Fazıl Karaman

Yabancıların serbest meslek faaliyetleri gelirlerinin vergilendirilmesi

Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler ile kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlar dar mükellef kabul edilmekte ve tam mükelleflerden farklı olarak sadece Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden Türkiye’de Gelir veya Kurumlar Vergisine tabi tutulmaktadır.

Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile yabancı devletler arasında akdedilen çifte vergilendirmenin önleme anlaşmaları ile ilgili ülke mukimlerinin Türkiye’de elde ettikleri gelirler, belli şartlara bağlı olarak mevcut iç mevzuattaki oranlara kıyasla daha düşük oranda vergilendirilmekte hatta Türkiye’de bu gelirler üzerinden hiç vergi alınmayabilmektedir. Tabiatıyla, buna benzer avantajlar Türkiye mukimlerinin anlaşmanın tarafı diğer ülkede elde ettikleri gelirler üzerinde söz konusu ülkede yapılacak vergilendirmede de sağlanabilmektedir.

Geçtiğimiz günlerde, Gelir İdaresi Başkanlığı’nca, anlaşmalara taraf ülkelerin mukimlerinin Türkiye’de icra ettikleri serbest meslek faaliyetlerine ilişkin gelirlerinin Türkiye’de vergilendirilmesine yönelik açıklama ve düzenlemelerin yer aldığı Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları Genel Tebliği (Seri No:4) yayımlanmıştır.

Serbest meslek faaliyetinin tanımı anlaşmaların genellikle 14. Maddesinde yapılmış olup, Gelir Vergisi Kanununun 65. Maddesindeki tanımla benzerlik içermektedir. Ancak, sanatçı ve sporcuların faaliyetlerinin vergilendirilmesinin anlaşmalarda farklı bir Maddede yer aldığına dikkat edilmesinde fayda bulunmaktadır.

Kurumlar (tüzel kişiler ve teşebbüsler) serbest meslek faaliyetlerini çalışanları aracılığı ile icra ederler. Dolayısıyla, kurumların da serbest meslek faaliyeti icra etmesi mümkündür.

Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları tek bir standartta değildir, farklı modeller söz konusu olabilmektedir. Buna bağlı olarak da anlaşmaların yorumlanması değişiklik arz etmektedir. Tebliğde, farklı anlaşma türleri gruplandırılarak bu modeller çerçevesinde vergilendirmeye yönelik açıklamalar yapılmıştır.

Anlaşmaya taraf ülke mukimlerinin, Türkiye’de ne şekilde vergilendirileceği; gerçek kişi ve kurum olmalarına, hizmeti Türkiye’ye gelerek ya da gelmeden ifa etmelerine, Türkiye’de kalma sürelerine, Türkiye’de işyeri veya sabit yerleri olup olmadığına, ödemenin Türkiye’de yapılıp yapılmadığına gibi şartların tamamına ya da bazılarına bağlı olarak değişebilmektedir.

Öte yandan, tebliğdeki Japonya anlaşması ile ilgili 18 No’lu örnekte de görüleceği üzere anlaşmaların ekindeki protokol hükümleri de vergilendirme açısından önem arz edebilmektedir. Keza, “Çifte Vergilendirilmenin Önlenmesi” başlıklı olarak genellikle anlaşmaların 23. Maddesinde yer alan düzenlemelere de dikkat edilmelidir.

Tebliğde; Türkiye’de icra edilen serbest meslek faaliyeti ve hizmet sunumuna ilişkin olarak sözleşme ya da ödeme yapıldığı sırada süre veya diğer şartlara ilişkin olarak Türkiye’nin vergilendirme yetkisinin oluşmadığı açıkça tespit edilemiyorsa, faaliyet ve hizmetlere ilişkin olarak yapılan serbest meslek ödemeleri üzerinden vergi sorumlularının vergi tevkifatı yapmak zorunda oldukları ifade edilmiştir.

Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının avantajlarından faydalanılabilmek için ilgili ülke mukiminin kendi ülkesinin yetkili makamlarından mukimlik belgesi alarak bunun aslı ile noter veya Türk konsolosluklarınca tasdikli tercümesini vergi sorumlusuna ibraz etmeleri şarttır. Bu belge ibraz edilemezse anlaşma hükümleri iç mevzuat hükümlerimiz uygulanacaktır. Diğer taraftan, bir takvim yılına ilişkin mukimlik belgesinin, izleyen yılın dördüncü ayına kadar geçerli olduğu da tebliğde belirtilmiştir.

Tebliğ ile; çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasının tarafı olan bir ülke (gerçek ya da tüzel kişi) mukimine serbest meslek faaliyeti karşılığı yapılan ödemede anlaşma hükümleri gereği tevkifat uygulanmayacaksa tebliğ ekindeki formların düzenlenerek vergi dairesine verilmesi zorunluluğu getirilmiştir.


FAZIL KARAMAN
f.karaman@fkymm.com

3 Kasım 2017

İlgili Haberler

Yazarlar