Mehmet Muratoğlu

Yol haritası, Hareket planı!..

Ne derseniz deyin, eyleme geçme zamanı…

Son zamanlarda fazlasıyla önemsenen iki temel kavram var. İş dünyasındaki her kurumun tamamında olmazsa olmaz hale gelen bu kavramlar; süreç yönetimi ve değişimdir. Ancak, ortaya konan çok zekice fikirler, işletmeleri büyük değişimlere yaklaştırmasına karşın, çoğu işletmede maalesef aynısı olmadı. Aslında nedeni de çok basitti. Çünkü değişimler için gerekli olan, öngörülen yaklaşımların doğruluğu idi. Bu yaklaşımların içinde hareketlerinizi iyi planlayabiliyorsanız, değişimleri de doğru hamlelerle gerçekleştirebilirsiniz. Ancak, bir tekneyi kullandığınızı düşündüğünüzde, nasıl ki rüzgarın yönünü değiştiremiyor, sadece tekneyi kontrol edebiliyorsanız için hareket onu döndürüp rüzgarı yelkenlerinize doldurmanız gerekiyorsa, değişimle de başa çıkmak için hareketlerinizi yönetiyor olmalısınız. İşte burada yönetimden istenen hareketin sözlük anlamı olan “bilinçli olarak istenilen eylemde bulunma süreci”ni uyguluyor olmanızdır.

Hareket için gerçekleştirdiğimiz planlar en çok hangi amaca dönük olmaktadır? İş performanslarımızı artırmak için bilinçli olarak hedeflediğimiz proje veya girişim uygulamaları bizi ne tür eylemlere zorlamaktadır? Organizasyonunuzu yeniden inşa etmek, yapılandırmak veya yeni işletme birimlerinin ihtiyaç duyduğu yeni yatırımları hızlandırmak; ne derseniz deyin eylem adımlarınızı atmak zorundasınız. Bunun için, yöneticiler kendi sorumluluk alanlarındaki hareketlenmeyi doğru yönetmeli ve gidecekleri yol haritalarını mükemmele yakın hazırlamalıdırlar. Peki, hareket planlarını yaparken hangi aşamaları dikkate almak durumundayız?

Hareketin birinci aşaması, başlangıç ile başlıyor, ikinci aşama analiz, üçüncü aşama tanımlama, dördüncü aşama geçiş ve geliştirme, beşinci aşama olarak devam ediyor.

Başlangıç aşaması, yöneticilerin durum değerlendirmesi yaparak, harekete geçmeye karar vermesiyle başlamaktadır. Analiz aşamasında ise liderlik ettikleri yapının mevcut durumunu değerlendirip, iyileştirme olanaklarını aramaktadırlar. Tanımlama aşamasında ise yapının bulunması gereken yer ile oraya nasıl ulaşabileceği konusundaki ayrıntıları belirlemektedirler. Hareket planlarındaki geçiş aşaması ise sürekli kontrol edilerek eylemlerle desteklenmekte ve sürekli gelişim içerisinde yol haritasında ilerleme gerçekleştirilmektedir.

Bununla beraber, hareket planlarının uygulanabilmesi ve başarılı olması için, örgütün ortak davranış içerisinde bulunması gerekmektedir. Bu ortak tavır nedir derseniz, yönetim hiyerarşisinin tüm katmanlarında bulunan yöneticilerin, hareketin başladığı noktadaki zorlukların üstesinden gelme arzusunu ve inancını tüm çalışanlara yayma sorumluğu vardır. Yöneticilerin hareket planları içerisinde karşılaştıkları zorluklar, yönetim hareketini etkileyen, hatta önleyen engeller olarak tanımlanmaktadır. Bu engelleri ortadan kaldırmayı hedeflemeden önce bunların doğru tanımlanması gerekmektedir. Başa çıkılacak bu engeller için önümüzdeki adımları şöyle tanımlayabiliriz: Hareket için belirlenecek stratejiyi de içeren planlar, başarılı olması için tahsis edilen insan, teknoloji, bilgi ve para gibi kaynaklar, hareketi yönlendirecek, etkin becerilere sahip lider kişiler, hareketin devamını sağlayan, onu güçlendirecek diğer yönetici kadrolar, motivasyonu yüksek işgücüyle, harekete geçme arzusu içinde olan çalışanlar, hareketi anlatan, doğru bir şekilde açıklayan, güçlü iletişim becerilerinin kullanıldığı platformlar, etkili iş hareketiyle çabaları geliştiren, sürekli yenilenerek hareketi geliştiren donanımlı ve etkili insan kaynakları, eylem geçme anında önümüze çıkan engelleri tanımlayan onların kaldırılmasında referans gruplarını harekete geçiren deneyimli danışmanlar, her adımımızın ayrılmaz bir parçası olan teknolojik yenilikler ve son olarak eyleme geçme anında kararlı, inanmış ve başarıyı nihai amaç edinmiş enerjisi yenilenen ve süreklilik gösteren çalışanlar.


mehmet@etkinyonetim.com

 

2 Ocak 2018

İlgili Haberler

TOBB SAİK’ten gündem araştırması

TOBB SAİK, sektörün 2017 gündemine dair bir araştırma hazırlattı. Başkent Üniversitesi’nden Doç. Dr. Erdem Kırkbeşoğlu tarafından hazırlanan araştırmaya göre, dünya sigorta piyasasında 2016 yılında en çok konuşulan konular arasında akıllı ulaşım sistemleri, yaşlı nüfus/emeklilik sorunu, düşük faiz oranları, iklim değişikliği, doğal afetler ve insan kaynaklı riskler ile alternatif risk transfer sistemleri bulunuyordu.

CEO’lar cevaplıyor: Doğal afetler reasürans fiyatlarını nasıl etkileyecek?

Monte Carlo ve Baden Baden’da gerçekleştirilen reasürans görüşmelerinde ana gündem maddesi yılın ikinci yarısında yaşanan doğal afetlerdi. Sektör yöneticileri, bu afetlerin yol açtığı 100 milyar dolar civarındaki sigortalı hasarın reasürans fiyatlarını artıracağını belirtse de, artışın ne kadar olacağı konusunda farklı görüşler aktardı. GRC Howden Reasürans Brokerliği Genel Müdürü Vedat Basan, daha sert bir piyasaya geçileceğini belirtti. Mapfre Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Volkan Babür ise “Sel ve dolu olayları reasürans fiyatlarını etkilemez” diye konuştu. Lockton Re Senior Vice President Okan Çağlayan da piyasadaki kapasite fazlasının fiyat artışını dengeleyebileceğini söyledi.

Yazarlar