Durumu haber alan sigortacı “rizikonun ağırlaşması” gerekçesiyle, yasanın kendisine tanıdığı fesih hakkını kullanabilecek veya durumu riziko gerçekleştikten sonra öğrenmişse, sigorta parasını ödemekten kaçınabilecek midir?     

Yukarıda değindiğimiz hallerde, sigortacının riziko ile ilgili olarak gerek sözleşme yapılırken gerek sözleşme yapıldıktan sonra bilgi sahibi olma gereksinimi ile kendisi için sigorta ürünü satın alan sigorta ettirenin sigorta koruması altında olma ve kendisine ilişkin bazı genetik bilgileri öğrenmekten kaçınma (öğrenmeme) hakkı arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir.  

Acaba mevcut (yürürlükteki) genel kurallar ve sigorta hukuku kuralları bu hususta ne demektedir?

SÖZLEŞME ÖNCESİ BİLDİRİM 

Sigorta sözleşmesi hukukunun temellerinden olan “sözleşme öncesi bildirim görevi (külfeti)” hakkındaki kural uyarınca sigorta yaptıran (veya bilgisi dahilinde lehine sigorta yapılan) kişi, sigortacıya, riziko ile ilgili tüm önemli (sigortacının o sözleşmeyi hiç veya farklı koşullarla yapmasına yol açabilecek nitelikteki) bilgileri sözleşme yapılmadan önce aktarmak zorundadır. 

Sigorta ettiren  ve sigortalıya yüklenen bildirim görevi (külfeti) sigorta sözleşmesinin yapılmasıyla sona ermemekte, sigorta sözleşmesi içinde de sürmektedir: Özellikle riziko sonradan (sözleşme anına kıyasla) daha “ağır” (gerçekleşme olasılığı daha yüksek) hale gelmiş ise, bu durumun da sigortacıya bildirilmesi lazımdır. 

Türk Ticaret Kanunu’nun yukarıda belirttiğimiz kurallarından (sözleşme öncesi bildirim ile ilgili olan) TTK 1435 vd. kanımızca genetik testler açısından şu şekilde uygulanmalıdır: 

– Sigorta ettiren (başkası lehine sigortada sigortalı) “öngörücü nitelikte genetik test” yaptırmaya ve sonuçlarından sigortacıya bilgi aktarmaya zorlanmamalıdır. Bu testler yalnızca sağlık amacıyla veya sağlığa bağlı bilimsel amaçlar için söz konusu olabilmelidir. 

– Sigorta amacıyla (mesela kişinin hangi koşullarla sigortalanması gerektiğine ilişkin değerlendirme yapmak için) bu gibi testlerin yaptırılması ve bunlara ilişkin raporun bir örneğinin sigortacıya aktarılması istenmemelidir. 

– Ülkemizde bu hususa ilişkin açık yasal düzenleme yapılması yerinde olur. Çünkü yasa ile sınırlama getirilmediği takdirde, sigorta ettiren ve sigortalı, gen testi yaptırmaya zorlanabileceği gibi, yapılmış veya yapılacak bir “öngörücü” gen testinin sonuçlarını sigortacıya verme zorunluluğu ile de karşı karşıya kalabilecektir. Sigortacı da bu testin sonuçlarını dikkate alarak sigorta istemini geri çevirebilecek veya bunu kabul etmek için ağır koşullar dayatabilecektir.    

İç hukukumuzda sigortacıların gen testi sonuçlarını hangi koşullarda talep edebileceği ve dikkate alabileceğine ilişkin açık yasal düzenleme bulunmamakla birlikte, Türkiye’nin de 5013 sayılı kanunla 2003 yılında uygun bulduğu ve 20 Nisan 2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Avrupa Konseyi İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi m.12 “öngörücü genetik testler” konusunda bizde de uygulanması gereken aşağıdaki hükmü getirmiştir: 

Madde 12 – Genetik Tanı Testleri 

Genetik hastalıkları teşhise yönelik veya kişinin bir hastalıktan sorumlu bir gen taşıyıp taşımadığını belirlemeye ya da bir hastalığa genetik yatkınlığı veya hassasiyeti olup olmadığını ortaya çıkarmaya yönelik testler, sadece sağlık amaçlarıyla veya sağlık amaçlı bilimsel araştırmalar için ve uygun genetik danışmanlık hizmeti verilmesi şartıyla yapılabilir. 

Bu hükmün İngiliz dilindeki orijinal metni “Predictive genetic tests” (“Öngürücü genetik testler” başlığını taşımaktadır. Başlangıç kısmı ise “Genetik hastalıkları öngörmeye yönelik…testler” (Tests which are predictive of genetic diseases….) biçimindedir. Türkçe tercüme ise “öngörü” sınırlamasını içermemekte, mevcut bir hastalığın tanısının konulmasını da kapsayacak genişlikte kaleme alınmış bulunmaktadır). 

Çeviri aksaklığı bir yana, Avrupa İnsan hakları ve Biyotıp Sözleşmesi “sigorta amacıyla” gen testine izin vermemektedir. 

Daha önce yapılmış bir genetik test mevcutsa, acaba bunun sigortacı ile paylaşılması gerekir mi? Bu soruya verilecek cevap tartışmaya açıktır. Konulmuş bir tanıyı veya saptanan belirtilerin yarattığı kuşkuyu doğrulayan (veya tanının yanlışlığını, kuşkunun yersizliğini bildiren) bir genetik test sonucunun, sigortacının kararını etkileyebilecek olması durumunda, sigortacı ile paylaşılması beklenebilir. Buna izin verilmesinin uygun olacağı kanısındayız. Tanı amaçlı gen testleri, mevcut belirtilere veya (genetik yapıyla ilgili bulunmayan) tıbbi incelemelere göre olağan sayılamayacak bir durumun gerçekten var olduğu veya olmadığını ortaya çıkarmaya hizmet edecektir. Bunun tanı konulmasına yönelik diğer tıbbi incelemelerden (mesela kan tahlili veya MR) farkı yoktur.    

RİZİKO AĞIRLAŞIRSA… 

Sözleşme sırasında yapılan bir “öngörücü” gen testinin genetik rahatsızlık olasılığına işaret eden sonuçlarının “riziko ağırlaşması” olarak sigortacıya bildirilmesi görevi kapsamında sayılıp sayılmayacağı da kanımızca yoruma bağlıdır. Burada belirleyici olan riziko ağırlaşmasının nasıl tanımlandığıdır. Eğer riziko ağırlaşması “sözleşmenin kurulduğu ana kıyasla daha güçlü bir gerçekleşme olasılığı” olarak tanımlanırsa, gen testi sonucunda rizikonun daha ağır bir nitelik kazandığı söylenemeyecektir. Çünkü gen testi öncesi ve sonrasında rizikonun gerçekleşme olasılığı aynıdır; yalnızca gen testine göre bu olasılığın baştan beri daha yüksek olduğu öğrenilmiştir. Buna karşılık eğer rizikonun gerçekleşme olasılığının daha farklı (yüksek) olduğunun sözleşme sırasında (sonradan) öğrenilmesi de riziko ağırlaşması sayılırsa, o takdirde durum değişecektir. 

İNGİLTERE’DE NASIL?

İngiliz Hükümeti ile İngiliz Sigortacılar Birliği arasında 2018 Ekim ayında sigortacılık alanında gen testleri ile ilgili uygulama kurallarının belirlenmesi için bir anlaşma yapılmıştır. Bununla sigortacılar (özet olarak) aşağıdaki hususları taahhüt etmişlerdir: 

– Sigortacılar, sigorta yaptırmak için başvuran kişilerden tanı amaçlı veya öngörücü nitelikte gen testi yaptırmasını talep etmeyecekler ve onları bu konuda zorlamayacaklardır. 

– Sigortacılar, öngörücü gen testi yaptırmış olan bir başvuru sahibinden bu testin sonuçlarını açıklamasını  ancak onaylanan testler için ve şu sigortalarda isteyebileceklerdir:

•  Kişi başına 500 bin sterlinden yüksek limitli hayat sigortaları,

•  Kişi başına 300 bin sterlinden yüksek limitli tehlikeli hastalık sigortaları,

•   Senelik 30 bin sterlinden yüksek limitli gelir sigortaları.  

(Halen yalnızca 500 bin sterlinden yüksek limitli hayat sigortalarında Huntington hastalığı için yapılan testler onaylanmış bulunmaktadır.) 

– Sigortacılar, öngörücü gen testinin sonuçlarını talep edebilecekleri hallerde, bu sonuçları dikkate alarak orantısız hükümler, koşullar ve teminat dışı haller öneremeyeceklerdir. 

– Sigortacılar, sigorta başvurusu sahibinden sigorta teminatı başladıktan sonra yaptırdığı bir öngörücü gen testinin sonuçlarını, teminat süresi boyunca kan hısmı olan başka birinin gen testi sonuçlarını veya bilimsel araştırma amacıyla yapılmış bir gen testinin sonuçlarını bildirmesini isteyemeyeceklerdir.  

– Sigortacılar sigorta yaptırmak için başvuran kişilere, genetik test sonuçları bakımından bildirmek zorunda olmayacakları ve olacakları hususlar hakkında ve eğer başvuru sahibi kendi isteğiyle lehine bir gen testi sonucunu sigortacıya bildirmeye karar verirse, bunun sigortacının sigorta yapmak hususundaki kararını nasıl etkileyeceğine ilişkin bilgi vermekle yükümlüdürler. 

– Sigorta için başvuran kişinin sigortacıya kendi isteğiyle veya isteği dışında verdiği öngörücü gen testinin sonuçları, eğer lehine ise bu sonuçlar sigortacı tarafından dikkate alınabilecektir. Mesela aile geçmişine göre mevcut sayılan bir risk, gen testi sayesinde elenebiliyorsa, sigortacı bu durumda daha uygun koşullar önerebilecektir. Buna karşılık sonuç başvuru sahibinin yararına değilse, sigortacılar (öngörücü test sonuçlarını isteyebilecekleri sınırlı haller dışında) bu sonucu yok sayacaklardır. 

Fikrimizce, İngiliz uygulamasında benimsenmiş olan bu esaslar yerindedir ve bizde de benimsenmeleri lazımdır. Ayrıca ekleyelim ki, Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri (PEICL – Principles of European Insurance Contract Law) m. 1:202’deki çözümler de (bazı bakımlardan) İngiliz çözümleri ile benzerdir.  

Bu yazı hazırlanırken Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ayşegül Buğra’nın 15 Nisan 2019 günü Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü’nde (ANAMED) gerçekleştirilen “Differential Treatment in Insurance” (“Sigortada Ayırım Gözetilmesi”) panelinde yapmış olduğu  “Negative Differential Treatment Based on Genetic Characteristics” (“Sigortalılara Genetik Verileri Üzerinden Yapılan Farklı Muamele ve Sigorta Şirketlerini Sınırlayıcı Düzenlemeler”)  başlıklı çok değerli sunumundan geniş ölçüde yararlanmış bulunuyorum. Kendisine çalışmasını kullanma izni vermiş olduğu için şükran borçluyum.

28 Haziran 2019

İlgili Haberler

Yazarlar