Ali Erhan Tamer

Sigortacılık sil baştan kurgulanacak

Sigorta şirketlerinin gelecek dönemde iş süreçlerini sil baştan kurgulaması gerektiğini vurgulayan fütürist Eray Yüksek, özellikle hayat tarafında hizmet veren sigortacıların işlerinin zor olduğunu, hayat dışı sigortacıların ise hasarların son derece azalacağı gelecekte ayakta durabilmek için alternatif modeller geliştirmesi gerektiğini söyledi.

Günümüzde teknoloji görülmemiş bir hızda gelişiyor ve değişiyor. Her geçen gün teknoloji lugatımıza yeni bir kavramın girdiği dönemde, teknolojinin bizi nereye götürdüğünü anlamak da hayli zor bir hal almış durumda. Bu noktada yardımımıza koşan gelecek düşünürleri fütüristler gelecek tahayyüllerini paylaşarak hem bireyler hem de şirketleri geleceğe hazırlıyor. Bu isimlerden biri de zamanında IBM Gelişen Pazarlar Birimi Genel Müdürü ve Başkan Yardımcısı olarak görev yapan ve adı ülkemizde IBM ile beraber anılan Eray Yüksek. Kendisine fütürizmi ve sigortacılığın geleceğini sorduk. 

Öncelikle, Eray Yüksek kimdir? 

1961 doğumluyum. Alpullu Şeker Fabrikası’nda doğdum. Şansıma, 5’inci sınıfta matematik öğretmenim geldi ve bana “Sen her gün dersten sonra 2 saat daha kalacaksın” dedi. Gittiğim her yerde ekstradan bir şeyler öğrettiler. IBM’de herkese yılda 1 hafta eğitim verirlerdi, bana 8 hafta. 

29 sene IBM’de çalıştım. Ondan önce BEKO Teknik’te araştırma geliştirme laboratuvarındaydım. 1.5 yıl elektronik mühendisliği yaptım. IBM’e geçince Yapı Kredi Bankası’nı verdiler ve 5 sene tek müşterim Yapı Kredi oldu. Burhan Karaçam’ın Yapı Kredi’de yönetici olduğu, Türkiye’ye kredi kartlarının girdiği, ATM’lerin ve şubelerin dijitalleşmeye başladığı bir dönem. Bütün bu projelerde beraber yol aldık. 

Londra’da donanım projelerine katıldım. O zamanlar ana bilgisayarlar ölüyor diye özel bir proje verdiler. Main frame’lerin bırakılmaya başlandığı bir dönemde 7.8 milyar dolarlık ek gelir getirerek %70 kâr sağladık. Bir kişi olarak başlanan projede 9 ay içinde 84 kişiye ulaştık. Kadıköy Anadolu Lisesi’nde yatılı okudum ve ondan kalan bir şey var. İlişkiye giriyorsun, kapıdan içeri girerken herkesle konuşmak istiyorsun, dinlemeye açık oluyorsun sonra da her şeyi sahiplenmeye başlıyorsun. Sahiplenmeye başladığın zaman da Eray ve IBM gibi konular konuşulmaya başlıyor. 

IBM’den sonra profesyonel yaşamınız devam ediyor mu?

IBM’den sonra maaşlı profesyonel yaşamım olmadı. IBM’den ayrıldıktan sonra bir fon oluşuyor ve o fondan aylık alıyorsun. Emekli maaşın da olduktan sonra normal hayatına devam edip edindiğin bilgi ve tecrübeyi paylaşmaya başlıyorsun. Ben, denizlerdeki keşifler tarihine ve arkeolojiye çok merak saldım. Fütürizm de oradan geliyor. Denize olan tutkum devam edince keşiflerle ilgili Portekiz, Amerika gibi pek çok bölgeye gittim. Türkiye’nin değişik yerlerinde arkeolojik araştırmalarda bulunduktan sonra Fütüristler Derneği beni geri çağırdı. 2003 yılından beri gelecek dersleri ve seminerleri veriyorum. 

Fütüristlik ve fütürizm nedir?

Fütürizm, eski ve aykırı bir akım. II. Dünya Savaşı zamanında daha da yukarıya doğru çıkmış, sanatçıların veya değişik düşünen insanların gündeme getirdiği, o zamanlara göre biraz da yıkıcı bir şey. Beklenen ve tahmin edilen bir gelecek vardır, sen de oraya kadersel bir şekilde gidersin. Öyle bir gelecek hayal ediyorsun ki, o hayal ettiğin geleceği gerçekleştirebilmek için olumlu düşünüp bir şeyler yapman gerekiyor. Fütüristler bunu yapan insanlardan oluşan bir grup. Fütüristler, kişilere ilham verip harekete geçiriyorlar.

Türkiye’deki fütürizm topluluğundan bahsedebilir misiniz?

800 civarında bir üyesi olan topluluğuz ama kendine fütürist diyen 40-50 kişi vardır. Hepsi de Fütüristler Derneği’ne üye değil. Başka alanlarda çalışan çok değerli insanlar da var. Fütürizm dediğiniz zaman, kendinize bir endüstri seçmeniz gerekiyor. Sağlık, teknoloji olabilir. 18 tane endüstriden birini bulmanız, trendleri yakalamanız, teknolojiyi bulmanız lazım. Öğretebileceğin; üç boyutlu, artırılmış gerçeklik, yapay zeka, gen, robot, endüstri 4.0, drone, nanobotlar, iletişim gibi bir konu söylersin ve bir sürü detayı birleştirip malzeme edersin. Bir de bunlara iletişim 5.0, insan 5.0, internet 5.0 gibi büyük akımlar ilave edebilirsin. Bütün bunları harmanladığın zaman yaklaşık 200 civarında türev çıkar. Onların bir tanesinde uzman olabilirsin. 

Fütürist Derneği’ne üye olmak istiyorum. Mümkün mü?

Fütürist olmayan birinin derneğe üye olması mümkün. İnternet sistemine başvuruyorsun. Biz onu görüyoruz ve diyoruz ki “Ali Erhan, önümüzdeki ayın ilk Salı günü saat 18.00’de gel tanışalım. Yönetim kurulu toplantımız var, sana da hoş geldin diyelim.” O ana kadar üye değilsin, randevuya gelmezsen de üye olamıyorsun. İşin bir ciddiyeti var. Toplantıya geldiğinde konuşmaya başlayarak senden bir şeyler almaya çalışıyoruz. O toplantıdan bir görevle; bir ekibin, çalışmanın parçası olarak çıkıyorsun. 

Gelecekte neler bizi bekliyor?  Dünyadan başlayım dilerseniz…

Öncelikli olarak dünyada iki büyük değişim var. Bunlardan bir tanesi gen koduna pozitif anlamda müdahale ve değiştirme yeteneğine sahip olabilmek.  Bütün bu değiştirmeler refahı, mutluluğu ve yaşamın kalitesini artırmak üzere yapılıyor. Üzerine regülasyon koymazsan, nükleer fizyonun sonsuz enerji yaratacağım diye atom bombasına dönüşmesi çok kolay. Regülasyonu koymak için daha vakit var. Alanlardan bir tanesi de etik, moral, ahlak regülasyonları. Aramızda avukatlar da var. İkincisi ise yapay zeka. Çok büyük verileri aldık, sınıflandırdık, kullandık. “Bu verilere nasıl erişeceğiz? Nasıl elimizde tutacağız? Bilgisayarlarımızın kapasitesi yetmez” derken kuantum bilgisayarı ile çözüme ulaştık. IBM, New York’ta bunu yapıyor. Makinelerin olasılık hesaplarını sonsuz bir noktaya getiriyor, düşünce gücünü ve kendi kendine öğrenme gücünü veriyor.  Yapay zekayı ve kuantumu birleştirip algoritmaları yazdığın zaman; insan gibi çözüm üretebilen, çok yüksek sayıda veriye ulaşabilen, insan kadar hesaplama kapasitesi olan ve neredeyse insanlığın tamamı kadar bir yapıda çözümler üretmeye başlıyorsun ki, bu durum çok ilginç bir yere doğru gidiyor. Robotlar işimizi elimizden alacak mı? Bunun bir parçası daha var. Her yerde aracıların ortadan kaldırılması yani blockchain. Ticaretin tanımını değiştiriyor. Bizdeki ticarette alırsın, verirsin, aradan da hizmet bedeli kesersin. Son derece basit olan bir model çöküyor. Arkadaki lojistiği, hizmetleri ve kontrol mekanizmalarını yani risklerin tamamını blockchain diye bir yere yüklüyorsun ve verilerin bozulamaz, değiştirilemez, manüpile edilemez hale geliyor. 

Genom kusursuz hale gelip insan ömrü uzadığında yapay zeka ve türevleri bizi daha az çalışır hale getiriyor çelişkisine ne diyorsunuz?  

Genom bilimi kanser, kalp, damar, psikolojik problemler gibi hastalıkları çözdüğünde doğal olarak kişilerde aşırı adrenalin tutkusu yoksa ve kendisini aşırı risklere atmıyorsa, insanların hayatta kalma süresi uzuyor. Uzayan bir yaşam ve bambaşka bir dünyaya doğru gidiyoruz. Giyilebilir teknoloji dediğimiz; örneğin kolumuza taktığımız saatler o dönemde aptal olacaklar. Her şeyde ve her yerde bağlanabilirlik olacak. Öyle bir döneme girildiği zaman sigorta şirketlerinin; iyi sürücü – kötü sürücü, gece kullanırsan daha fazla ödüyorsun gibi kampanyalarının da çok üstüne ulaşılacak. Her türlü bilgiyi alıp vermeye başlayacak. Peki, bağlanamamazlık bir hak mı olacak? Böyle bir tercihleri olabilecek mi? Olduğu zaman ceza kesilecek mi? Verini paylaşmadığın zaman aldığın ürün daha pahalı mı olacak? Örneğin sağlık sigortası yaptıracak kişinin bütün verilerinin olması gerekiyor ki doğru fiyatlama yapılabilsin. Bugünkü sistemde sağlık sigortası yaptıracak 50 yaş üstü kişinin poliçesi tam checkup olmadan yapılmıyor. 80 yaşındaki kişinin yaşam sigortası yaptırmak istediğinde ne cevap verileceği belli. Veri paylaşmanın elzem olduğu, veri paylaşmayan kurumların ve kişilerin yalnızlaştığı ve onlar için hayatın çok pahalı olduğu dünyaya gidiyoruz. Bence öyle detoks merkezleri olacak ki, onları ancak çok varlıklılar kullanacak. Demokrasinin tanımı değişecek. Anonim olmak bir özgürlük ve hak olacak. Bu gelişmeler bana çok heyecan verici geliyor ve beni rahatsız etmiyor. Beni rahatsız eden büyük kitlesel göçler. Kıtlığın olacağına inanmıyorum, bir şekilde kaynaklarla o iş çözülecek. Uzun yaşamak için ben kişisel verilerime çok önem veriyorum, paylaşmıyorum deyip bir tartışma ortaya atıp da insanların sağlıklarından vazgeçeceklerini düşünmüyorum. Beni en çok korkutan kısım ise 1 milyar göçmenin aşağıdan yukarıya doğru gelmesi. O zaman demokrasinin de paylaşımın da tanımı değişmeye başlayacak. Bir duvarla, askeri tedbir ile veya nükleer bomba ile durdurma şansın yok.

Fütüristik bir gelecekte sigortayı nasıl görüyorsunuz?

Sigortacılar yollarını bulacaklar. Bir hayat, bir de mal, eşya, iş kısmı var. Hayat kısmı zor. Modelin tamamen değiştirilmesi, alıştığı her şeyin çöpe atılması lazım. İşbirliklerine gidilmesi lazım. Örneğin, hastalık üzerine olacağı yerde yaşam kalitesini düzeltme üzerine olabilir. Hastalık – tedavi – ölüm yerine, uzun yaşam formunda kalite nasıl yükseltilebilir odaklı bir modele gidebilirler. 120 yaşına kadar yaşayacaksan, 80 yaşından sonra başka bir modele geçmen lazım. Geçtiğin modelin de, örnek vermek gerekirse; vücut desteğine ihtiyacın olursa eğer, onu destekleyecek, ona karşılık prim ödeyeceğin bir sigorta çeşidi olması lazım. Pahalı bir kaynak kullanmak istiyorsan, insan tarafından bakılmak istiyorsan ona karşılık prim ödeyeceğin bir sistem olması lazım. Bakım sigortaları çok gelişecek. Bunun anlamı sigortacılıkta karşılanmayan risklerin karşılanabileceği bir dünyaya gidiyoruz.  Sigortacılığı konuşmak zulüm olmayacak, keyif verecek. Bir seyahat programcısı ile konuşma haline dönüşecek. 90 yaşında yapmak istediklerinin hayalini sigortacıların sana sunması gerekiyor.

Otonom araçların ise kaza oranları gelecekte çok az olacak. Oradan düşürülen primle belki otomotivcilerle beraber çözümler üretilebilir. Yollarını sinyalizasyonları karşılığında verim sigortası gibi bir şey yapılabilir. Otonom araçların sahiplerinin değişmesi gerekebilir, belki de sigorta şirketleri otonom araçların sahibi haline gelebilir. İnsanlar her zaman bir yerden bir yere gidecekler. Teknoloji nasıl olursa olsun. Sigorta şirketleri gelecekte başka uzay çağı ürünlerini de sigortalayacaklar. Otonom araçlar yaygınlaştığında sigorta şirketleri paylaşım ekonomisinin içine girebilirler. Otonom araç zekası üreten şirketler olabilirler. 

İnsan ömrünün uzayacağı düşüncesi ile emekliliğin geleceğine nasıl bakabiliriz?

Öyle bir yere gidiyoruz ki, üretimden gelen verimliliği vahşice bir tüketim ekonomisine atma devri geçecek. Vatandaşlık maaşı diye bir şey çıkacak. Vatandaşlık maaşı ile emeklilik maaşı takas edilecek. Öyle bir vatandaşlık maaşı konulacak ki vatandaşa “Bak ben sana ayda 5 bin emeklilik maaşı ödüyorum, gel bunu 10 bin yapalım. Sana yaşamını devam ettirmen için ödenen bedeli iki katına çıkartıyorum, yalnız senin incelememize göre çok özel yeteneklerin var. İnanıyorum ki sen şu alanda iyi bir gelecek yaratabilirsin” denilecek. Ekonomik modeller değişecek. Sen okuyup bilgilerini güncelledikçe, yaşamın başka bir bölümüne hizmet etmeye başladıkça, ben senin emeklilik maaşını, vatandaşlık maaşı ile değiştirip, onun içinden belli miktarını yine sağlayıcılarla paylaşıp bambaşka bir modele seni aktaracağım. Bunun içinde sigorta şirketleri de olabilir. Sigorta şirketleri vatandaşlık maaşının bir parçası olmak zorunda. Devletin tek başına altından kalkacağı bir sistem olmadığını düşünüyorum. 

2 Ocak 2019

İlgili Haberler

Yazarlar