Faruk Ömrüuzak

Üçleme – Antep

« KARAYILAN » olmazdan önce
umurunda değildi Karayılan’ın
kıyamete dek düşmana verseler Antep’i.
Çünkü onu düşünmeğe alıştırmadılar.
Yaşadı toprakta bir tarla sıçanı gibi,
korkaktı da bir tarla sıçanı kadar.
Siperi bir gül fidanıydı onun,
gül fidanı dibinde yatıyordu ki yüzükoyun
ak bir taşın ardından
kara bir yılan
çıkardı kafasını.
Derisi ışıl ışıl,
gözleri ateşten al,
dili çataldı.
Birden bir kurşun gelip
kafasını aldı.
Hayvan devrildi kaldı.
Karayılan
Karayılan olmazdan önce
kara yılanın encâmını görünce
haykırdı avaz avaz
ömrünün ilk düşüncesini .
«İbret al, deli gönlüm,
demir sandıkta saklansan bulur seni,
ak taş ardında kara yılanı bulan ölüm.»
Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp
bir tarla sıçanı kadar korkak olan,
fırlayıp atlayınca ileri
bir dehşet aldı Anteplileri,
seğirttiler peşince.
Düşmanı tepelerde yediler.
Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp
bir tarla sıçanı kadar korkak olana:
KARAYILAN dediler.
«Karayılan der ki: Harbe oturak,
Kilis yollarından kelle getirek,
nerde düşman varsa orda bitirek,
vurun ha yiğitler namus günüdür…»
Ve biz de bunu böylece duyduk
ve çetesinin başında yıllarca nâmı yürüyen
Karayılan’ı
ve Anteplileri
ve Antep’i
aynen duyup işittiğimiz gibi
destânımızın birinci bâbına koyduk.

Nazım Hikmet’in Kuvay-i Milliye Destanı’nın birinci babına koyduğu Karayılan’ın memleketi Gaziantep’teyiz.

Karayılan’ın ve silah arkadaşlarının aziz hatıraları önünde saygıyla eğilip, onların canları uğruna bizlere armağan ettiği
Gaziantep’te bir başka amaçla keşfetmeye başlıyoruz. Amacımız Gaziantep mutfağının lezzetlerini tatmak.

İşe Bayazhan’dan başlıyoruz. Bayazhan Gaziantep’te gidilebilecek en güzel mekanlardan biri, adeta bir lezzet müzesi. Avlu, teras, bar ve lokantadan oluşan mekanda kebap çeşitlerinin ve mezelerin her türlüsünü bulmak mümkün. Yemek sonrası ikram edilen fıstıklı katmer ise olağanüstü. Fiyatlar ise İstanbul fiyatları ile mukayese edildiğinde gayet makul.

Gaziantep’teki ikinci günümüze tavsiye üzerine gittiğimiz Zeki İnal’da yediğimiz şöbiyet ile başladık. Şöbiyet buysa, İstanbul’da yediklerimiz ne? Kale ziyaretimizin ardından, çarşıda içtiğimiz Tahmis kahvesi ile, Kebabçı Halil Usta’da yiyeceğimiz küşlemeye hazırlık yapıyoruz. Yemek faslını Koçak’ta yediğimiz baklava ile kapatıyoruz. Artık tarih turuna başlayabiliriz. Başlarız da yerimiz burada bitti. Gelecek sayıda Zeugma ile devam edeceğiz.

Hepimize seyahati bol sağlıklı ve huzurlu yeni bir yıl diliyorum.

2 Ocak 2019

İlgili Haberler

Yazarlar