Sema Tüfekçiler

Yolculuk mu, yolun sonu mu?

VARILAN yeri mi önemsiyorsunuz, yoksa yolculuğunuzun kendisini mi?
20‘li ve 30‘lu yaşlarda sanıyorum ki bazı kişiler, değerlerinden ödün vermek pahasına amaçlarını daha fazla ön planda tutmakta. Müdür olmak bir amaç ise, çocuğunuz da ihmal edilir, yalan da söylenir, arkadaşın ayağına da basılır, sevmediğin insanı seviyor gibi de yapabilirsin… Bunlar gibi, yapılmasından da yapanlardan da hiç hoşlanmadığım birçok şey olabiliyor maalesef.
Günümüzdeki genç kızlarımıza baktığımda, bir ilişkiye başladıklarında derhal ama derhal tektaşı alıp, evlenme yolunda can attıklarını görüyorum çoğunlukla. Oysaki ilişkisinin tadına vararak, her bir anını sindirerek, bilerek ve isteyerek ve farkında yaşasa, varsın sonu evlilik olmasın, ama yoldaşı, aşkı ile beraber yürüdüğü yol, hayatında öyle bir iz bıraksın ki, nice düğünlere taş çıkarsın.
Oysaki bana göre yollara düşmek asıl meziyet. Varsın, bir yere varsın veya varmasın. Sen kendin isen, yani etrafındaki bir dolu insanın senden istediği ve talep ettiği ve dayatarak zorladığı bir insanlık karmaşası değilsen, kendi yolun varsa ve o yolda onurlu bir şekilde yürümekte isen, bana göre yolların en meziyetlisi ve amaçların en kutsalı seninki. Sakın ha buradan topluluk içinde, ekip içinde bir birey olmamayı savunduğumu sanmayınız, tam tersi, asıl böyle kişiler ekibin en değerli ve en güçlü halkası olurlar, ama bir birey olarak, yani, kendisini sadece o topluluk ile tanımlamayan, konumlamayan ve topluluk dışında bir kimliği olmayan değil, kendi başına ve özgür bir birey olarak.
Amaca giderken, değerlerinden sapmak bana her dönemde ters gelmiştir. Bu sebeple de, hayatım boyunca iktidar ile değil, yolu düzgün ve kendine özgü olanlar ile kesişmiştir ilişkilerim ve yollarım. Elbette bu yollar her zaman asfalt değil, taşlısı, tozlusu, yokuşu var, virajları var, ancak bu yol senin yolun ve bu yolun aynısını bir daha hiç kimse yürümeyecek, bunun tadına varmak lazım, bunun güzelliğini yaşamak lazım. Aksi halde, doğumun tek amacı ölüm olurdu ki, arada geçen zaman da senin için boşlukları doldurmak olurdu. Oysa bize emanet verilmiş olan doğum-ölüm arasındaki bu yol ve güzelliği, bizim yarattığımız ve bize has bir sanat eseri olmalı.
Yolculuğu sevmemiz lazım. O bizim her şeyimiz. Daha güzel bir yarını beklemek ve yolculuğu es geçmek hayatı ıskalamak olur. O bizim konakladığımız yer. Bize ait bir yer.
Çok popüler olarak her yerde slogan halinde söylendikçe birazcık anlamını yitirip içi boşalmış gibi dursa da, evet “hayat anlarımızdan ibaret “mottosu çok ama çok doğru. Anlar oldu oldu, olmadı olmadı. Tekrar yaratılacak şeyler değil, pardon, olmadı bu sahneyi tekrar çekelim kıvamında hiç değil. Bu yüzden, çayın suyunu koyacaksın ve her güne yeni bir başlangıç yapacaksın. Bil ki önemli değildir kaç kez yenildiğin. Çünkü asıl önemli olan, kaç yenilgiden sonra yeniden doğrulabildiğindir. Yaşadığımız dünyada küçük şeyler yoktur. Bakmasını bilen göz için her şeyin bir anlamı vardır. Anlayabildiğimiz kadarıyla insan varlığının tek amacı, saf varoluş karanlığında bir anlam ışığı yakabilmektir. Unutmayalım, başarısızlık her zaman hata demek değildir, yeri geldiğinde yapabileceğiniz en iyi şey olabilir. Asıl hata denemekten ve yolunuzdan vazgeçmektir.
Ben derim ki, biat kültürü ile bir yere gidemezsiniz, biat ettiğinizin gölgesidir yaşamınızın ve özgürlüğünüzün sınırı, çizin kendi yolunuzu, nereye gideceğinizi değil, yolunuzun güzelliğini düşleyin, bu yolda mutlu olun, mutlu edin, işte bu zamanlarda en doğru ve en güzel yerlere gideceksiniz, buna hiç şüpheniz olmasın. Yolculuğunuz güzel geçsin, yol nereye giderse gitsin.

29 Haziran 2017

İlgili Haberler

Yazarlar