‘Teminat bulunamayan risklere yeni çözümler’

Koru Sigorta Genel Müdürü Soner Şahin, piyasada sigorta çözümü bulunamayan gerçek risklere yönelik çözümler geliştirmeye çalışan bir şirket olduklarını söyledi. Bu vizyon sebebiyle sürekli yeni ürünler geliştirdiklerini belirten Şahin, acentelere de yeni ve farklı ürünlerin satışında uzmanlaşmaları çağrısında bulundu.

Sigortacı Gazetesi olarak, bu ayki “CEO’lar Konuşuyor” bölümümüzde Koru Sigorta Genel Müdürü Soner Şahin ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Koru Sigorta’nın vizyonunu paylaşan Soner Şahin, “Biz sigortalıların teminat bulamadıkları gerçek risklerine yönelik çözümler geliştirmeye çalışan bir şirketiz ve bu vizyonumuz bizi sürekli yeni ürünler geliştirme yönünde zorluyor” ifadelerini kullandı. 

Koru Sigorta son yıllarda büyük bir dönüşüm yaşadı. Bu süreci biraz anlatabilir misiniz?

Aralık 2015’te üst yönetimin değişmesi ile başlayan ve gerçek anlamda bir başarı hikayesi olan kompleks bir dönüşüm süreci yaşadık. Öncelikle şirketin altyapısının güçlendirilmesine başlandı. Tüm iş birimlerinde norm kadrolar tamamlandı. Kalifiye, deneyimli ve uyumlu bir ekip yaratıldı. Yeni bölge müdürlükleri açılarak acentelerimize sunulan hizmet kalitesi ve hızı artırıldı. Çalışanların güven ve huzur içinde çalışacakları modern bir işyerine geçildi. Bu arada bütün iş süreçleri yeniden yazıldı. Mevcut tüm sözleşmeler gözden geçirilerek ya maliyet düşürülecek şekilde düzeltildi ya da feshedildi.

KENDİ YAZILIMIMIZI GELİŞTİRİYORUZ’

En önemli hamle olarak, yeni, özgün bir sigortacılık yazılım programının hazırlanmasına karar verildi. Şirketin gelecekteki hedefleri için yeni bir yazılım altyapısına olan ihtiyacı karşılamak üzere kendi sigortacılık programımızı geliştiriyoruz ve yakında yeni yazılımımızı kullanmaya başlayacağız. Biz bunu çok önemsiyoruz. Çünkü, bizim ve hatta sektör genelinde sayılı büyük şirketlerin dışında kendi yazılım altyapısını kullanan şirket bildiğim kadarıyla yok. Bu alanda ilk olacağız. 

İKİ YIL ÜST ÜSTE KÂR

İkinci olarak; operasyonel verimliliğin artırılması çalışmalarına başlandı. Bu çerçevede; portföyümüzün %75’ini oluşturan trafik branşında tarife metodolojisi baştan aşağı değiştirilerek iki yıl içerisinde hasar frekansı %10.9’dan %4.5’e düşürüldü. Kasko tarifemiz de değiştirildi. Bu sayede 2017 yılında yıllık prim artışı %65 oldu. Fatura Güvence Sigortası ürünümüzün pazarlama ve hasar yönetimi iyileştirilerek, satılabilir ve kârlı bir ürün haline getirildi. Trafik branşında bedeni hasarlar dahil, davalık dosyalar hariç, ortalama tazminat ödeme süresi 52 günden 23 güne indirilerek müşteri memnuniyeti büyük ölçüde artırıldı. Bu operasyonlar sonucu Ocak 2016’da %147.4 olan bileşik rasyo, Aralık 2017’de %103.4’e geriledi. Likit varlıklarımız iki yıl içinde 47 milyon liradan, 149 milyon liraya yükseldi ve ilk 5 yıl bilanço zararından sonra, son 2 yıl peş peşe bilanço kârı oluştu. 

Son olarak; kooperatifin sermaye şirketine dönüşümü için çalışmalara başlandı. Haziran 2016’da başlayan “anonim şirkete dönüş” süreci, Hazine Müsteşarlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ilgili organlarının bilgisi, kontrolü ve denetimi altında sürdürüldü, 5 Aralık 2017’de bu süreç başarıyla tamamlandı. Her iki kurum yetkililerine, bu süreçte Koru Sigorta yönetimine gösterdikleri güven ve desteğin gerçekten çok değerli olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Bu dönüşüm size neler kazandırdı?

2018 yılı bizim için iyi başladı. Gerek üretim artışımız gerekse ilk çeyrek kârlılığımız bütçemiz doğrultusunda gerçekleşti. Özellikle anonim şirket olduktan sonra, acentelerden oldukça ilgi görmeye başladık. Mutlu olmakla beraber beklentilerimizin üzerindeki bu ilgi bizi biraz da şaşırtmadı değil. Acentelerin ürünlerimizin kapsamını, hasar hizmetlerimizin yeterliliğini ve tüm yöneticilerimize anında ve doğrudan ulaşıp görüşebiliyor olmaları bize olan ilgilerinin artmasına neden oluyor. Alınan bu aksiyonlar son iki yılın bilanço kârına da yansıdı. Şirketimiz 7 yıllık faaliyeti boyunca ilk defa 2016 yılında 3.6 milyon lira, 2017 yılında da 4.3 milyon lira kâr etti. 2017 sonu sektör sonuçlarına baktığımda bizim bu süreçte ne kadar doğru bir teknik çalışma yaptığımızı görebiliyorum. Zira teknik olmayan taraftan gelen gelirleri ayıklayarak bu sonuçlara bakıldığında, teknik kâr zarar oranı açısından sektörde en iyi 6. şirket konumundayız. Bu tabii ki bizim için gurur verici bir tablo. 2018 yılını da ekonomideki tüm olumsuzluklara ve trafik sigortasında artmaya başlayan rekabete rağmen kârla kapamayı hedefliyoruz. 

‘170 MİLYON LİRA SATIŞ HACMİNİ SİGORTALADIK’

Sektörde sadece Koru tarafından sunulan bazı ürünler var. Bunlardan bahsedebilir misiniz?

Bunların başında Fatura Güvence Sigortası geliyor. Bu ürün, 24 aya kadar vadeli senetle satış yapan işletmelerin nihai tüketicilere yaptıkları satışlardan doğan alacaklarını %100 garanti altına alıyor. Bununla beraber, vadeli alacakların idari ve yasal tahsilat takip masraflarını sıfırlayıp, sıcak satışın soğumadan gerçekleşmesini sağlayarak satışlarının artmasına katkı sağlıyor.

Bu ürünle son iki yıl içinde, 500 bin kişiye toplam 500 milyon lira kredi limiti tahsis edildi. 170 milyon lira satış hacmi sigortalandı. “Fatura Güvence Sigortası”nın, sektörde tüzel kişilerin gerçek kişilere vadeli satışlarından doğan alacaklarını sigortalayan tek ürün olduğunu belirtmeliyim.

Önümüzdeki dönemde yeni ürün ve uygulamalar hayata geçirmeyi planlıyor musunuz?

Mevcut FGS ürünümüzün B2B versiyonunu önümüzdeki dönemde yürürlüğe koymayı planlıyoruz. Bununla birlikte yeni bir kasko ürünü üzerindeki çalışmalarımız tamamlanma aşamasında. Biliyorsunuz, kasko ürünümüzle uzatılmış garanti uygulamalarından farklı olarak araç sahiplerinin teminat altına alamadıkları arızalardan doğan risklerini “Arıza Onarım” teminatı ile güvence altına alan ilk şirketiz. Bunu şunun için söylüyorum; biz sigortalıların sigorta çözümü bulamadıkları risklerine çözümler geliştirmeye çalışan bir şirketiz ve bu vizyonumuz bizi sürekli yeni ürünler geliştirme yönünde zorluyor. 

‘KATASTROFİK RİSKLERE FARKLI ÇÖZÜMLER LAZIM’

Sektör geneline bakacak olursak, sizce 2017 nasıl geçti?

Açıkçası 2017 yılı trafik sigortasında “Riskli Sigortalılar Havuzu” uygulaması gündemiyle geçti. 2018’in ilk yarısının geride kaldığı bugünlerde yeterince ders çıkartılamadığı kanaatindeyim. İstanbul’da yaşanan dolu felaketinin, katastrofik risklerle ilgili farklı çözümler geliştirilmesi konusunda bizlere önemli mesaj verdiğini düşünüyorum. Tüm olumsuz faktörlere rağmen yine de kötü bir yıl olmadığına inanıyorum.

Umarım bu yıl trafik sigortasının daha az gündem olduğu bir yıl olur. 

Trafikte yaşanan gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Nisan 2017’de azami prim uygulamasının genişletilmesi ve Haziran 2017’de gelen Riskli Sigortalılar Havuzu ile birlikte serbest tarife uygulamasından bilinmeyen bir süre için vazgeçildi. Teminat limitlerinin, sigorta primlerinin, acente komisyonlarının, poliçelerdeki fon ve vergilerin kamu otoritesi tarafından belirlendiği; tazminat hesaplamalarının da, her ne kadar düzenlemeler kısmen olumlu değişimlerin sinyalini verse de, bağımsız eksper ve mahkemeler tarafından belirlendiği bu uygulamayı serbest piyasa kurallarıyla yönetilen bir ekonomide doğru bulmuyorum.

‘TRAFİKTE BELİRLENEN FİYAT SEVİYELERİ YETERSİZ’

Bununla beraber, belirlenen fiyat seviyelerinin bazı risk grupları ve havuz kapsamındaki riskler için yetersizliği net olarak görülüyor. Süreç bize her geçen gün dikkatli kullanıcıların dikkatsiz kullanıcıları finanse ettiği bir modeli benimsetmeye çalışıyor. Uygulamada esas alınan tarife değişkenleri doğru fiyatlama için yeterli değil. Bu nedenle kademeli artışlar bazı risk grupları için yeterli seviyeye geleceği gün duracak ve hatta gerileyebilecektir. Ancak, yetersiz alanlar ve havuza devredilen işlerin zararının karşılanması noktasında yakın bir dönemde önemli sorunların yaşanacağını düşünüyorum.

Buraki sorun sizce nasıl çözülür?

Bu tarifenin en azından 2018 sonuna kadar süreceği kesin görünüyor. Mevcut uygulamada sadece fiyat artışı ile bu branşın kârlılığını makul bir bantta tutmanın da mümkün olmayacağını düşünüyorum. Bu sebeple, maliyetlerin tüm bileşenlerine yönelik uzun süredir dile getirilen ve bazılarına mevzuat düzenlemesi getirilse de etkisi henüz tam hissedilmeyen konuların çözümlenmesi önem taşıyor. Ayrıca değer kaybı ile değerden yoksun kalma tazminatının hesaplanması, tazminat limitlerinin detaylandırılması ve ucu açık tazminatlara sözleşme öncesi limit getirilmesi, üzerinde çalışılan genel şartlarla birlikte kısa vadeli çözümlerin başında geliyor. Poliçeler üzerindeki vergi ve fon yükünün bir miktar hafifletilmesini de kısa vadeli çözümlere ekleyebiliriz. Orta ve uzun vadedeyse serbest tarife uygulamasına geçilmesi gerekiyor. Bununla birlikte, sigortalılık oranını artıracak, riski yayan ve anti seleksiyonu engelleyen bir düzenlemeye de ihtiyaç var diye düşünüyorum.

‘DİJİTALLEŞMEDE YOLUN BAŞINDAYIZ’

Türk sigorta sektörünün dijitalleşmede dünyanın geri kalanını yakaladığını düşünüyor musunuz?

Dünyanın geri kalanından kasıt Avrupa ve Amerika’daki uygulamalar ise “hayır” cevabını verebilirim. Ancak özellikle 2017 yılı itibarıyla sektörde bu konuda çok ciddi gelişmeler olduğu kanaatindeyim. Son yıllarda SBM’nin başarılı çalışmaları, sektörün disipline olması ve sigortalıların hak ve menfaatlerinin korunması açısından çok olumlu olmuştur. Akıllı telefonlarla kaza tespit tutanağı düzenlenmesini sağlayan uygulamanın dünyada bir örneği yoktur. Buna karşın, dünyadaki mevcut uygulamalara kıyasla henüz yolun başındayız diyebiliriz.

Siz bu dönüşümü yakalamak için neler yapıyorsunuz?

Bu sürece, gelecekte bu alanda sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmek için ana sigortacılık altyapımızı değiştirerek başladık. Bununla birlikte, rizikoların hesaplanması ve hasar tespiti gibi konularda yapay zeka çözümlerine yönelik projelerimizi yılın ikinci yarısında başlatıyoruz. Web portalı, intranet ve extranet gibi uygulamaları yeniden yapılandırıyoruz.

ACENTELERE ‘DİJİTAL’ DESTEK

Acenteleriniz için ne gibi yatırımlar yapıyorsunuz?

Acentelerimizin bugün ve gelecekte neye ihtiyaç duyacakları ve de bunların hangilerine kendi başlarına verimli çözümler bulamayacakları konusunda oldukça kafa yorduk. Böyle bir rekabet ortamında verimsiz üretim ve kaynak sınırlılığı ile çalışan her işletme yok olmaya mahkum. Dijital dönüşüme entegre olamayan işletmelerin de sonunun farklı olmayacağı da bir gerçek. 

Bu iki büyük risk karşısında acentelerimizi güçlü kılacak desteklerimizi, Acente Sadakat Programı çerçevesinde ve acente kulüplerimize göre farklılaştırdık. Ayrıca, acentelerimize kendi dijital satış ortamlarını hazırlama konusunda da destek vereceğiz. Bu destekleri acentelerimizle yaptığımız toplantılarda anlatıyoruz ve onlar tarafından da çok beğeniliyor. Program kapsamındaki desteklerimizi, bu yılın sonunda şekillenecek acente kulüplerine göre 2019 yılında vermeye başlayacağız.

‘ACENTELER YENİ VE FARKLI ÜRÜNLERDE UZMANLAŞMALI’

Acenteler için bir mesajınız var mı?

Acentelerimizin verimsiz üretim, kaynak yetersizliği ve dijital dünyaya uyum sağlayamama gibi varlıklarını tehdit eden risklere karşı öznel çözümleri üretmesi önem taşıyor. Bunun yanı sıra, günübirlik bir şekilde aksiyonlarını değiştiren değil, istikrarlı ve tutarlı yaklaşımları takip etmeliler. Acentelerimize ayrıca, pazarın genişlemesine katkı sağlayacak Fatura Güvence Sigortası gibi yeni ürünlerde uzmanlaşma konusunda istekli olmalarını ve çaba göstermelerini öneririm. Böylece kendilerini rakiplerine göre farklılaştırabilir ve müşterilerine yeni ürünleri sunabilirler.

‘KÂR ETMEK İÇİN ORTAK BİR ÇALIŞMA KÜLTÜRÜ OLUŞTURULMALI’

Kârlı bir sigorta şirketi olmak için ne yapmak lazım?

Kârlı bir şirket olmak için sürekli doğruları yapıyor, hataları tekrarlamayıp azaltabiliyor olmanız, her gün bir önceki günden daha iyi olmanız gerekiyor. Ayrıca şirket hedeflerinin ve vizyonunun özellikle üst yönetim tarafından gerçekten inanılarak içselleştirilmesinin en önemli konulardan biri olduğu görüşündeyim. Zira bu inanç ve bakış açısı ancak böylelikle tüm şirkete sirayet ediyor ve sahipleniliyor. Bunun için de yetkin ve deneyimli bir ekibin istikrar içinde ve ortak bir çalışma kültüründe çalışması çok önemli. Böyle bir yapıyı kurduğunuz zaman işlerin bir anda nasıl yoluna girdiğini, herkesin şirketin kârlılığı ve bunun sürekliliği için nasıl insanüstü bir gayret gösterdiğini görüyorsunuz. Ben bu bağlamda tüm ekibimle özellikle bu 2.5 yıllık süreçte gösterdikleri inanç ve özveri konusunda gerçekten gurur duyuyorum. 

Renk Özcan
renk@sigortacigazetesi.com.tr 

26 Temmuz 2018

İlgili Haberler

Yazarlar