Ali Erhan Tamer

Zero UI (Sıfır Tasarım)

Amazon Echo, Microsoft Kinect ya da Amerika’yı şu günlerde kasıp kavuran termostat girişimi NEST. Bunlardan herhangi biri hakkında bir şeyler duydunuz ya da deneyimleme şansına sahip olduysanız, ZERO UI ile tanışmış kişilerden birisi de sizsiniz.

Dokunmatik ekranlar ve arayüzler dünyası ile tanışmamız dünya genelindeki yaygınlığın önünü açması sebebiyle 9 Ocak 2007’de iPhone’un lansmanı ile başladı. O günlerde büyük bir devrim ve yepyeni bir ekonomik modelin kapısını açması ile sadece bir donanım harikası değil aynı zamanda bir ekonomik devrimdi.

O güne kadar lügatimize girmeyen onlarca yeni meslek, girişim ve iş modeline öncülük eden ve geldiğimiz noktada, Facebook, Twitter, Instagram, AirBnb, Uber gibi kendi alanlarında büyük yıkım yaratmış girişimlerin milyara yaklaşan nüfuslar tarafından kullanılmasını sağlayan şey temelde dokunmatik arayüzler dünyasının kapılarının açılması idi.

Her vesile ile bulunduğumuz çağın dünya tarihindeki büyük icatlara ve mucitlere tanıklık ettiği çağ olarak baktığımı, Elon Musk, Jensen Huang, Jack Ma, Steve Jobs, Marc Raibert, Marc Zuckerberg gibi figürlerle aynı dönemde yaşıyor olmanın olağanüstü hazzını ve öğreticiliğini yaşamamız gerektiğinden bahsediyorum. Ve yine sıkça altını çizdiğim, hayal etmenin dünya tarihinde hiç olmadığı kadar sınırsız ve ilham kaynaklarının sonsuz olduğu bir dönem.

Bu dönemin yeni dalgası ise sadece 10 yıl içerisinde küçük bir dalga olarak başlayıp ortalığı kavuran dokunmatik arayüz dünyasından, yapay zeka üzerine inşa edilmiş, sesle, mesajla ya da kural bazlı olarak hizmet eden nesnelerin interneti cihazlarına geçiş.

Bizlerin sesli asistan olarak tanımladığı ve arka tarafında makine öğrenmesi, sinir ağları, görsel ya da işitsel algılama teknolojilerini barındıran ve genel konsept olarak yapay zeka olarak tanımladığımız, hiç bilmeyen birinin bile “Ya işte SİRİ” dediğimizde, “he tamam o zaman” dediği bu teknolojiye yeni dönem pazarlama ve tasarım alimleri “Sıfır Tasarım” diyorlar. Bir arayüzü olmayan, buton, ekran, logo vb görsel tasarım ve deneyime ihtiyaç duymayan, ekransız etkileşim sağlayan sıfır arayüzler.

Hiç hafife almayın çünkü önümüzdeki 10 yılı domine edecek ve bütün dünyada iş yapış şekillerini baştan aşağı değiştirecek yeni akım bu. Üstelik bu akımı 2007 yılında yaratılmış o dönemin yeni akımında ayrıştıran ve destekleyici çok fazla teknolojik gelişim ve trend mevcut.

Open API dünyası ile şirketin sunduğu servisleri programcıklar haline getirip başkalarının da sunabilmesini sağlaması, nesnelerin interneti gibi çok fazla cihazın kimliğimize ait binlerce veriyi toplayabilir hale gelmesi, makine öğrenmesi ile milyonlarca verinin anında anlamlandırılıp yapay zeka çözümleri ile karar alma süreçlerine sokulabilmesi ve bütün bu akıp giden kayıtlar dünyasında yeni bir kayıt sistemi olarak Blockhain.

Bütün bunlar Zero UI daha büyük dalga haline gelmesi için kusursuz malzemeler. Elon Musk biyografisinde “Oku, çünkü ne bilmediğinin farkında değilsin” diyor. Beni bu kadar etkileyen başka bir laf olmamıştı son yıllarda. Geldiğimiz noktada tüm C level yöneticilere dediğim de bu aslında. Yakın zamana kadar çokça konuşulan Finansal Okuryazarlık meselesi artık yerini Teknolojik Okuryazarlığa bırakıyor. Teknolojiyi ve yapabildiklerini sadece genç kuşak çocukların hevesleri ya da asosyal tripleri olarak tanımlayarak sadece büyük bir yanılgıya girmekle kalmıyor, bulunduğunuz kurumlar için geri sayımı hızlandırıyorsunuz.

Şimdi servislerinizin tamamını “Açık” hale getirip, “Zero UI” trendinin bir yerinden başlayın derim. Çünkü çok yakın zamanda sadece SİRİ ile para transferi yapan, yemek siparişi veren, poliçesini yenileyen, tedavi olan, hukuki sıkıntısını çözen ya da ev kiralayan adamlar olacağız. Ne bir APP ne de responsive mi olsa diye hala tartışmasını yaptığımız web arayüzler.

Planlarınız arasında web sitenizi değiştirmek ya da yeni bir APP yapmak varsa, yeniden düşünün derim. En azından bir 5 yıl sonra yeninden plan yapmamak için.

ALİ ERHAN TAMER: ali@botudio.com

 

4 Aralık 2017

İlgili Haberler

Yazarlar