Emin Özcan

Urfalı Mukim Tahir

BEN Mukim Tahir’i gençlik yıllarımda türkülerinden tanıdım. Yaşamını da anlatılardan öğrendim. Çünkü Mukim Tahir, ben doğmadan 6 yıl önce hayata veda etmişti. Mukim Tahir soyadı kanunundan sonra Oturan soyadını almış. Yakışmış da hani, ne de olsa Mukim.
İbrahim Tatlıses’i şöhret yapan “Ayağında kundura” türküsü onundur. Mukim Tahir’le ilgili anlatılan birçok hikaye var. Her ne kadar en ünlülerinden biri “Can sana hayran Hayrettin Ağey” olsa da ben sizlerle diğer iki hikayeyi paylaşayım.
Mukim Tahir’in türküsüne de yansıyan ilk hikayesi Ankara Radyosu’nda gerçekleşir. Anadolu’daki türkülerin en az yüzde 90’ını derleyen ve Mukim Tahir’in de birkaç türküsünü alan dönemin ünlü radyocusu Muzaffer Sarısözen, Tahir’i Ankara Radyosu’nda programa davet eder.
Mukim Tahir Ankara Radyosu’na gelir. Gabardin şalvar, kırk düğme yelek gibi mahalli kıyafetler giyen Tahir’in kaytan bıyıkları da dikkat çekicidir. Elinde sazı ile Ankara Radyoevi’ne girerken, orada görevli modern giyimli bir bayan Mukim Tahir’in şalvarına ve kaytan bıyıklarına bakarak alaylı bir şekilde gülümser ve Mukim Tahir’i içeri almaz. Bunun üzerine Mukim Tahir radyoevinin bahçesine çıkar ve dolanmaya başlar. O sırada Muzaffer Sarısözen üst kattan Tahir’i görür ve ne olduğunu sorar. Tahir içeriye almadıklarını söyler. Sarısözen sorunu çözer ve Mukim Tahir “Yurttan Sesler” programı için türkülerini söyler. Kayıt sonrası Tahir kapıdaki kadının adını sorar, Emine olduğunu öğrenir ve başında kırmızı kurdele bulunan Emine’ye irticalen şu türküyü söyler:
“Kırmızı kurdele/kör olasın Emine/endim derelerine/bilmem nerelerine/kaytan bıyıklarımı sürem nerelerine”

KAPIYI ÇALAN KİMDİR…
Mukim Tahir’in “Kapıyı çalan kimdir” türküsünün hazin bir hikâyesi var. Amansız bir hastalıktan ölen hanımının üstüne söylediği bu türkünün öyküsü şöyle anlatılır.
Mukim Tahir, ustalığı ve sesinin güzelliği, hoş sohbeti nedeniyle Urfa müzik meclislerinin aranılan kişisidir. Bu nedenle hemen her gece ayrı bir müzik meclisine çağrılır. O geniş arazileri olan varlıklı biridir, bu nedenle her gece ayrı bir mecliste müzik meşkine katılır sabahlara kadar eğlenirdi. Mukim Tahir’in hizmetlerini gören bir de azabı vardı. Her gittiği yere azabını da birlikte götürür, azabı kendisine çok hürmet ederdi.
Mukim Tahir’in hanımı uzun zamandan beri hastaydı. İnce hastalığa (verem) yakalanmıştı. Tahir, müzik meclisleri, günler süren dağ yatıları nedeniyle evini ve hanımını uzun zamandır ihmal ediyordu. İlgisizlik nedeniyle hanımının hastalığı da gün be gün artıyordu.
Böyle günlerden birinde Mukim Tahir ve azabının bulunduğu bir müzik meclisinde, azabına, evden, Tahir’in hanımının durumunun ağırlaştığı haberi gelir. Azabı bu habere çok üzülür, bir şeyden haberi olmayan Mukim Tahir’e biraz sertçe “Üstat kalk eve gideceğiz” der. Bunu duyan Tahir hayretler içinde azabının yüzüne bakar. Çünkü o güne kadar değil böyle bir laf söylemek, azabı kendisine karşı konuşmaya bile çekinirdi. Tahir, azabının böyle söylemesinden kötü bir şeyler olduğunu sezer. Azabının bu münasebetsiz sözlerine mecliste bozulmuş olmasına rağmen, azabını azarlamaz ve izin isteyerek meclisten ayrılır. Eve kadar azabı ile hiç konuşmaz. Eve geldiklerinde Mukim Tahir sertçe kapıya bir-iki vurur. İçerden iniltili bir şekilde “Kapıyı çalan kimdir / aç bakım gelen kimdir / yaram derine düştü, belki gelen hekimdir” diyen hanımının sesini duyar. Mukim Tahir o zaman hanımının çok hasta olduğunu anlar. Kendisini meclisten kaldıran azabına teşekkür ederek içeriye girer, hanımın yanına oturur. Hanımı çok hastadır ve ölüm döşeğindedir. Birkaç gün hanımının yanında kalsa da, hanımı bir müddet sonra vefat eder. Hanımının ölümü onu yıkar, hanımıyla yeteri kadar ilgilenmediği için kahrolur, fakat iş işten geçmiştir. Hanımının, yatağında inlerken, söylediği sözler Tahir’i çok etkiler, onu duygulandırır ve dilinden “Kapıyı çalan kimdir / aç bakım gelen kimdir / yaram derine düştü / belki gelen hekimdir” türküsünün ezgileri dökülmeye başlar. Esen kalın.

2 Mayıs 2017

İlgili Haberler

Yazarlar