“Türkiye’ye yabancı yatırımcı ilgisi sürecek”

VHV Reasürans CEO’su Maximilian Stahl, altyapı ve enerji gibi yatırımların arttığı Türkiye’nin, küresel büyümenin önemli bir parçası olduğunu söyledi. Yapılan yeni yatırımlar ve 2023 hedefleri doğrultusundaki projelerin sigorta sektörü için önemine dikkat çeken Stahl, “Bu nedenlerle Türkiye’ye yabancı yatırımcı ilgisinin sürmesini bekleyebiliriz” dedi.

VHV Reasürans CEO’su Maximilian Stahl, 2017 yılını değerlendirdi ve yeni yıla dair öngörülerini paylaştı. Türk sigorta sektörünün yabancı yatırımcı için cazibesini koruduğunu belirten Stahl, yapılan yeni yatırımların ve 2023 hedefleri doğrultusundaki projelerin sigorta sektörü için çok önemli olduğunun altını çizerek, “Bu nedenlerle Türkiye’ye yabancı yatırımcı ilgisinin sürmesini bekleyebiliriz. Türk sigorta pazarına baktığımızda dünya devi birçok sigorta şirketinin, aynı şekilde dünyanın en büyük sigorta brokerlerinin burada yatırımlarının olduğunu görüyoruz. Türkiye bulunduğu coğrafyanın merkezi olmaya aday” diye konuştu. Artan yatırımlara paralel olarak inşaat ve mühendislik sigortalarına talebin de artacağını vurgulayan Stahl sorularımızı yanıtladı.

Sizce sektör açısından 2017 yılı nasıl geçti?

Genel anlamda bakıldığında sigortacıların ana gündeminin trafik sigortası olduğunu söyleyebiliriz. Nisan itibarıyla tavan fiyat gelmesi ve ardından da havuz kurulması sektör gündemini oluşturan konulardı. 2017 yılında nakliyat, inşaat, mühendislik ve yangın sigortaları öne çıkan branşlar oldu. Öte yandan Türk sigorta sektöründe; artan saldırılarla birlikte siber riskler ve artan yatırımlarla yenilenebilir enerji riskleri için sigorta ihtiyaçları sıkça konuşuldu.

Büyüme oranlarını değerlendirirken, enflasyon etkisini göz ardı ettiğimizde, büyümenin hayat dışında beklenen seviyelerin altında kaldığını söyleyebiliriz. Yine de, döviz kurundaki dalgalanmalarla politik etkenlere rağmen sigorta sektörünün bu zor yılda başarılı bir sınav verdiğini düşünüyoruz.

Yeni yılda piyasa nasıl bir seyir izleyecek? Soft market bitti mi?

2018’in sigortacılık açısından kârlılık odaklı bir yıl olacağını düşünüyoruz. Ülke ekonomisinin 2017’de beklentilerin üstünde büyümesinin, yeni yılda beklentilerin daha yukarı taşınmasında etken olduğu gözleniyor. Sigorta sektörü açısından bakıldığında ise bu beklentilere paralel olarak %10 seviyelerinde çift haneli büyümeden bahsedebiliriz; bu doğrultuda hayat dışında prim üretiminin 45 milyar liraya yaklaşabileceğini öngörüyoruz.

“İNŞAAT VE MÜHENDİSLİK BRANŞLARINA İLGİ ARTACAK”

Sektörün son yıllarda gündemini meşgul eden oto branşlarının 2018 yılında da konuşulmaya devam edeceğini düşünüyoruz. İnşaat, mühendislik gibi branşlara ilginin daha da artmasını beklerken, sigorta şirketlerinin bu alanlarda ciddi rekabeti artırarak devam ettireceğini öngörüyoruz.

Her ne kadar 2017’de özellikle Amerika kıtasında gerçekleşen doğal afet hasarları uluslararası reasürans piyasalarını etkilediyse de, uluslararası piyasalarda kapasitelerin halen ihtiyacın üzerinde olduğu ve bu kapasite fazlasının özellikle Batı dünyasında mevduat faizlerinin düşüklüğünden kaynaklandığı görüşü hakim. Dolayısıyla, faizler artmadıkça soft market durumunun ortadan kalkması yılın ilk aylarında pek mümkün değil.

2017 yılında yaşanan büyük felaketler piyasayı nasıl etkiledi?

ABD’deki son 50 yılın en şiddetli kasırgaları, Kaliforniya eyaletinde yaşanan orman yangınları ve Meksika’daki iki büyük deprem dünyanın bu yıl konuştuğu en önemli doğal felaketler arasında yer aldı. Küresel piyasanın önemli oyuncularının görüşleri ve modelleme kuruluşlarının ortak bulguları, küresel reasürans piyasasının bu doğal felaketlerde 90 ila 125 milyar dolar arasında bir hasara maruz kaldığı yönünde. Ne yazık ki piyasa tarafından tahmin edilen bu hasar miktarı, birçok reasürör için sermaye sorunu yaratabilecek niteliktedir. Bununla birlikte, bölgede hizmet veren birçok sigorta ve reasürans şirketi tazminat taleplerine kısa sürede cevap vererek sigortacılığa olan güveni kanıtladı. Söz konusu hasar ödemelerinin prim fiyatlarında artış yaratabileceği birçok açıklamada yer aldı. Açıklamalara bakıldığında, söz konusu fiyat artış oranlarının doğal felaketlerin yoğun olarak yaşandığı yerlerde %20 ila 40 arasında olacağı belirtilse de bu durumun dünya sigortacılığının geneline yansımasının beklenmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

“ÖNE ÇIKAN RİSKLER: SİBER VE DOĞAL AFETLER”

Türkiye piyasasındaki riskler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dünya sigortacılığında dikkat çeken ve son zamanlarda artan siber riskler ve doğal afet kaynaklı riskleri, Türkiye sigortacılığındaki öncelikli riskler arasına alabiliriz.

Türk pazarı yabancı yatırımcı için cazibesini koruyor mu?

Altyapı, enerji, konut, havalimanı olsun; Türkiye’de yatırımların arttığını görüyoruz. Bu nedenle Türkiye küresel büyümenin önemli bir parçası. Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında, büyüme potansiyeli açısından en iyi ülkelerden biri. Ayrıca, yapılan yeni yatırımlar ve 2023 hedefleri doğrultusundaki projeler de, sigorta sektörü için çok önemli. Bu nedenlerle Türkiye’ye yabancı yatırımcı ilgisinin sürmesini bekleyebiliriz. Türk sigorta pazarına baktığımızda dünya devi birçok sigorta şirketinin, aynı şekilde dünyanın en büyük sigorta brokerlerinin burada yatırımlarının olduğunu görüyoruz. Türkiye bulunduğu coğrafyanın merkezi olmaya aday. Bu durum da yatırımların süreceği beklentilerini destekliyor.

“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SİGORTACILIKTA TEMİNATLARI DA DEĞİŞTİRECEK”

Temmuz 2017’de İstanbul’da yaşadığımız dolu ve sel olayları anlaşmaları nasıl etkileyecek?

Bilindiği üzere, küresel ısınmanın en önemli sonuçlarından biri olarak, dünya genelinde iklime bağlı doğal afetlerde önemli oranda artış yaşanıyor. 18, 21 ve 27 Temmuz tarihlerinde İstanbul’da yaşadığımız sel ve dolu felaketleri sonucunda oluşan hasarların sektöre maliyetinin 800 milyon lirayı bulduğu tahmin ediliyor. Bu tür olayların bundan sonra da sıkça gerçekleşmesi bekleniyor. Bu nedenle de sigortacılıkta teminatların değişmeye başlayacağını ve iklim değişikliği kaynaklı doğa olaylarına ilişkin risklerin poliçelerde daha dikkat edilir bir hal alabileceğini söyleyebiliriz. Bunun sonucu olarak da dolu ve sel gibi doğa olaylarının birçok branşta fiyatları ve anlaşmaları etkileyebileceğini ifade edebiliriz.

13 Şubat 2018

İlgili Haberler

Yazarlar