Oğul Doğa Gökşin

“Strateji Çalıştayımızda beyin fırtınası yapacağız”

7 Şubat’ta kamu kurumlarından, sigorta şirketlerinden ve dağıtım kanallarından temsilcilerin katılacağı 5 Yıllık Strateji Çalıştayı’nda sektöre yön vereceklerini belirten Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Can Akın Çağlar “Buradaki tüm konuşmaların ışığında sektörümüzün yeni dönem stratejilerini belirlemek üzere bir beyin fırtınası yapacağız” diye konuştu.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Can Akın Çağlar, 2018’in ikinci yarısından itibaren döviz kuru ve enflasyon oranındaki artış ile sektörün üzerinde oluşan baskıyı ve Yeni Ekonomik Plan ile ortaya çıkan 2019 fırsatlarını değerlendirdi. Özetle sektörün büyümesinde yavaşlama olduğunun altını çizen, 2019’da ise büyüme trendinin tekrar yakalanacağını öne süren TSB Başkanı Çağlar, 7 Şubat’ta 5 Yıllık Strateji Çalıştayı düzenleyeceklerini söyledi. Çağlar, “Çalıştay ile küresel gelişmeler ışığında sigorta ve emeklilik sektörlerinin stratejilerini belirleyeceğiz. Kamu kurumlarından, sigorta şirketlerinden ve dağıtım kanallarından temsilciler katılacak. Bu çalıştayda yurt dışından da konuklarımız olacak. Özellikle teknolojik gelişmeler, yapay zeka, blockchain, siber riskler ve sigortaları konusunda global anlamda isim yapmış ve bu konuların sigortacılık uygulamalarında uzman kişilerin sunum ve katkıları olacak. Tüm bu konuşmaların ışığında sektörümüzün CEO’larıyla oturup sektörümüzün yeni dönem stratejilerini belirlemek üzere bir beyin fırtınası yapacağız” dedi.  

TSB Başkanı Can Akın Çağlar, sektör olarak 2018’i kapattığımız, 2019’a start verdiğimiz Ocak sayımız için Sigortacı Gazetesi’nin sorularını cevapladı. Çağlar’ın, dijitalleşmeden iklim değişikliğine, kamu otoritesinin düzenlemelerinden dağıtım kanallarının taleplerine, BES’ten yeni dönemin risk ve fırsatlarına birçok konudaki görüşleri için buyurunuz…

Sigorta sektörü açısından 2018 yılını değerlendirir misiniz? 

Öncelikle şunu belirtmem gerekiyor. Sigortacılık, icra ettiği kritik fonksiyonları itibarıyla Türk ekonomisi için stratejik bir sektör. 2017’de Gayri Safi Milli Hasılanın 35 katı tutarında, 107.2 trilyon lira teminat vererek yatırımların yapılabilmesi ve sürdürülmesinde kritik rol oynadık. Aynı yıl Türkiye ekonomisi beklentilerin üzerinde, %7.4 büyüyerek G20’nin en hızlı gelişen ekonomilerinden biri oldu. Neticesinde sigorta prim üretimindeki artış, ülke ekonomisine paralel seyretti. Ancak geçen yıl trafik sigortalarında uygulamaya alınan tarife ve havuz gibi sektöre özel gelişmeler de gidişatı şekillendirdi. 2017 yılsonu itibarıyla sektörün prim üretimi reelde %2.7 büyüyerek 46.6 milyar lira oldu. Ekonomisi güçlü olan ülkelerde güçlü sigorta sektörleri görmek şaşırtıcı olmuyor. Ancak, 2018 yılının ikinci yarısından itibaren etkisi hissedilen kur ve faiz artışına bağlı olarak kredi hacmindeki daralma nedeniyle sektörümüzde de reel olarak küçülme yaşandı. Bununla ilgili olarak, Eylül ayında Net Bileşik Rasyo geçen yılın aynı dönemine göre hayat dışında 3.2 puan artış göstererek %104.2’ye yükseldi. Özellikle sektörün lokomotif branşlarında yaklaşık 6 puan arttı. Net Bileşik Rasyo, kur enflasyonuna duyarlı trafik branşında 6 puan artarak %117.4’e, yine kaskoda 6.8 puan artışla %105.6’e ulaştı. 

‘SEKTÖRÜN BÜYÜMESİ YAVAŞLAYACAK’

Peki 2019 sektör için ne gibi fırsat ve riskler barındırıyor? 

2019 yılında beklenen çift haneli enflasyon, Net Bileşik Rasyodaki artış eğiliminin devam riskini beraberinde getiriyor. Önümüzdeki yıl Yeni Ekonomik Plan’daki görece düşük büyüme hedefi, kredi hacmindeki daralma, ekonomideki sıkılaşma sektörün büyümesini yavaşlatacak. Diğer taraftan teminat değerlerindeki döviz kuru ve enflasyona bağlı yükselme, primlerde yukarı yönlü bir artış getirecek olup bu durumun, 2019 yılında ekonomideki daralmaya bağlı sigorta penetrasyonundaki muhtemel düşüşün kısmen kompanse edebileceğini söyleyebilirim. Bütün bunlara rağmen, kurda stabilizasyonun sağlanmaya başladığını ve alınan önlemler nedeniyle ekonomimizde  dengelenme ile birlikte 2019 yılından itibaren sektörümüzün büyüme trendine gireceğini öngörmekteyiz.  

Hangi sigortalarda penetrasyonun artmasını bekliyorsunuz?

Ülke ekonomisi dünya liginde 17’nci sıradayken sigorta sektörü 39’uncu sırada yer alıyor. Buna bağlı olarak kişi başı prim düzeyi ve penetrasyon da gelişmiş ülkelere göre oldukça geri durumda. Bunun en temel sebeplerinden biri sigorta bilincinin düşüklüğü. İlk hedefimiz sigorta bilincini artırmak. Bu sebeple Birliğimiz, başta sosyal medya ve dijital yayınlar olmak üzere tüm iletişim kanallarında, yazılı ve görsel medyada sigortanın günlük hayattaki yeri ve işlevlerine dikkat çekip, bilgilendirmeye yönelik çalışmalar yapıyor. Önümüzdeki dönemde sosyal medyayı sigorta bilincinin ve farkındalığının artırılması için daha da etkin kullanmak hedeflerimizden biri. Bu konudaki motivasyonumuzu ülkemizdeki internet kullanım alışkanlığı son derece yüksek genç kesim oluşturuyor.  

‘AMAÇ SEKTÖR 4.0 İLE DEĞİŞİME  HAZIR OLMAK’

Yine Birlik bünyesindeki yeni kurduğumuz strateji, dağıtım kanalları ve iletişim komitelerimizle önleyici sigortacılık, sigortada bilinç düzeyinin yükseltilmesi, penetrasyonun artırılması ve sigortacılıktaki gelişmelerin sektörümüze orta ve uzun vadeli etkileri noktasında sektörel uyumu ve değişimi tetiklemek, farkındalık oluşturmak adına çalışmalara başladık. Amacımız tüm sektörleri etkileyen dijitalleşme ve sektör 4.0 ile yaklaşan yeni döneme, yeni trendlere, kuşak değişimin getirdiği sosyo-kültürel değişimlere sektör olarak hazır olmak. 

Bunların yanı sıra sigorta ve tasarruf bilincinin küçük yaşlardan itibaren kazandırılmasını önemsiyoruz İlköğretimden başlayarak çocuklarımıza, gençlerimize müfredat kapsamında risk kavramı, sigortanın önemi ile tasarruf yapmanın gereği ve yolları konusunda eğitim verilmesi; finansal okur yazarlığın yaygınlaştırılması istiyoruz. Geleceğimizin sigortası çocuklarımıza sigorta ve tasarruf bilincini kazandırmak, öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bu çerçevede başta kamu olmak üzere tüm paydaşların katılımı ile sektörümüzün önümüzdeki dönem yol haritasını oluşturmak adına 7 Şubat’ta bir çalıştay planladık. 

Dijital bir dönüşüm yaşıyoruz. Sektörün de poliçe ve zeyil işlemlerinde, kağıt kullanımını azaltması, sigortalılara poliçelerin dijital ortamda teslimini hedefliyoruz. TSB olarak buna benzer taleplerimizi kamuya ilettik. Dijitalleşme olgusunun tüm sektörlere girmesi ile siber risklerin arttığını ve sektör için yeni bir alan olarak büyüyeceğini öngörüyoruz.

‘SORUMLULUK SİGORTALARI BÜYÜMEDE ÖN SIRADA’

Şirketlerimiz, hayat dışı branşlarda pazarı genişletmek ve derinleştirmek üzere çeşitli ürünlere yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu çerçevede; sorumluluk sigortaları, gelişme potansiyeli olan branşlar arasında en ön sırada. Üstelik hak arama konusundaki duyarlılık, sorumluluk sigortalarına olan ihtiyacın artmasına neden oluyor. Çeşitli meslek grupları için gelişen sorumluluk bilinci ve mahkemelerin konuya ilişkin kararları ile Avrupa Birliği müktesebatına uyum süreci, mesleki sorumluluk sigortaları teminatı ihtiyacını doğurdu. Bu ihtiyaca cevap verecek yeni poliçeler düzenlenmesini hedefliyoruz.

Büyüme beklediğimiz bir diğer branş da kefalet sigortaları. ABD’de banka teminat mektuplarına yönelik ihtiyacın neredeyse tamamı kefalet sigortası ile sağlanırken, bu oran Güney Amerika’da %25, Asya Pasifik bölgesinde %50, Avrupa’da ise %25 seviyelerinde. Türkiye’nin bu branşta potansiyeli çok yüksek. 

Dini hassasiyetleri nedeniyle sigortadan uzak duran vatandaşlarımızın İslami finansa uygun ürünlerle teminat altına alınmasını sağlamak amacıyla katılım sigortacılığı başladı ve ilerleyen dönemlerde sektöre ivme kazandıracağını düşünüyoruz. 

Hayat sigortaları, son dönemdeki kredi hacmindeki daralmadan önemli ölçüde etkilendi. Bu sebeple karma (prim iadeli) hayat sigortaları, birikimli hayat sigortaları, ihtiyari hayat sigortaları gibi diğer hayat ürünleri desteklenmeli.

EHLİYETE TRAFİK SİGORTASI

Bütün bu hedeflerin yanında kronikleşen sorunlara yönelik çözüm önerileriniz neler?

Trafik branşında belirsizliğe ve hukuki ihtilafa sebep olan; sürekli iş göremezlik, destekten yoksun kalma ve değer kaybı tazminat hesap standardının belirlenmesi ve tazminatın en kısa sürede mağdurlara ödenmesini, sonuçta yargıya ve tahkime intikal edecek dosya sayısının azaltılmasını hedefliyoruz. 

Trafik sigortası sürücü adına tanzim edilmeli. Bu model sürücü davranışlarının etkisinin poliçeye doğrudan yansıtılmasına olanak sağlıyor. Bu sistemde hasar geçmişinin yanı sıra sürücülerin trafik kurallarına uyması da sağlanacak, ehliyet puanı ile trafik ceza nedenlerine ilişkin veriler poliçe düzenlenirken değerlendirilecek. Kişi temelli poliçe tanzim sistemi ile trafik kazalarının azaltılmasını; böylece ülkeye, topluma ve sektöre katkı sağlanmasını amaçlıyoruz.

‘kur artışı ve enflasyon en önemli rİsk’

Yüksek enflasyon ve kur artışı 2019 yılı için de sektör açısından en önemli risk olarak karşımıza çıkıyor. Hayat dışı sigorta prim üretiminde önemli bir paya sahip olan oto sigortaları bu konuda en çok etkilenen branşlar arasında yer alıyor. Kur artışları sadece yedek parça maliyetini değil, işçilik maliyetini de etkiliyor. Kur artışı nedeniyle ödenen maddi tazminatta trafik sigortasında yaklaşık %40, kaskoda ise yaklaşık %48 artış yaşandı. Oto sigortalarında eşdeğer parça kullanımının desteklenmesini, Rekabet Kurumu ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın düzenlemeleri kapsamında eşdeğer yedek parça belgelendirme konusunun rekabete açılarak gerekli akreditasyona sahip kurumlarca belgelendirme yapılabilmesini bekliyoruz.

Hekim sorumluluk sigortasında hasarın yaklaşık %95’i dava süreci devam etmekte olan muallak hasarlardan kaynaklanıyor. Bu durum söz konusu branşa ilişkin öngörülebilirliği ortadan kaldırdı. Bu nedenle diğer zorunlu sigorta poliçelerinde teminat kapsamına alınmamış olan manevi tazminat taleplerinin, poliçe teminat limitinin %15’i ile sınırlandırılması öneriyoruz. 

‘BES’TEKİ YENİ DÜZENLEME KALICILIĞI ARTIRACAK’

Son BES düzenlemesi cayanları tekrar sisteme katmayı hedefliyor. Sizce yeterli mi?

Otomatik katılımda sistemden ayrılanların oranı %66’ya ulaştı. Cayarak sistemden ayrılanların yeniden sisteme dahil olduğunda 1000 lira başlangıç devlet katkısı almasına imkan tanıyan yeni düzenlemenin katılımcıların sistemde kalıcı olmasında olumlu olacağını, ancak çok büyük bir etki yaratmayacağını düşünüyoruz. Bunun için çok daha köklü tedbirler almak gerekiyor. 

Birlik olarak otoriteyle sistemde katılımcıların kalıcılığını sağlamak üzere faydalı olacak revizyon önerilerimizi paylaştık. Yeni yapılanma sürecinde otomatik katılıma ilişkin yeni düzenlemeler bekliyoruz. Sistemde çalışanların uzun süre kalması esas olup devam oranlarının yukarıya çekilmesi, gerek emekliliğe yönelik bireysel tasarrufları, gerekse milli tasarruf oranlarını yükseltmek için kritik önem taşıyor. Ancak cayma/ayrılma oranlarının aşağıya çekilmesi için bazı tedbirlerin alınması gerekiyor.  

Diğer yandan üçüncü basamak için de birtakım tedbirler almak gerekiyor. BES’e yeni bir ivme kazandırmak amacı ile 18 yaş altına da bu imkanın sağlanabilmesinin olumlu katkısı olacak. Otomatik katılım uygulamasına dahil olmayan 45 yaş üstü çalışanlar, çiftçiler ve ev hanımlarının yönlendirilmeye devam etmesi kritik bir öneme sahip.

‘ARAŞTIRMAYA GÖRE BES’İN AVANTAJLARI BİLİNMİYOR’

BES’in yaygınlaşması için ne yapmalı? 

BES’in yaygınlaşması için kamu otoritesine de şirketlerimize de önemli görevler düşüyor. Yaptığımız kamuoyu araştırmalarına göre, BES’in tüm avantajları bilinmiyor. Otoritenin de sektörün de üzerine düşen en önemli görev BES’i tüm ayrıntılarıyla tanıtmak. Bunu sağlamak için sürekli olarak ‘iletişim’ yapmak gerekiyor. Devlet büyüklerinin, kamuoyunda saygınlığı olan kişilerin bu konuyu sahiplenmesi ve tasarruf bilincini BES ile geliştirmeye yönelik söylemlerde bulunmalarını istiyoruz. 

Finansal okuryazarlığın geliştirilmesi, okullarda tasarruf ile ilgili müfredata ders konması, bu bilincin çocuk yaşta geliştirilmesi önemli. Bunun yanı sıra mevcut yapıda kalıcılığı artırmak için bazı tedbirler almamız gerekiyor.

“İşveren katkısının işverenlere ilave maliyet oluşturmadan kıdem tazminatı kapsamında geliştirilecek bir modelle kurgulanmasını düzenleyici otoriteye önerdik” gibi bir ifadeniz var. Bu sistemi biraz açabilir misiniz? 

İşveren katkısının, oto BES’in yaygınlaştırılmasına hizmet edecek bir araç olarak dünya örneklerinde önemli katkısı olduğunu görüyoruz. Bu noktada mevcut ekonomik konjonktür dikkate alınarak, başlangıçta cüzi bir miktarda, kıdem tazminatına yapılan ödemelerden küçük bir oranın sisteme işveren katkısı şeklinde aktarılabileceğini, ayrıca işverenlere bazı vergisel avantajlar sağlanabileciğini düşünüyoruz. Böylece sistemin sürdürülebilirliği ve çalışan nezdinde cazibesi artabilir. 

‘DOĞAL AFET HASARININ ARTMASI KAÇINILMAZ’ 

İklim değişikliği beklenmedik hasarlar yaratabiliyor. Şirketler bu duruma ne kadar hazır?

Doğal afetler sonucunda sigortalı hasarların artması ne yazık ki kaçınılmaz. İklim kaynaklı afetlerin risk ölçümlerinin yapılması ve sigorta fiyatlarının belirlenmesi genellikle geçmişe dönük olarak gerçekleştiriliyor. İklim değişikliğinin küresel risk coğrafyasını değiştirmesiyle, sigortacılar coğrafi bilgi sistemleri, risk haritaları ve olay senaryoları gibi farklı teknikleri kullanmaya başladı. Sektörümüz kendi tecrübelerinin yanında bazı reasürans firmaları tarafından hazırlanan risk haritalarından da yararlanıyor. Özetle sektörümüz bu riskleri yönetecek tecrübeye ve insan kaynaklarına sahip. Önemli olan toplumda bu riskler konusunda farkındalığı oluşturmak.

Devlet Destekli Alacak Sigortası Sistemi’ni nasıl değerlendiriyorsunuz? 

İçinden geçtiğimiz piyasa koşulları, işletmelerin maruz kaldıkları finansal risklere karşı korunmanın önemini daha da ön plana çıkarıyor. Neredeyse her firma vadesinde ödenmeyen alacak sorunu ile karşı karşıya. Nakit akışındaki sorun, işlerini geliştirmek yerine tahsilat sorununa konsantre olunmasına neden oluyor. Bu riski güvence altına alan firmalar ise yeni iş fırsatlarını tahsilat kaygısından uzak bir şekilde değerlendirebiliyor, yeni pazar ve ürünlerle istikrarlı bir şekilde büyüyor. 

Sigortalı puanlama projesi ne durumda? Özellikle alacak sigortası havuzunda kullanılacak bir proje mi?

Referans skorlama projesine ilişkin çalışmalar, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi bünyesinde devam ediyor. Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası konusunda ise yine SBM ve bu sistem için görevlendirilen Halk Sigorta, Kredi Kayıt Bürosundaki finansal skorun değerlendirmeye alınması yönünde çalışmaları yürütüyorlar.

Maddi açıdan acentelerin dijitalleşmesi zor gözüküyor. Birlik olarak bu konuda acentelere destek olacağınız bir çalışma var mı?

2017 yılının Kasım ayında, yalnızca acenteler değil, tüm dağıtım kanallarının sorunlarına çözüm bulmak, dağıtım kanallarının gelişimine katkı sağlayacak stratejiler geliştirmek amacıyla Birlik bünyesinde Dağıtım Kanalları Komitesi’ni kurduk. Komite toplantılarında, dağıtım kanallarından iletilen sorunlar görüşülüp tüm paydaşların faydalanacağı stratejiler görüşülüyor. Komite, bu süreçte dağıtım kanallarının temsilcilerine ziyaretler gerçekleştirdi, bazı temsilcileri de komite toplantılarına davet ederek dinledi. 

Dijitalleşme, acentelerin uyum sağlamaları gereken bir konu olarak göze çarpıyor. Dijitalleşme, acentelere karşı değil, acentelerle birlikte bir uyum sağlama süreci. Bu noktada, şirketlerimizin acentelerine destek sağladığını düşünüyoruz.

5 Yıllık Strateji Çalıştayı hakkında bilgi verebilir misiniz? Kimlerin katılmasını bekliyorsunuz? 

Çalıştay ile küresel gelişmeler ışığında sigorta ve emeklilik sektörlerinin stratejilerini belirleyeceğiz. Bir gün sürecek. Kamu kurumlarından, sigorta şirketlerinden ve dağıtım kanallarından temsilciler katılacak. Bu çalıştayda yurt dışından konuklarımız olacak. Özellikle teknolojik gelişmeler, yapay zeka, blockchain, siber riskler ve sigortaları konusunda global anlamda isim yapmış ve bu konuların sigortacılık uygulamalarında uzman kişilerin sunum ve katkıları olacak. Kuşaklar perspektifinde sigorta ve emekliliği konuşacağız. Tüm bu konuşmaların ışığında sektörümüz CEO’larıyla oturup sektörümüzün yeni dönem stratejilerini belirlemek üzere bir beyin fırtınası yapacağız. 

‘YENİ BİR ZORUNLU SİGORTAYA VE HAVUZA GEREK KALMADAN REASÜRANS HAVUZU İLE KAPASİTE ARTACAK’

Sektörün reasürans güvencesi temininde sorunlar yaşaması sebebiyle kurulan Türkiye Reasürans Havuzu’nu değerlendirir misiniz?

Sigortacılık Kanunu’na eklenecek bir madde ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ait Türk Reasürans A.Ş.’nin kurulmasına yönelik kanun tasarısı TBMM Plan Bütçe Komisyonu’ndan geçerek Genel Kurul’a sevk edildi. Kamusal ihtiyacın olduğu bazı alanlarda sigorta teminatı sağlanmasında zaman zaman geçici sorunlar yaşandı ve zorunlu sigorta ile havuz uygulaması kamu otoritesi tarafından bu tür sorunları çözüme kavuşturmak için tercih edilen yöntemler arasında yer aldı. Sigorta şirketlerince teminat sağlanmasında zorluk yaşanmasının nedeni incelendiğinde ise reasürans güvencesi bulunamaması çoğu zaman karşımıza çıkan temel sorun niteliğindedir. Kurulacak olan reasürans şirketinin bu konuda kapsamlı ve kalıcı çözüm sağlaması, yeni zorunlu sigorta ve havuz uygulamasına gerek duyulmaksızın kapasite sağlanması bekleniyor.

‘SAİK İLE SIKI DİYALOG İÇİNDEYİZ, BÖYLE DE DEVAM ETMELİ’

7 Şubat’ta yapmayı planladığımız sektörün 5 yıllık stratejisine yönelik çalıştayda sigorta şirketlerinden, kamu kurumlarından ve dağıtım kanallarından temsilcilerinin katılımını bekliyoruz. SAİK de katılarak görüşlerini paylaşacak. Onların çözüm önerilerileri bu çalıştayda masaya yatırılacak. Hâlihazırda çalıştayda yer alacak kamu ile paylaşımı sağlanacak. Özetle çok sıkı bir diyalog içindeyiz ve bu işbirliği aratarak devam edecek. Etmeli de. Şu bir gerçek ki acentelerimiz sektörümüzün olmazsa olmazlarıdır. Yıllardır kazan – kazan anlayışıyla çalışıyoruz. Zaman zaman beklenmedik ekonomik türbülanslar ya da kamu müdahaleleri gibi gelişmeler her iki tarafın da gelirlerini erozyona uğratabiliyor. Bu sebeple, genelde oturmuş sektör-acente komisyon ilişkisinin bu tarz dönemlerde farklı beklentilere girmesini anlıyoruz. Acentelerimizin bu yöndeki taleplerini her zaman sektör olarak karşılıklı anlayış içerisinde çözüyoruz.

Oğul Doğa Gökşin
oğul@sigortacigazetesi.com.tr 

14 Ocak 2019

İlgili Haberler

Yazarlar