Trafik sigortasında fiyatlama sorununa bir çözüm önerisi

Sektöre uzun yıllarını vermiş duayenlerden Çetin Alanya, trafik sigortasında yaşanan sorunun sebeplerini analiz etti. En büyük sebeplerden birinin yanlış fiyat olduğunu ve sektörün doğru fiyatlama yapabilmek için Sigorta Bilgi Merkezi’nden destek alabileceğini aktaran Alanya’nın önerdiği çözümleri Sigortacı Gazetesi olarak okurlarımızla paylaşıyoruz.

Sektörde aktif görevlerimden ayrılalı yaklaşık yedi, yurt dışındaki iki reasürans şirketinin yönetim kurulu üyeliklerinden ayrılalı da iki yıl geçti. Bu süre zarfında ayrılırken verdiğim demeçte de söylediğim üzere sigorta ile sadece sigortalı olarak ilgilendim. Ancak ulusal basında ve sektör yayınlarındaki sigorta konularını da, bu işlere orasından burasından bulaşmış biri olarak, uzun bir süre biriktirdiğim bilgi ve deneyim gözlüklerimle bakmaya devam ettim.

Gördüğüm şey şudur: Özellikle trafik sigortası konusunda sektörün her kesiminde tam bir kafa karışıklığı hâkimdir. Örneğin fiyatlamada tavan uygulamasını bizzat getiren bakan, “Tavan fiyat uygulaması sigorta şirketlerini önemli zarara uğrattı; hiçbir sigorta şirketi bile bile zarar edeceği işi sigorta etmez” derken, Birlik yöneticileri “Biz bu branşta kâr hedeflemiyoruz, zararımız çok büyük olmasın yeter” anlamına gelen, kendilerini atayan sermaye guruplarının tam aksine görüşler ileri sürebiliyorlar. Ya da bir başka yönetici sigorta şirketlerinin “Zarar büyüyor” feryadına akıl erdiremediğini söylerken, yine Birlik yöneticileri yurt dışından uzman getirmekten dem vuruyorlar. Bu son beyanları okurken inanın yüreğim cız etti. Beyler, trafik sigortasının fiyatlaması konusunda yurt dışında hiç kimseden öğreneceğimiz bir şey yoktur. 100 yıla yakın geçmişe sahip Türk sigortacılığını hiç kimse bu ifadelerle niteleyemez.
Geçmişe kısaca bakmakta yarar var. Çok uzun yıllar trafik sigortasının teminat tutarları ve primleri Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlendi. Birkaç yıl hariç, sigorta yılı bazında, tüm yıllar zarar verirdi. Ancak sektör hesabını takvim yılı bazında yapmakta olduğu için her takvim yılı küçük ya da şirketine göre önemli kârla kapanırdı. Milli Reasürans bu branşta kesilen her bir poliçeden belli bir oranda pay aldığı için, kendi iç istatistiklerini sigorta yılı bazında hazırlardı. Herhalde bu bilgiyi talep eden kişi ya da kurumlara iletirdi diye düşünüyorum, zira ben her yıl bu bilgiyi talep eder, trafik sigortalarının gidişatını sigorta yılı bazında takip ederdim.

Genel gidişat çok önemsiz sapmalar ile aşağı yukarı şu şekilde idi: Örneğin 2003 yılı başlangıç tarihli poliçelerin yıl sonu ödenen ve muallak hasar toplamı primlerin %25’i, aynı yılın ödenen ve muallak hasarları 2004 sonu itibarıyla 2003 primlerinin %65’i, yine 2003 yılı poliçelerinin 2005 sonu ödenen ve muallak hasarları toplamı 2003 yılı primlerinin %85’i, 2006 sonu oranları %95 ve devamı yıllarda da küçük oranlarda artarak herhangi bir sigorta yılı takip eden dördüncü ya da beşinci yıldan itibaren %100’ün üzerinde hasar oranı ile devam ederdi. Şimdilik sadece hasar oranından bahsettiğim dikkatinizi çekmiş olmalıdır. IBNR bu hesabın içine girmez, zira sigorta yılı bazında gelişimden bahsetmekteyim.

TARİFELER DOĞRU UYGULANMADI

Ancak bir zaman geldi ki, sektörü takvim yılı bazlı hesaplamalar dahi kurtaramaz oldu. Türkiye Sigorta Birliği’nde uzman arkadaşlar tarife taslakları hesaplamalarında aktüeryal metotlarla çalışarak Birliğin önerilerini Hazine Müsteşarlığı’na iletirlerdi. Her defasında bu tarife taslakları, özellikle büyük şehirler açısından önemli ölçüde budanarak uygulamaya konuldu. Bir keresinde bir yetkiliye hangi hesaplamayı yaparak Birliğin bilimsel olarak hazırladığı tarifeleri budadıklarını, bilmediğim bir şey varsa öğrenmek istediğimi söyledim. Aldığım cevap ağzımı açık bırakmıştı: “Çetin Bey, şirketler buradan ettikleri zararları daha kârlı olan branşlara, örneğin konut-işyeri sigortası veya nakliyat sigortası gibi diğer alanlara yöneltsinler gayesi ile bu indirimleri yapıyoruz!”

Durum bu olunca şirketler haklı olarak feryada başladılar. “Hazine eliyle çok zarar ediyoruz. Tarifeleri serbest bırakın, her şirket kendi sonuçlarına göre kendi tarifesini yapsın!” Bundan daha mantıklı bir görüş olabilir mi? Türkiye’de olduğumuzu unutursanız, olamaz. Tarifeler serbest bırakılınca, bazıları en modern yöntemlerle kendi tarifelerini belirlediler, belirleyemeyenler, bu belirleyenleri takip ettiler ve sigorta fiyatları geçmiş zarara rağmen önceki dönemlerden daha da ucuzladı! Bu modern ve yüksek matematik gerektiren hesaplama yöntemleri onu kullanan şirkete bugünkü ifadesi ile milyar liraya (eskinin katrilyonu) varan zarar getirdi. Allahtan sermayeye sahip olan şirket çok kuvvetli bir şirketti de, bu eksiği hemen giderdi. Şimdi soru son üç dört yılda portföylerinin neredeyse %80’inden fazlası trafik sigortasından ibaret olan şirketlerin arkasındaki sermayenin, bu meydana gelebilecek yüzlerce milyon liralık zararı gidermek için yeterli mali gücünün olup olmadığıdır. Zira göreceksiniz o günler gelecektir…

PRİMLERDEKİ ZAM AKTÜERYAL HESAPLARLA YAPILMADI

Nihayet 2015 sonlarında ve 2016 yılında sektör, son yedi sekiz yılda öz kaynaklarının neredeyse yarısını trafik sigortası nedeniyle kaybettiği, bu durumun artık sürdürülemez olduğu gerçeğinden hareketle, trafik sigortası primlerine büyük ölçüde zam yaptı. Hem de öyle bir zam yaptı ki, hemen her kesimden sigortalı feryat figana başladı. Maalesef söylemeliyim ki, bu yeni fiyatların herhangi bir matematik, istatistik ya da aktüeryal baza dayanmadığı çok açıktı. Sigorta şirketlerinin canları çok yanmıştı, can havliyle bu zamlar yapılmıştı. Bakın kendimden bir örnek vereyim: 2016 yılı nisanında poliçe yenilemesi gelen yeğenime bir şirket 10 bin 500 lira, diğer bir şirket 5 bin 500 lira, bir üçüncü şirket 3 bin 500 lira fiyat verdi. Bunlar trafik sigortası sıralamasındaki ilk üç şirketti. Rica minnet, sigortayı üçüncü şirkete 2 bin 800 liradan yaptırdık. Bir önceki yıl fiyatı 800 lira idi…

Hazine çözümü tavan fiyatı uygulamasında buldu. Bunun da bir işe yaramadığını bizzat kurumun başındaki bakan geçenlerde açıkladı. Şimdi 2017 takvim yılı belki küçük bir kâr ya da küçük bir zararla kapanacak. Bunda önemli etken, kesin kârla kapanacak olan 2016 yılının sigorta yılı bazlı etkisinin çok büyük olması. Zira 2016 yılı yüksek primli bir yıldır ve olumlu etkisi takip eden yıllara takvim yılı bazlı olarak sirayet edecektir.

EN BÜYÜK SORUN YANLIŞ FİYATLAMA

Şimdi bu kadar laf ebeliği yeter, çözüm nedir diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Benim düşünebildiğim çözüm yolu şudur:

Trafik sigortasında son yıllarda meydana gelen büyük zararın nedenleri çoktur. Örneğin rekabet nedeni ile yanlış fiyatlama, yanlış yargı kararları, bir taraftan teminatı alabildiğine genişletirken diğer taraftan primleri baskılamak, son yıllarda aşırı kur artışı nedeni ile artan hasar maliyetleri, sahte hasarlar ve daha nice şu anda aklıma gelmeyen birçok diğer neden… Ancak bizler sigortacıyız ve sigortacılığın temel prensiplerine göre hareket etmek zorunluluğumuz var.
Bunlardan biri Yakın Sebep (causa proxima) prensibidir. Bir hasarı öderken önce hasarın yakın sebebinin poliçede yazılı rizikolardan birinin gerçekleşmesi sonucunda olduğunu arayıp görmek zorundayız. Örneğin bir seylap neticesi ev eşyaları ıslanıp zarar gördü ise ve poliçede seylap teminatı yoksa, o zararın yakın sebebi seylap olduğu için hasarı ödemeyiz. Burada da aynı yöntem uygulanmalıdır.

Trafik sigortasındaki zararın yakın sebebi yanlış fiyatlamadır. Alınan primler hasarı ödemeye yetmemektedir. O halde doğru fiyatlama yapmak zorundayız. Sigorta fiyatının saptanması basit bir formüle dayanır: Geçmiş son 5-10 yılın hasar oranı + O işi üretmek için katlanılan genel giderler (acente komisyonları + şirket genel giderleri) + Geçmiş hasar oranlarında meydana gelebilecek negatif yönlü hareketlere karşı küçük bir marj + Kâr marjı = Sigorta fiyatı. Bu toplamdan istenirse nakit tahsilatın mali getirisi düşülebilir, bu şekilde ulaşılacak fiyat daha adil bir fiyat olur.

Hasar oranı derken sigorta yılı bazlı hasar oranından söz ediyorum. Örneğin 2010 yılı hasar oranı derken, 2010 yılı poliçelerinin primlerinin 2017 sonu itibarıyla ulaştığı tutarı kastediyorum. Zira 2010 yılı primlerine takip eden yıllarda ilave ya da iptaller gelmiş olabilir. Aynı şekilde 2010 yılı poliçelerinin 2017 sonundaki ödenen hasar ve muallak hasar toplamını ifade ediyorum. 2010 yılı poliçelerine takip eden yıllarda önemli ölçüde hasar gelecektir. Dava konusu olmuş hasarlar takip eden yılların herhangi birinde karara bağlanmış olabilir.

Kısaca 2010 yılının 2017 sonundaki ödenen+muallak hasar toplamının 2010 primlerine bölünmesi o yılın 2017 sonundaki hasar oranını verir. Bu yılın ilerdeki yıllardaki gelişmesi aktüerlerce kolaylıkla ekstrapolasyon yolu ile saptanabilir. Takip eden tüm sigorta yılları için aynı hesaplama ve ekstrapolasyon yapılarak örneğin son yedi yılın ortalama hasar oranı ortaya çıkar.

Her yılın hasar oranına her sigorta yılının toplam ödenen komisyonları ve diğer genel giderleri ilave edildiğinde alınacak sonuç Bileşik Rasyo (Combined Ratio) dur. Bu oran 100’den büyükse zararı, küçükse kârı gösterir. Dediğim gibi daha doğru sonuç her yılın nakit tahsilatının mali getiri oranını da hesaplara dahil etmekten geçer.

DOĞRU HESAPLAMA İÇİN ADRES SBM

Yapılacak iş bu kadar basittir. Peki kim yapacak bu işi? Değerli meslektaşlarım, saygıdeğer yöneticilerimiz; elimizde benim bugün artık tek taş pırlanta diye nitelendirdiğim bir kurum var. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM)…

Başlangıcında benim üç yıl Ahmet Genç ile birlikte Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptığım, o zamanki adı ile TRAMER, bugünkü adı ile SBM kurumunda 2003 yılından itibaren ülkemizde kesilen her bir trafik poliçesi elektronik ortamda bulunmaktadır. Bu poliçelerin primleri, hasarları, araç cinsi, plakaları il bazında orada durmaktadır. İtiraf etmek gerekir ki, ilk üç yıl kayıtlarının sağlıklı olduğunu ileri sürmek güçtür. Sistemin sağlıklı işlemesi için bir sürenin geçmesi gerekmiştir. Esasen 2007’den öncesi zaman aşımı içine girdiğinden önemli de değildir.

SBM bilgisayara verilecek komutlarla her bir sigorta yılını, primler ve ödenen ile muallak hasarlar itibarıyla, il bazında ve araç cinslerine göre ayrı ayrı kolaylıkla çıkarabilir. Örneğin dilediğinizde Bingöl ilinin taksi plakalı araçlarının 2012 sigorta yılı itibarıyla (yani poliçe başlangıç tarihleri 1.1.2012 – 31.12.2012 olan taksi poliçeleri) adetlerini, toplam primlerini, ortalama poliçe primlerini, ödenen hasarlarını ve 2017 sonu itibarıyla muallak hasarlarını almak kolaylıkla mümkündür. Buradan Bingöl ili taksi portföyünün 2012 hasar oranını önümüzdeki 2022 yılına kadar ekstrapole ederek bulabiliriz. Buna 2012 yılı genel gider oranını ve ödenen aracı komisyonunu eklediğimizde bileşik oranı bulur, o ortalama primle kâr mı etmişiz, zarar mı etmişiz görürüz. Bu çalışmayı her araç cinsi için iller bazında 2007 yılından itibaren her sigorta yılı bazında ayrı ayrı yaptığımızda tablo tüm çıplaklığı ile ortaya çıkar.

GEREKEN TÜM VERİLER MEVCUT

Hacimli bir iş olmakla birlikte tüm veriler bilgisayarlarda durmakta, iş doğru komutları vermeye kalmaktadır. Doğru hasar oranına doğru üretim giderlerini eklediğinizde elde edeceğiniz bileşik rasyo size doğru fiyatlamanın ne olacağını da açıkça gösterir. Sayın bakanın aradığı net çözümün yolu budur. Başkaca yollar bilimsellikten uzak, olsa olsa yöntemi ile bulunacak sonuçlardır ve bugünkünden farklı olmayacaktır.

Sigorta Bilgi Merkezi’nin etkin kullanımı ile hem yıllardır zarar veren araç cinslerinin iller bazında durumu yadsınamaz bir biçimde ortaya çıkacaktır, hem de bulunacak ortalama primlere, hasarsız araçlar için gerekli indirim, hasarlı araçlar için gerekli sürprimler hesaplanarak adil bir fiyatlama yapıldığı, itiraz edilmesi mümkün olamayacak şekilde ortaya konacaktır. Öte yandan yaklaşık hasar oranına sahip iller gruplandırılarak, daha yüksek hasar oranlı illere göre daha düşük hasar oranlı iller daha düşük primden sigortalanma yolu açılacaktır. Farz edelim İstanbul taksilerinin hasar oranı %90, Muğla taksilerinin hasar oranı %70 bulunmuş olsun. Bu sonuca göre Muğla’da taksilerin İstanbul’dakilere oranla yaklaşık %30 daha ucuza sigortalanması mümkün olacaktır.

Yazımda sadece Yakın Sebep temelinden hareketle konuyu fiyat bakımından incelemeye çalıştım. Elbette adil yargı kararlarının, kur artışlarının, değer azalışı sorunlarının, sahte hasarların ve diğer sayılabilecek nedenlerin önlenmesinin konuya etkisi vardır. Yapılacak şey bir kere doğru hasar oranı bulunduktan sonra bu faktörlerin hasar oranındaki paylarının tahminini gerektirir. İleriye dönük olarak bu kalemlerdeki her olumlu gelişme fiyatlamaya olumlu olarak yansımalıdır.

Sigorta Bilgi Merkezi’nin etkin kullanımı ile yıllardır zarar veren araç cinslerinin iller bazında durumu yadsınamaz bir biçimde ortaya çıkacaktır. Aynı zamanda bulunacak ortalama primlere, hasarsız araçlar için gerekli indirim, hasarlı araçlar için gerekli sürprimler hesaplanarak adil bir fiyatlama yapılacaktır. Öte yandan iller gruplandırılarak, düşük hasar oranlı illeri daha düşük primden sigortalama yolu açılacaktır.

4 Mayıs 2018

İlgili Haberler

Yazarlar