“Trafik branşı bilanço kârlılığımızı süpürmesin”

TSB Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu, nisan ayından itibaren uygulamaya konulan trafik sigortalarında  tavan uygulaması ile primlerde %11’lik bir küçülme yaşandığını fakat bunun geçici olduğunu belirtti. Eroğlu, “Sektörümüzün büyüme sorunu yok, penetrasyon sorunu var. Bir sektör reel olarak ortalamada her yıl yaklaşık %8 büyüyorsa bu olumlu bir durumdur” diye konuştu.

Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği (TSB) Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu, sigorta sektörünün son 10 yılına bakıldığında ekonomiye paralel olarak büyüdüğünün görüldüğünü belirterek, “Bu büyümenin ortalamada enflasyonun nerdeyse iki katı olduğunu görüyoruz. Sigorta ekonomik aktivitelerin teminatı olduğu için ekonomik büyüme sigortaya yansıyor” dedi.

Eroğlu, sektörde 2017 yılı 8. ay sonu itibarıyla; hayat dışı branşta %8’lik, hayat tarafında ise %52’lik, ortalamada da %13’lük bir büyüme gerçekleştiğinin altını çizerek, konsolide bazda büyüyormuş gibi görünse de bu yıl hayat dışı branşta reel bir büyümenin olmadığını, büyümeye sekte vuran hususun ise havuz modeli ve trafikteki primlerde serbest tarifenin kalkması olduğunu vurguladı.

“SEKTÖRÜN BÜYÜME DEĞİL, PENETRASYON SORUNU VAR”

TSB Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu, CEO Buluşmaları’nda sorularımızı yanıtladı. Nisan ayından itibaren trafik sigortalarında uygulamaya konulan tavan sistemi nedeniyle primlerin azaldığını bunun sonucunda ise söz konusu branşın primlerinde %11’lik bir küçülme olduğunu söyledi. “Bu geçici bir durumdur. Sektörümüzün büyüme sorunu yok, penetrasyon sorunu var. Nerede büyüdüğümüz önemli” diyen Eroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir sektör reel olarak her yıl ortalamada %8 büyüyorsa bu olumlu bir durumdur. Ancak, verimli ve kârlı branşlarda büyümeyi gerçekleştirmek de önem arz etmektedir.”

“HAVUZ DIŞI BASAMAKLARA YÖNELİK TALEBİMİZ VAR”

Kârlılık anlamında bakıldığında iyi bir yıl geçirildiğine dikkat çeken Eroğlu, “Bir önceki yıldan nisan ayında getirilen tavan kararına kadar olan sürede trafikte yazmış olduğumuz  primlerin etkisini altıncı ay teknik sonuçlarında gördük. Trafikte hala nominal kârlılık söz konusu. Yıl sonunda da o teknik kârlılığın devam ettiğini göreceğiz. 2018 yılında tavan tarife uygulaması nedeniyle trafik branşının %25-30 bandında aşağıya doğru baskılanmasından dolayı 2018 yılı teknik kârlılığının negatife döneceğini öngörüyoruz” dedi.

TRAFİK BRANŞINDAN KÂR BEKLENTİMİZ YOK

Trafik sigortalarında uygulamaya konulan havuz ve tavan fiyatın kaldırılmayacağını söyleyen Eroğlu, havuz tarafında ticari araç segmentinde sigorta sektörünün taşıyabileceği sürdürülebilirliği sağlayabilen bir fiyatlama yapıldığı sürece havuzun kalabileceğini ancak zaman içinde “Havuzun kapsamının daraltılabileceğini” belirtti. Eroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim sektör olarak istediğimiz herhangi bir branş ama özellikle trafik branşı, konsolide bilanço kârlılığımızı süpürmesin. Zarar ettiğimiz branş trafik gibi zorunlu ve amiral gemiyse, oradaki zarar diğer tüm branşların kârlılığını silip süpürüyor ise o zaman sigorta şirketlerinin öz kaynakları eriyor. Biz diyoruz ki; kâr beklentimiz yok, vatandaşa da çok yüklenilmesin, ancak sürdürülebilir ve de taşınabilir bir maliyet olsun.”

“HAYAT ÇOK İYİ AMA BES’TE OPERASYONEL YÜK ÇOK FAZLA”

Sohbette hayat ve emeklilik tarafına özel bir yer açan Eroğlu,  söz konusu tarafta oldukça kârlı bir yıl geçirildiğinin altını çizdi. Eroğlu şunları söyledi: “Hayat sigortalarında kârlılık geçen yılın ikinci çeyreğinde 586 milyon liradan, bu yıl aynı dönem itibarıyla 900 milyon liraya ulaştı. Hayat tarafındaki kârın sebebi de kredilerdeki vadelerin uzaması ve bilançolara da kârlılık olarak yansıması. BES tarafında ise nominal anlamda bir kârlılık var. OKS’nin devreye girmesi ile ciddi bir operasyonel yük ile karşı karşıya kalındı. BES şirketleri OKS’den çok düşük bir gelir elde edebiliyorlar. Hem çok ciddi yük altındalar, hem de kârsız bir portföyü yönetiyorlar.”

“OKS’DE TEMEL PARAMETRELER YENİDEN KURGULANMALI”

TSB’de kurulan araştırma bölümünün yurt dışındaki sigorta ve BES büyüklüklerini incelediğini ifade eden Eroğlu, “Avrupa’da sigorta sektörünün toplam bilançosunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı %60, bizde ise %5. Bunu %25 yapabilsek, oradan sektör hacmine ilave 600 milyar lirayı konuşuyor olacağız ve bu paranın çoğu da sermaye piyasasına gidecek. Sermaye piyasasının büyümesini ülke olarak istiyorsak sigorta sektörünün öneminin bilinmesi şart. Baktığımızda hayat dışında çok kötü değiliz. Sıkıntımız hayat ve BES tarafında. Yani birikim tarafında. Bizim hayat dışı penetrasyonumuz %1.2, Avrupa da ise %2.7. “hayat”a döndüğümüz zaman aradaki fark %5’lere çıkıyor. Bu itibarla, BES’teki OKS projesi ülkemiz ve vatandaşımız  açısından çok önemli. Adeta milli bir proje. Buradaki beklentimiz OKS’nin temel parametrelerinin yeniden kurgulanması. Bu noktada özellikle sistemin en temel sacayağı olan işveren katkısı eksik. İşveren katkısı getirildiğinde, bir şekilde işvereni de rahatlatacak vergisel avantajlar sağlanabilir. İşsizlik fonu üzerindeki yükü azaltılabilir. İşverene katkı yapması için bir geçiş dönemi konulabilir. Mutlaka OKS’de işveren katkısı gibi, sadece sistemin revizyonu değil, sistemi kalıcı, uzun vadeli tutacak, insanlara minimum 10-15 yıl tasarruf yaptıracak bir uygulama getirilmeli. Özetle, bizim bu konuda köklü değişikliğe gitmemiz gerektiğini düşünüyorum.”

“SİGORTA BİLİNCİNE YÖNELİK YOĞUN ÇALIŞIYORUZ”

TSB’nin sigorta bilincini artırmaya yönelik çalışmalarını paylaşan Eroğlu, Ar-Ge departmanlarının birinci önceliği ve amacının penetrasyonu artıracak projelerinin yürürlüğe girmesi olduğunu söyledi. “TSB Genel Sekreteri olarak en başından beri günlük sorunların bizi makro hedeflerden uzaklaştırmamasına gayret ediyorum. Her gün işe gelirken kendimi kuruyorum ve motive ediyorum. Bugüne kadar TSB’nin bir araştırma departmanı yoktu. Araştırma departmanını kurduk ve arkadaşlarımızı bu konuda görevlendirdik. Sektörün bilgi birikiminden ve tecrübesinden maksimum düzeyde faydalanmak adına etkin ve verimli bir işbirliğine çok önem veriyoruz. Günlük sorunları ve sigorta bilincini yaygınlaştırmayı at başı götürmeye çalışıyoruz. Somut bir şekilde neler yaptığımıza gelince; burada teknik komiteler vardı ama strateji komitesi yoktu. Strateji komitesini kurduk. Strateji komitesinin hedefi sektörün büyümesi ile ilgili her şey; iletişim, repütasyon, dağıtım kanalları, eğitim, penetrasyon. İletişim komitemiz zaten var. Dağıtım kanalları komitesini yeni kurduk. Bu işin en önemli tarafı dağıtım kanalı. Dağıtım kanalının temeli de özellikle hayat dışında acente. Aynı zamanda sigorta şirketlerinin ön yüzü acente. Acente şirket ilişkisine baktığımızda münhasırlık ilişkinin zaman içerisinde kalkmasından dolayı o sıkı bağı göremiyoruz. Acente 5-6 şirketi temsil edince, şirket acentesine yatırım yapmıyor. Acente sigorta sektörünün acentesi. Hangi şirketin acentesi olursa olsun, acente bizim acentemiz. Dolayısı ile acentelerimizin sorunları ve eğitimi ile yakından ilgilenmemiz şart.  Ürünleri vatandaşa anlatan kişi acente olduğu için ürünleri yeterince tanıması şart. Vatandaşı karşı karşıya olduğu risklere karşı uyaracak ve de o risklere karşı koruyan sigorta ürülerini anlatacak kişi acente. Bu temasta edindiği izlenimleri, müşteri ihtiyaçlarını sahanın talebini sigorta şirketlerine aktaracak kişi yine acente. Dağıtım kanalları komitesini bu yüzden kurduk ve dağıtım kanallarının temsilcilerini de sık sık bu konular ile ilgili burada ağırlayacağız. Acente ile sektörün sorunlarını burada sürekli olarak tartışarak konuların çözülmesini ve penetrasyonun artırılması konusunda gayret göstermeyi düşünüyoruz. Dağıtım kanalları komitesinin önemli bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. Güzel bir açılım olacak.”

“SORUNLARA YAKLAŞIM ŞEKLİMİZİ DEĞİŞTİRDİK”

“TSB olarak sorunlarımızın çözüm şeklini değiştirdik” diyen Eroğlu, trafik kazalarının azaltılması, hakimlerin bilgilendirilmesi gibi yapısal çözümlere odaklandıklarını söyledi. İletişimde temel stratejilerini, sigorta sektörünün vatandaşlar tarafından çok sevilen, bilinen bir sektör olmadığı temeli üzerine kurduklarını anlatan Eroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz kara gün dostuyuz. Satışı zor olabilir ama sonu iyi bitiyor. Ancak sadece hasar yaşayanın mutlu olduğu bir sistemle ilerleyemeyiz. Bu kültürü, bu bilinci biz iletişim stratejimizde dikkate almalıyız. Bu sektörü konuşulur, fonksiyonları bilinir hale getirmemiz gerek. Bunun için de şöyle bir strateji değişikliği öngörüyoruz: Biz sadece poliçe satalım, üretim yapalım diye hareket etmeyelim. Hayatın bir parçası olarak, sosyal sorumluluk projeleriyle çözümün bir parçası olalım. İklim değişikliği konusunda yapılan çalışmalarda biz de bir şeyler üretebiliriz. Üniversitelere projeler yapabiliriz. Trafik kazalarını azaltıcı eğitimler verelim. Hayat sigortacılığında yaşlılık, bakım ciddi bir risk, bununla ilgili olarak ilgili bakanlıklarla, üniversitelerle çeşitli çalışmalar yaparak farkındalığı artırabiliriz. Sigorta öyle güzel bir endüstri ki hayatın her aşamasında var. Bu projeler içerisinde somut, sponsor olarak, teşvik ederek, motive ederek bilinci ve penetrasyonu artırabiliriz.”

“YABANCI ÜLKELER POTANSİYELİMİZE HAYRAN”

“Türkiye özellikle büyümek ve yatırım yapmak isteyen grupların ilgisini çok çekiyor. Türkiye’deki regülasyon noktasında belirsizliğin çok olması, geriye dönük düzenlemelerin olması bu tür müdahaleci yaklaşımlar onları ciddi anlamda ürkütüyor.”

***

 “HAZİNE SEKTÖRE KULAK VERİYOR”

Hazine’nin sektörü yakından dinlediğini belirten Mehmet Akif Eroğlu, fakat uygulama kısmına gelince Hazine’nin daha çok vatandaş boyutuna odaklandığının altını çizdi.  “Onları da haksız bulmuyoruz açıkçası” diyen Eroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha makro çıkarları temsil ediyorlar. Umarım en kısa zamanda hep beraber bir orta yol bulunur. Bu konuda ben o kadar da karamsar değilim. Yavaş yavaş birtakım şeyler yerine oturuyor. Zaman alacak ama en sonunda çözüme ulaşacağımıza inanıyorum.”

SOSYAL MEDYA ÜZERİNE PROJELER YAPACAĞIZ

İletişim ile ilgili gerek OKS olsun, gerekse diğer sigorta branşlarında olsun tek başına televizyon kanalları ile insanlara sigorta bilincinin yerleştirilemeyeceğine, bunun çok maliyetli olduğuna değinen TSB Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu, “Yeni jenerasyonun internet ve sosyal medya uyumunu da gördüğümüz için sosyal medya tarafını da kullanacağımız projeler yapalım diyoruz. Dolayısıyla tüm mecralarda var olan bütçemizi daha da etkin kullanarak projelerimizi geliştirerek bilinci artırmayı hedefliyoruz. Yine bu noktada müfredat meselesini de çok küçümsemeyelim. Çünkü değişim dediğimiz olay bugünden yarına olabilecek bir durum değil. Jenerasyon üzerinden gidilebilen bir olay. Büyük resmi radikal olarak değiştirmek istiyorsak gerçekten ilkokula kadar inmemiz gerek. Bizim bu sektörün insanı olarak torunlarımızı, hatta torunlarımızın torunlarını düşünmemiz lazım. Bu itibarla Başkanımız Can Akın Çağlar ve Yönetim Kurulu üyelerimizle Milli Eğitim Bakanımızı da ziyaret etmiş bulunmaktayız” diye konuştu.

OKS MİLLİ BİR PROJE AMA…

2017 yılına BES’teki otomatik katılımın ciddi anlamda damgasını vurduğunu anlatan Eroğlu, OKS’nin milli bir proje olduğuna dikkati çekti. “Ülkemiz buna bel bağladı. Bel bağlanan bir projenin altı ay gibi çok kısa bir sürede devreye alınması riskti. Eksikliklerin olduğunu ve bu konuda da BES şirketlerinin dinlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Milli projedeki başarı kriterimiz sistemde insanların orta ve uzun vadede ne kadar kalabileceği. Bu üç türlü fayda sağlar. Birincisi otomatik katılımın sürdürülebilirliğini sağlayan  bireysel emeklilik şirketlerimizin büyümesini ve kârlılığını destekler, diğer taraftan da devletin ihtiyaç duyduğu sermaye birikimi sağlar, son olarak da vatandaşımıza koruma sağlar.”


Meral Öztürk
meral@sigortacigazetesi.com.tr

 

8 Kasım 2017

İlgili Haberler

AvivaSA’dan Türkiye’nin 10 yılı araştırması: %67, çocuklarının geleceğine garanti istiyor

AvivaSA, 10. yıl iletişim çalışmaları kapsamında “Türkiye’nin 10 Yılı” araştırması ile geçmiş ve gelecek 10 yıla ışık tuttu. Araştırmaya katılanların %67'si gelecek 10 yıl içinde “çocuklarının geleceklerini garanti altına almanın” ilk tercihleri olduğunu belirtti. Geçmiş 10 yıla ilişkin “Ah Keşke!” denen şey ise, en yüksek oranda (%34) “Keşke boş zamanlarımı daha dolu dolu geçirseydim” oldu. Araştırmada ayrıca, son 10 yıl içinde, Türkçe pop şarkısı ve şarkıcısı, Türk filmi, Türk dizisi, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu ve Türk sporcusu gibi alanlarda, Türk insanının en başarılı bulduğu isimlere de yer verildi. Tarkan, Kenan İmirzalıoğlu, Arda Turan, Ali Sunal isimleri ve Recep İvedik filmi ile Diriliş Ertuğrul dizileri ilk sırada yer aldı.

“Dünyanın yarısının kullandığı işletim sistemindeki güvenlik açıklarına dair rapor trende unutulur ve…”

Lloyd’s ve Cyence tarafından yayımlanan siber risk raporunda siber saldırıların mevcut sonuçlarını daha iyi anlamak için iki senaryo üzerinden ilerleniyor. İki senaryo da, siber saldırılara karşı alınan önlemleri sağlamlaştırabilmek için analistlerin hayal güçlerinin bir ürünü. Oldukça ilginç olan bir senaryoya göre, bir siber güvenlik analisti, içinde küresel piyasanın yarısı tarafından kullanılan bir işletim sisteminin güvenlik açıklarına dair raporu trende unutuyor. Bu rapor “derin web” üzerinden satışa çıkarılıyor. Birisi de sistemdeki açıkları kullanarak maddi kazanç sağlamak amacıyla raporu satın alınıyor.

Yazarlar