Şirketler küresel ısınmaya nasıl hazırlanıyor?

"Bu sorun sadece ülke ve hükümetler tarafından çözümlenemez; hem özel sektör hem de finans piyasasında aktörlerin de dahil olduğu küresel bir çaba gerektirmektedir."

Başlıca atmosfere salınan gazların neden olduğu düşünülen sera etkisinin sonucunda dünyanın 2 derece ısınması gündemde. Küresel ısınma diye ifade edilen bu durum kurak yerlerin daha kurak, yağışlı yerlerin daha da yağışlı olmasına sebep oluyor. Bu da öngörülemeyen riskleri beraberinde getiriyor. HSBC Holding Grubu CEO’su Stuart Gulliver konuya ilişkin olarak “İklim değişikliğiyle mücadelede başarılı olmak için iklimle bağlantılı risk bildirimlerine dair net ve istikrarlı kurallar olması hayati önem taşımaktadır” derken PepsiCo Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Indra K. Nooyi şirket olarak 2030 yılına kadar üretim sürecinde ortaya çıkan mutlak sera gazı emisyonlarını yüzde 20 oranında azaltılmasını kapsayan bir hedefleri olduğunu açıkladı. Sorunun sadece ülke ve hükümetler tarafından çözülemeyeceğini belirten AXA CEO’su Thomas Buberl “Hem özel sektör hem de finans piyasasında aktörlerin de dahil olduğu küresel bir çaba gerektirmekte” görüşünü dile getirdi.

Didem Eryar Ünlü’nün Dünya gazetesinin bugünkü (11 Temmuz 2017) nüshasında yayımlanan “Dünyayı ‘bilgi’ kurtaracak” başlıklı yazısı şöyle:

Geleceğe yönelik yatırımların iklim değişikliyle bağlantılı risk ve fırsatlarını daha iyi anlamak için, şirketlerin 2 derece daha ısınması söz konusu olan bir dünyaya nasıl hazırlandıklarını ve kendilerini nasıl konumlandırdıklarını bilmek gerekiyor.

Şirketlerin iklim değişikliği karşısında ve yenilebilir enerjiye geçiş sürecinde neler yaptıklarını, belirsiz bir geleceğe nasıl hazırlandıklarını şeffaf bir şekilde raporlamaları; karşılaştırılabilir ve istikrarlı bilgi sağlamaları gerekiyor.

İklimle bağlantılı risk ve fırsatlar hakkında etkin bildirimde bulunan şirket sayısı arttıkça, yatırımcılar da bu yeni riskler hakkında farkındalık kazanacak. Bu farkındalığın artması ise, hükümetlerin iklim değişikliği politikalarını önemli ölçüde etkileyebilecek bir güce sahip.

Nitekim bugün dünya genelinde yüzlerce şehir, eyalet ve bölge, şirket, yatırımcı ve sivil toplum kuruluşu iklim değişikliğine karşı mücadelede çıtayı yükseltiyor. Geçtiğimiz günlerde G20 liderlerine yapılan çağrı da bunun en somut örneklerinden. Çağrıyı yapan paydaşlar, toplam 1.2 milyar kişiyi kapsayan, küresel ekonominin üçte birinden fazlasını ve yaklaşık 200 trilyon dolarlık varlığı yöneten 400 küresel yatırımcıyı içeriyor.

Yeni gelişen düşük karbonlu ekonomilerdeki fırsatları yakalamayı planlayan bu aktörler, amaca uygun tasarlanmış modern ekonomilerin acil küresel sorunları ele alması çağrısında bulunuyorlar. Bu kapsamda, özel sektör yatırımcıları ve şirketleri ile sivil toplum örgütlerinin Eylül 2018’de Kaliforniya’da düzenlenecek büyük küresel iklim zirvesi öncesinde iklim değişikliğiyle mücadele çalışmalarını büyük ölçüde arttırması planlanıyor.

Son dönemde, tüm dünyada küresel ısınma ile mücadele ve Paris Anlaşması’nın hayata geçirilmesine yönelik gösterilen destekte büyük bir artış var.

Örneğin C40 Kentleri olarak da bilinen “Büyük Kentler İklim Liderlik Grubu”ndan 46 Belediye Başkanı ortak bir metne imza attı. Açıklama, G20 liderlerine yurttaşların hizmet vermek ve gezegenimizi kurtarmak adına küresel belediye başkanlarıyla pragmatik ve pozitif bir işbirliği yapmaları çağrısında bulunuyor.

Finansal İstikrar Kurulu (FSB), İklimle Bağlantılı Finansal Bildirim Görev Gücü (TCFD) tarafından yazılan iklim değişikliği ile ilgili finansal risklerin açıklanması ve takip edilmesine yönelik öneriler raporunu tanıttı. Bu öneriler, piyasa değeri 3.3 trilyon doları aşan 100 şirket ve 24 trilyon doların üstünde sermaye yöneten finans şirketleri tarafından destek gördü.

22 trilyon dolar üzerinde varlık yöneten yaklaşık 400 küresel yatırımcı tarafından desteklenen 6 yatırım kuruluşu, hükümetlerin Paris Anlaşması konusundaki taahhütlerinin arkasında durmaları ve iklim değişikliğine karşı güçlü kolektif eyleme geçilmesi konusunda fikir birliğine varmaları çağrısında bulundu.

Önemli çağrılar

Tabii ki asıl önemli olan G20 liderlerinin küresel ısınma ile mücadelede somut ve etkili adımlar atmaları. Bu kapsamda dünya liderlerine yapılan çağrılar şu yönde:

– Mevcut iklim taahhütleri ve insanların güvende olmalarını sağlayacak taahhütler arasındaki farkı kabul etmek.

– En geç 2018 yılına kadar, 2020 ulusal katkı niyetlerinin revize edileceği ve çıtanın yükseltileceğine dair siyasi vaatte bulunmak

– Paris Anlaşması’nın uzun dönemli hedefleriyle uyumlu bir 2050 patikası geliştirmek için ulusal, alt ulusal, yerel yönetimler ve diğer devlet dışı aktörler arasında işbirliği ve ortaklıklar yapılması.

– Alt ulusal yönetimler, devletler, bölgeler ve şehirlerin iklimle mücadele konusundaki öncü ve uygulamacı rolünün G20 tarafından tanınması.

– Finansal İstikrar Kurulu (FSB) tarafından kurulan İklimle Bağlantılı Finansal Bildirim Görev Gücü’nün (TCFD) önerilerinin desteklenmesi ve uygulamaya geçirilmesi.

– Fosil yakıt sondajı ve kömür üretimine verilen tüm teşvikler başta olmak üzere, 2020’ye kadar tüm fosil yakıt teşviklerinin adil bir şekilde kademeli olarak sonlandırılmasına dair net bir zaman çizelgesi sunulması.

– Karbon fiyatının, toplumsal maliyetine orantılı bir biçimde fiyatlandırılması.

– Düşük karbonlu yatırımın önünü açacak ve hızlandıracak bir dizi sıkı önlemler alınması ve finans sisteminin karbondan arınmasına yönelik çalışmalara devam edilmesi.

– Enerji ihtiyacının tamamının yenilenebilir kaynaklardan üretilmesini sağlayacak sürecin hızlandırılması.

Yatırımcılar ve özel sektör iklim risklerinin farkında

Önemli yatırımcı ve özel sektör temsilcileri düşük karbon ekonomisine geçişin başladığını biliyorlar. Bu kapsamda hükümetlerin bir an önce Paris Anlaşması gereklerini yerine getirmelerini talep ediyorlar. İşte bazı yorumlar:

– HSBC Holding Grubu CEO’su Stuart Gulliver: “İklim değişikliğiyle mücadelede başarılı olmak için iklimle bağlantılı risk bildirimlerine dair net ve istikrarlı kurallar olması hayati önem taşımaktadır. Görev Gücü’nün çalışması onaylanmış bir küresel bildirim çerçevesi geliştirilmesi açısından atılmış büyük bir adımdır.”

– PepsiCo Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Indra K. Nooyi: “İklim değişikliği çağımızın en önemli konularından biridir ve acil, eşgüdümlü eylem gerektirmektedir. PepsiCo’nun 2030 yılına kadar tedarik zincirimizin tamamında mutlak sera gazı emisyonlarını en az yüzde 20 oranında azaltılmasını kapsayan, bilime dayalı bir hedefi bulunmaktadır.”

– AXA CEO’su Thomas Buberl: “Bu sorun sadece ülke ve hükümetler tarafından çözümlenemez; hem özel sektör hem de finans piyasasında aktörlerin de dahil olduğu küresel bir çaba gerektirmektedir.”

– Australia and New Zealand Banking Group Limited (ANZ) CEO’su Shayne Elliott: “Hissedarlar ve bankaların daha bilgili kararlar verebilmeleri için şirketler ibraz ettikleri karbon risklerini ve fırsatları yönetim bildirimlerini iyileştirmelidir.”

– Avaada Group Yönetim Kurulu Başkanı, Vineet Mittal: “Yenilenebilir enerji küresel karbon emisyonlarının azaltımında çığır açan etkenlerden biri olmuştur. Sektördeki teknolojik gelişmeler ve maliyetteki düşüş, hem ekonomileri körüklemek hem de yetersiz hizmet alan bölgelerde topluluk kurmak açısından, büyümeyi tetiklemiştir. Avaada olarak biz, bu fırsatı güçlendirmeye ve iklim değişikliğiyle mücadele için sürdürülebilir çözümler sunmaya devam etmeye kararlıyız.”

– EDF Group CEO’su Jean-Bernard Lévy: “İş dünyasının iklim konusunda adil, şeffaf ve istikrarlı bir raporlama yapması düşük karbonlu ekonomiye geçişe öncülük etmenin iyi yollarından biridir.”

– Enel SpA CEO ve Genel Müdürü Francesco Starace: “İklim değişikliği dünyanın günümüzde karşı karşıya kaldığı en büyük sorun. Etkileri, ekonominin her kesiminden şirketleri ilgilendirmektedir. Küresel iş hayatının ne yaptığı ve kaydettiği ilerlemeler hakkında istikrarlı ve şeffaf bir bilgi akışı yapbozun önemli bir parçasını teşkil etmektedir. Mirasımızın ötesine geçmenin ve varlıklarımızı geleceğe taşımanın yeni yollarını aramaya devam ederken, iklim değişikliği ile mücadele açısından finansal etki veri ve bildirimleri araçlarının önemi her geçen gün artacaktır.”

11 Temmuz 2017

İlgili Haberler

AvivaSA’dan Türkiye’nin 10 yılı araştırması: %67, çocuklarının geleceğine garanti istiyor

AvivaSA, 10. yıl iletişim çalışmaları kapsamında “Türkiye’nin 10 Yılı” araştırması ile geçmiş ve gelecek 10 yıla ışık tuttu. Araştırmaya katılanların %67'si gelecek 10 yıl içinde “çocuklarının geleceklerini garanti altına almanın” ilk tercihleri olduğunu belirtti. Geçmiş 10 yıla ilişkin “Ah Keşke!” denen şey ise, en yüksek oranda (%34) “Keşke boş zamanlarımı daha dolu dolu geçirseydim” oldu. Araştırmada ayrıca, son 10 yıl içinde, Türkçe pop şarkısı ve şarkıcısı, Türk filmi, Türk dizisi, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu ve Türk sporcusu gibi alanlarda, Türk insanının en başarılı bulduğu isimlere de yer verildi. Tarkan, Kenan İmirzalıoğlu, Arda Turan, Ali Sunal isimleri ve Recep İvedik filmi ile Diriliş Ertuğrul dizileri ilk sırada yer aldı.

“Dünyanın yarısının kullandığı işletim sistemindeki güvenlik açıklarına dair rapor trende unutulur ve…”

Lloyd’s ve Cyence tarafından yayımlanan siber risk raporunda siber saldırıların mevcut sonuçlarını daha iyi anlamak için iki senaryo üzerinden ilerleniyor. İki senaryo da, siber saldırılara karşı alınan önlemleri sağlamlaştırabilmek için analistlerin hayal güçlerinin bir ürünü. Oldukça ilginç olan bir senaryoya göre, bir siber güvenlik analisti, içinde küresel piyasanın yarısı tarafından kullanılan bir işletim sisteminin güvenlik açıklarına dair raporu trende unutuyor. Bu rapor “derin web” üzerinden satışa çıkarılıyor. Birisi de sistemdeki açıkları kullanarak maddi kazanç sağlamak amacıyla raporu satın alınıyor.

Yazarlar