Erhan Dumanlı

Trafik canavarları! (3)

Hatırlarsınız iki ay evvelki yazımda trafikteki araçları 7 kategoriye ayırmıştım, üçünü geçen ay yazdım, bu ay da dördüncü ile başlıyorum. Kafama takılan bir şey var, bu yazdıklarımı acaba kaç kişi okuyor ve de buradan esinlenerek daha dikkatli kullanıyor mu aracını, hani bir tabir vardır ‘attığın taş ürküttüğün kurbağaya değer mi’ diye. Gerçekten bu yazılar hedef kitleye ulaşıyor mu?

***

TİCARİ ARAÇLAR  (otomobil, kamyonet ve minibüsler)

Burada en öncelikle her gün gördüğüm bu araçları kullananların, büyük bir ihtimalle, kendi araçları yok. O yüzden bunun keyfini çıkarmaya çalışıyorlar ve de bunu yaparken sık sık diğer araçlarla yarışa giriyorlar, çok tehlikeli ve süratli kullanıyorlar araçları.

Trafikte iken dikkat edin üzerinde şirket logosu olan araçlara, o anda etraftaki taksilerle beraber ortalığı dağıtırlar. Bu konuda yapılacaklar çok daha basit ve kolay, şirketler şoförlerini düzgün sürüş teknikleri konusunda eğitmeliler. Bu eğitim işini yapan şirketler var, çok zor değil, her yıl bir kaç saat eğitim emin olun olayların çok önemli bir kısmını çözer. Büyük uluslararası şirketler şoförlerini sistematik olarak eğitir, KOBİ’lerin de bu konuda gerekeni yapmaları lazım. Kökende iyi bir eğitimden geçmemiş elemanı eğitmek işverenin de sorumluluğudur.

***

ŞİRKET ARAÇLARI

Şirket araçlarındaki en önemli sorun patronlarına şirin görünmek için olmayacak işler yapmaları ve maalesef patronlarının onlara doğru yolu göstermemeleri. Herhangi bir AVM’ye veya bir etkinliğe gidin mekanın önünün makam arabaları ile işgal edildiğini görürsünüz. Feci bir araç kirliliği yaratırlar, ben her zaman şoföre ‘Git ben seni çağırdığımda gelirsin” derdim. Eşleri işte kendileri AVM’de olan hanımefendiler şoförleri hep kapı önünde isterler ve tabii ki karmaşa yaratırlar bir de, anlaşılmaz bir şekilde hiç kimse bu saçmalıklara müdahale etmez. Yol kenarlarına plastik babalar koyarlar araçlar park etmesinler diye ama makam şoförleri bu sefer de plastiklerin önüne park ederler. Bu tür park etme Zorlu’da çok geçerli, tüm yol kenarları makam araçları tarafından işgal ediliyor devamlı. Koskoca yollar hep tek şeride düşüyor geç geçebilirsen. AVM’nin otoparkı çok büyük ‘git içeride park et ben seni çağırırım’ dese patron işi çözülür, 3 saat zaten bedava, anlaşılır gibi değil.

***

MOTOSİKLET ve BİSİKLET

İstanbul’da araç sürüyorsanız her an sağınızdan veya solunuzdan

bir motosiklet veya bisiklet önünüze kırabilir veya aynanıza çarpabilir veya sizi kaza yapmaya zorlayabilir. Bu arada sürücülerin kaskı olabilir veya olmayabilir. Genelde kalitesiz ve bakımsız bu araçlar üzerinde hiç denetim yoktur. Yoldaki araçların çoğunluğu ya kuryedir ya da yemek siparişi götürüyordur. Bazen kaldırım üzerinde giderler bazen de ters yönden gelirler. Hiçbir trafik kuralına riayet etmezler, kırmızı ışık sarı ışık aldırmazlar, çok dikkatli olmaz isen de kazaya sebebiyet verirler. Kendilerini diğer araçlarla eşit görürler ama hiçbir kurala uymayarak bu eşitliği bozarlar. Tam bir başı bozukluk ve sistemsizliğin kol gezdiği bir şekilde kullanılıyor bu araçlar. Motosiklet ve bisiklet kullananlar, genelde, neyin doğru neyin yanlış olduğunu biliyorlar, ama hiçbir denetim olmadığı için her istediklerini yapıyorlar. Benim gerçekten cevabını vermekte zorlandığım şey, bu karmaşanın nasıl sona erdirileceğidir. Otoriteden bir yetkili acaba içinde bulunduğumuz bu karmaşadan nasıl çıkabileceğimizi biliyor mu, yoksa bırakalım batarsa batsın mı diyor çok merak ediyorum.

***

ÖZEL ARAÇLAR

Yukarıda ayrı ayrı yazmaya çalıştığım tüm araçlar içerisinde nispeten doğru kullanılanlar özel araçlar, tabii ki kurallara uymamak, karşıdaki sürücünün haklarına saygı göstermemek gibi eksikler burada da geçerli. Benim bu sınıfta özellikle belirtmek istediğim genelde araçların sinyallerinin çok az kullanıldığı. Bununla ilgili birkaç gün araç takipleri yaparak istatistik oluşturmuştum. Erkeklerin %50’si kadınların ise %80’i hiç araç sinyalini kullanmıyor ve maalesef bu en kolay ve basit trafik kuralına bile uyulmuyor.

Trafik canavarları!

Trafik canavarları (2)

 


ERHAN DUMANLI
erhandumanli@gmail.com

3 Kasım 2017

İlgili Haberler

AvivaSA’dan Türkiye’nin 10 yılı araştırması: %67, çocuklarının geleceğine garanti istiyor

AvivaSA, 10. yıl iletişim çalışmaları kapsamında “Türkiye’nin 10 Yılı” araştırması ile geçmiş ve gelecek 10 yıla ışık tuttu. Araştırmaya katılanların %67'si gelecek 10 yıl içinde “çocuklarının geleceklerini garanti altına almanın” ilk tercihleri olduğunu belirtti. Geçmiş 10 yıla ilişkin “Ah Keşke!” denen şey ise, en yüksek oranda (%34) “Keşke boş zamanlarımı daha dolu dolu geçirseydim” oldu. Araştırmada ayrıca, son 10 yıl içinde, Türkçe pop şarkısı ve şarkıcısı, Türk filmi, Türk dizisi, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu ve Türk sporcusu gibi alanlarda, Türk insanının en başarılı bulduğu isimlere de yer verildi. Tarkan, Kenan İmirzalıoğlu, Arda Turan, Ali Sunal isimleri ve Recep İvedik filmi ile Diriliş Ertuğrul dizileri ilk sırada yer aldı.

“Dünyanın yarısının kullandığı işletim sistemindeki güvenlik açıklarına dair rapor trende unutulur ve…”

Lloyd’s ve Cyence tarafından yayımlanan siber risk raporunda siber saldırıların mevcut sonuçlarını daha iyi anlamak için iki senaryo üzerinden ilerleniyor. İki senaryo da, siber saldırılara karşı alınan önlemleri sağlamlaştırabilmek için analistlerin hayal güçlerinin bir ürünü. Oldukça ilginç olan bir senaryoya göre, bir siber güvenlik analisti, içinde küresel piyasanın yarısı tarafından kullanılan bir işletim sisteminin güvenlik açıklarına dair raporu trende unutuyor. Bu rapor “derin web” üzerinden satışa çıkarılıyor. Birisi de sistemdeki açıkları kullanarak maddi kazanç sağlamak amacıyla raporu satın alınıyor.

Yazarlar