Sema Tüfekçiler

Yanmışız biz

SANIRIM ”Batsın bu dünya” arabesk akımını çağrıştıran ve uluslararası boyuta çıkmış bir şeyi sonunda buldum. “Burning Man Festivali”, son dönemde dünyadaki en çılgın etkinlikler arasında gösterilmektedir. Bu festivalde dünyanın farklı köşelerinden gelen çılgın sanatçılar ve devrimciler bir araya gelerek değişik bir eğlence biçimini bir süreliğine de olsa beraberce tadarlar.
Festival, Amerikalıların Labor Day’inden bir hafta önce Nevada’daki Black Rock Desert’ta düzenlenir. Katılımcılar yedi gün boyunca çöl şartlarında yaşar, kendi duvarlarını yıkar, özgürleşir ve son olarak da insan bedeni ve onun kalıplarını temsil eden ”Tahta Adam“ı yakarak festivali sonlandırır. Katılımcılar “Playa” adı verilen kampın ortasındaki alanda, festival için hazırladıkları çalışmalarını sergilerler. Festival adeta bir dışavurum platformu haline gelir ve bu platformda kendine güven ve kendini gösterme sonucu ortaya çıkan sanat eserleri ve gösteriler sergilenir. Katılımcılar dans, şarkı ve müzik performanslarını sergilerler. Festivalde eğlence, özgürlük ve sanat bir araya gelir. Sanki; normal yaşantımızda yapmak istediğimiz fakat yapamadığımı içimizde birikmiş ve Kural / Baskı / Normal Davranma gibi normlar ile sıkıştırılmış olan isyan niteliğindeki duygularımızı dışa vurduğumuz bir rüya gibidir bu festival.
Festival ilk olarak 1986’da Larry Harvey ve Jerry James’in yirmi kişilik arkadaş grubuyla San Fransisco, Baker Beach’te buluşması ve 3 metrelik tahta bir adamı yakmalarıyla başlamıştır. Bu yakma işlemi onlara ilham vermiştir. Festivali, kendini ifade etmede köklü bir değişim, aniden gelişen fikirleri eyleme dökerek zihinlerindekini somutlaştırma olarak tanımlamışlardır. Yani aslında ne kadar dünya yaşantısına aykırı ve ters bir motto. Düşünsenize metroda giderken içinizden inanılmaz bir istek ile bağırarak şarkı söylemek geliyor ve bunu yapıyorsunuz, nasıl etiketlenirsiniz ve şarkının sonu nerede biter, muhtemelen assolist kulisinde sodanızı içerek değil .
İlerleyen yıllarda bu akımın çok tutması ve katılmak isteyenlerin inanılmaz boyutlara yükselmesiyle festival her yıl gerçekleşerek geleneksel bir hâl almıştır. Festivaldeki amaç her bireyin sahip olduğu yaratıcı güçlerin ortaya çıkarak kendini ifade etmesi ve bunun sonucunda gelen özgüvenle yepyeni bir kültür yaratmaktır. Dayatılan toplum kuralları sebebiyle oluşan bariyerleri aradan kaldırarak, daha çok bireysel özelliklerin ön plana çıkarıldığı bir ortam yaratmak istenir. Festivalin yaratıcıları, Burning Man sayesinde dünyada spiritüel anlamda bir değişiklik yapabileceklerine inanıyorlar. Festival herkesin katılımına açıktır. Çölün ortasında; tanışmak, paylaşmak, yaratıcılığı ortaya koymak ve eğlenmek için düzenlenen şehirde hiçbir kısıtlama, ayrımcılık hissetmeden istediğinizi yapabileceğiniz bir ortam sağlanmaktadır. Paranın geçmediği bu şehirde, para ile bir şey satılmaz; paylaşmak ve eğlenmek üzerine kurulu, güvenli bir ortam mevcuttur. Festival 1 hafta sürmektedir. Eksikler ve ihtiyaç duyulan eşyalar arkadaş ve çadır komşularından tedarik edilir. Kalabalık grup halinde gidenlerin daha çok eğlendiği gözlemlenir.Katılımcılar önyargılar ve kalıplardan uzak, arkadaş canlısı insanlar oldukları için kimse kendisini yalnız hissetmez. Son iki gün ise festivalin en can alıcı zamanıdır. Cumartesi günü Tahta Adamın etrafında katılımcılar ateş çevirir ve sonunda da Tahta Adam yani aslında düzen, hayat, rutin, sıkıntılar, sınırlar yakılır. Pazar günü ise katılımcıların kaybettikleri kişilere ait eşyalar hazırlanan tapınağa konulur ve bu sefer de tapınak yakılır.
Kim bilir belki bir gün biz de “Yazarlar Toplantımızı” çölün ortasında yaparız.

31 Ekim 2018

İlgili Haberler

Yazarlar