Eşber Erülgen

Yeni yıl

İLHAM perilerinin ne zaman neler bahşedeceği hiç mi hiç belli olmaz. Eğer güncel olaylar veya politika dışı, benim yaptığım gibi saptan samandan konular icat ediyorsanız güne, aya, mevsime uygun bir şeyler bulmak bir hayli güç oluyor. Aşağıda biraz kesip biçerek sunduğum yazım, (arşivimin yalancısıyım!) Şubat 2012 sayımızda yayımlanmış. Ocak ayına denk gelmediği için de hayıflanmışım.Yeni yılın ilk sayısında sanki hiçbir şey olmamış gibi, İSTANBUL’UN TARİHİ ANITLARI serisi ile devam etmek yerine eski yazımı beş yıl sonra galiba ikinci defa tekrarlamamı hoş görünüz lütfen. Ayrıca o tarihte bu yazımı çok beğenmiş olduğumu da itiraf etmeliyim.

NARDUGAN BAYRAMI

İnsanlar neden yılbaşını büyük bir coşku ile, sabahlara kadar kutlar anlayamam. Adım külliyen muhalife çıkacak ama olsun, hani bir seferinde de “KIŞ” muhalefeti yapmıştım ya! Kaç kişi okuduysa?.. Bizim köşelerin reyting ölçümleri kalktığı için artık bilemiyoruz.

Neyse biz gelelim yılbaşına, hakikaten her şeyden önce nüfus kâğıdı bir sene daha eskimiş oluyor, bunun için ağaçlar, çiçekler, böcekler, havai fişeklerle kutlama mı yapılır? Topu topu kaç sene ki, azaldıkça daha da kıymeti artıyor. Utanmasam “otur ağla ömürden bir yıl eksildi” diyeceğim neredeyse. Hatta daha da ileri gidip, “yahu Hristiyanlar Kurban Bayramı’nı kutluyor mu ki sen onların Noel bayramını kutluyorsun” gibi hezeyanlar yapmam bile mümkün.

Oysa bakınız dünyaca ünlü Sümerolog MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ hocamız ne demiş bu konuda:

“Türklerin, tek Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor. Buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz.

Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı aralık ayında gece gündüzle savaşıyor. Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor. İşte bu güneşin zaferini , yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar.

Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor.

Bayramın adı: NARDUGAN (nar: güneş, tugan-dugan: doğan) Doğan Güneş.

Güneşi geriverdi diye Tanrı Ülgen’e dualar ediyorlar. Duaları Tanrı’ya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar, dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrı’dan. Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar. Yaşlılar, büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar. Yedikleri yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme. Bayram aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur gelirmiş. Akçam ağacı yalnız Orta Asya’da yetişiyormuş. Filistin’de bu ağacı bilmezlermiş, bu yüzden olayın Türklerden Hristiyanlara geçtiği, Hunların Avrupa’ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor. İsa’nın doğumu ile hiç ilgisi yok. Güneşin yeniden doğuşu.”

İş yedi ceddimize kadar uzandı, o halde muhalefetten çark etmek gerekecek, “yapmadığım bir şey değil nasıl olsa” deyip delikanlılık yapayım!

Noel sözcüğünün de, no-nolo: yeni ve hel-helios: güneş, (Yeni Güneş) sözcüklerinden geldiğini dikkate alırsak, bir asgari müşterek oluşuyor.

Kaynağı ne olursa olsun, dünyadaki tüm insanların aynı anda ortak bir sevinci paylaşabilmeleri, bu kaynayan dünya için bulunmaz bir ümit ışığıdır.

***

Tüm vefalı dostlarımın ve son duraktan önceki sığınağım SİGORTACI GAZETESİ’nin patronundan kuryesine kadar tüm fertlerinin YENİ YILINI KUTLAR, sağlık, mutluluk, huzur dolu nice yıllar dilerim.


esberulgen@ttmail.com

2 Ocak 2018

İlgili Haberler

Yazarlar