5.8’lik deprem ZDS’ye talebi artırdı

Türkiye’nin ekonomi başkenti İstanbul, eylül ayının son günlerinde yaşanan depremle sarsıldı. 26 Eylül’de gerçekleşen 5.8 büyüklüğündeki deprem, 1999 Marmara Depremi’nden sonra bu bölgede gerçekleşen en şiddetli deprem olarak kayda geçti. Yaşanan deprem 3 milyon 682 bin 450 konutun bulunduğu İstanbul’da zorunlu deprem sigortasına olan talebi artırdı. İstanbul’da deprem sonrası haftalık bazda 20 binden fazla konut deprem sigortası ile tanıştı.

İstanbul’da 24 Eylül ve 26 Eylül’de meydana gelen 4.6 ve 5.8’lik depremler sonrasında zorunlu deprem sigortasına talep hızla arttı. Deprem sonrasında geçen 1 aylık sürede DASK’lı konut oranı, İstanbul’da %65.7’ye ulaştı.  

DASK ve Türkiye Sigorta Birliği (TSB) verilerine göre, son 3 yıl içinde aylık bazdaki en yüksek poliçe üretimi Eylül 2019’da 901 bin 506 adetle gerçekleşti. 24 Eylül ve 26 Eylül’deki İstanbul’u da etkileyen depremlerden sonra, Sigortacı Gazetesi’nin baskıya girdiği 25 Ekim 2019 tarihi itibariyle ise 761 bin 2680 adet poliçe üretimi gerçekleşti. Türkiye geneline bakıldığında 9.3 milyon adet yürürlükte olan zorunlu deprem sigortalı konutun bulunduğu ülkemizde sigortalılık oranı ise %53 ile istenilen seviyenin çok uzağında.  

TSB verilerine göre yılın ilk yarısında poliçe sayısı geçen yılın aynı dönemine göre %2.5 oranında artarak 4 milyon 201 bin adetten,
4 milyon 305 bin adete çıkarken,
aynı dönemde prim üretimi %6’ya yakın bir oranda artarak 793 milyon lirayı aştı. 2018 yılı genelinde poliçe adeti 9 milyon 144 bin 39, prim üretimi ise 1 milyar 171 milyon lira olmuştu. 

İSTANBUL’DA SİGORTALILIK ORANI %65’İ AŞTI

DASK verilerine göre, 3 milyon 682 bin 450 adet konutun olduğu İstanbul’da 24 Eylül ve 26 Eylül’deki depremler sonrasında sigortalılık oranı hızla artmaya başladı.  25 Ekim 2019 tarihi itibariyle sigortalı konut sayısı
2 milyon 418 bin 655 adet ve sigortalılık oranı da %65.7 seviyesine ulaştı. İstanbul’da 26 Eylül’deki deprem sonrasında haftalık bazda ortalama 20 binden fazla konut zorunlu deprem sigortası poliçesi sahibi oldu. 

İstanbul’un içinde yer aldığı Marmara Bölgesi’nde en düşük sigortalı konut sayısının olduğu il 51 bin 200 konutun sadece 24 bin 47’sinin sigortalı olduğu Bilecik olurken, söz konusu ilde sigortalılık oranı sadece %47 seviyesinde. Marmara Bölgesi’nde en yüksek sigortalı konut sayısının olduğu il ise %85 ile Yalova. Toplam 79 bin 590 adet konutun olduğu Yalova’da 67 bin 805 konutun zorunlu deprem sigortası bulunuyor. 

Deprem sonrasında İstanbul’da taşınma hareketliliği arttı

Online hizmet sektöründe faaliyet gösteren Armut.com, İstanbullulardan deprem sonrası gelen taşınma taleplerini inceledi. Depremden önceki hafta toplamda 2.094 adet olan İstanbul içi taşınma talepleri, depremin olduğu haftada %11 artışla 2.344’e ulaşarak, önemli oranda yükseliş gösterdi.Taşınma hareketliliğinin daha yoğun olarak Avrupa yakasında görüldüğü verilerde, ilçesini değiştirmek isteyenlerin taleplerine bakıldığında artış görünen semtlerin başında Avcılar ve Bağcılar geldi. Avcılar’dan diğer semtlere taşınma talepleri %31 oranında artarken, Bağcılar’da bu oran %41 olarak ön plana çıktı. Küçükçekmece’de %17’lik bir artış görünürken Silivri’de bu oran %10 olarak kaydedildi.

 

İstanbul’da olası depremin zararı 90 milyar doları aşabilir

Dünya reasürans devlerinden Swiss Re, İstanbul’da yaşanılması olası deprem ile ilgili 2018 yılında yayınladığı ‘Riskli şehirler: İstanbul’da deprem direnci’ (Risky cities: earthquake resilience in İstanbul) adlı raporda, İstanbul’a yakın büyük bir depremin olması durumunda toplam ekonomik zararın yaklaşık 90-120 milyar dolar olacağı tahminine yer verilmişti. Swiss Re uzmanları aynı zamanda Türkiye’nin, acil müdahalelerde 30 milyar dolar gibi yeniden yapılandırma maliyetleriyle de karşı karşıya kalacağını öngördü. Avrupa’daki 10 büyük nüfuslu şehirde doğal afetlerin insan üzerindeki potansiyelinin karşılaştırıldığı raporda Swiss Re, 6.7 milyon insan ile İstanbul’un listenin başında olacağını belirtti. Bu rakam listenin ikinci sırasında yer alan Amsterdam-Rotterdam’dan 2 milyon, insanların sel ve fırtınaya maruz kalabileceği Londra’dan ise 2.7 milyon kişi daha fazla.
İstanbul gibi gelişmekte olan ekonomi merkezlerinde afet risklerine maruz kalma göz önüne alındığında, Swiss Re uzmanları devletin parametrik sigorta ürünlerinin kullanımı da dahil olmak üzere, daha geniş içerikli afet finansman ürünlerinin yeniden kurgulanmasını tavsiye ediyor. Raporda, devletin kendisini sismik risklere karşı doğrudan sigortalayarak, yeniden bütçe tahsisine ve dış borç finansmanına bağımlılığını azaltabileceğinin de altı çiziliyor.

Yürürlükteki poliçe adedi: 9.3 milyon

Sigortalılık oranı: %53


RAY SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ KORAY ERDOĞAN: Yenileme dönemlerinde sıkı kontrol şart

Ray Sigorta Genel Müdürü Koray Erdoğan, zorunlu deprem sigortasında penetrasyonun her geçen yıl artmakla bİrlİkte hala istenilen seviyede olmadığını belirterek, “İstenilen sigortalılık oranı için deprem sigortasında yenileme dönemlerinde sıkı kontrol gerekiyor” dedi. 

Ray Sigorta Genel Müdürü Koray Erdoğan, zorunlu deprem sigortasında istenilen seviyede olunmasa da penetrasyon oranının artmasında elektrik, su, internet gibi kayıtlarda ilgili poliçenin sorgulanmasının ve kredi ile konut alımlarında daini mürtehin şartı nedeni ile poliçenin yaptırılmasının büyük bir etken olduğunu söyledi. Bu zorunlulukların poliçelerin ilgili yıllarda yapılmasını sağlamakla birlikte, yenileme dönemi gelen poliçeler için ilgili kurumlar ya da bankalar tarafından kontrollerin yapılmaması ile yenileme oranlarının düştüğünün gözlemlendiğinin altını çizen Koray Erdoğan, “DASK, konu ile ilgili olarak, önümüzdeki yıllarda dijitalleşme ve otomatik yenileme geliştirmeleri ile penetrasyonu yükseltme çalışmaları yapıyor. Biz sigorta şirketlerine düşen görev ise müşterilerimize ait verilerin doğruluğunu artırarak çapraz satış modelleri oluşturmanın yanı sıra mobil ve web üzerinden daha hızlı poliçe tanzim desteği ile dağıtım kanallarımıza müşterileri için hızlı ve sorunsuz hizmet sağlamak olacaktır” diye konuştu. 

‘GEREKLİLİK OLDUĞUNA VURGU YAPILMALI’ 

Bugünün dünyasındaki değişimler karşısında sigorta ürünlerinin sunduğu güvencenin daha da önemli hale geldiğine dikkat çeken Ray Sigorta Genel Müdürü Koray Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemizde sigorta bilinirliği henüz istenilen seviyeye gelemedi. İçerikten çok fiyat endeksli düşünen tüketicilerin bu döngüden çıkmalarını sağlamak için sigortanın geleceklerinin güvencesi ve önemli bir gereklilik olduğu konusuna vurgu yapılması gerekiyor. Toplumsal ihtiyaçlar sigorta sektörünü doğurduğundan sektörün de bu ihtiyaçlara eğiliyor olması lazım. 

Bu konuda DASK’ın da pazarlama, reklam, sponsorluk, sigorta eğitimi konularında küçük yaştaki çocukların eğitim kurumlarından başlayarak sosyal medya gibi dijital mecralar da olmak üzere birçok platformda sigortanın önemi konusunda daha fazla çalışma yapması faydalı olacaktır.”

Zorunlu deprem sigortasının elektrik, su, internet gibi yeni abonelikler açıldıktan sonra veya konut alımlarındaki kredi işlemlerinin tamamlanması ardından yenileme süreçlerinde sıkı kontrolü gerektiğine işaret eden Koray Erdoğan, “Çapraz satış ekranları ve yenileme bilgilerinin dağıtım kanallarına zamanında iletilmesi ile acentelerimizin müşterilerle iletişime geçmesi ve gerekli bilgilendirmeleri aktarmaları sağlanabilir” dedi. 

‘KONUT ÜRÜNÜMÜZDE KİŞİYE ÖZEL ÇÖZÜMLER’ 

Ray Sigorta olarak ise ihtiyari konut sigortası ile ilgili genişletilmiş teminatlar dışında kombi, klima temizliği, halı yıkama, bakıcı hizmeti gibi birçok farklı hizmetle zenginleştirilmiş paketleri müşterilerine oldukça uygun fiyatlar ile sunduklarını belirten Koray Erdoğan, “Konut sigortasında, kurumsal müşterilerimizde olduğu gibi bireysel müşterilerimizin ihtiyacına yönelik kişiye özel çözümler de üretiyoruz. Müşterimizin her zaman yanında olmak adına hep olduğu gibi, önümüzdeki yıllarda da yeni ürünler ve içeriklerle farklı müşteri ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyoruz. Sadece poliçe içeriği ile değil, hasar hizmetlerinin hızlı ve eksiksiz yürütülmesi konusunda da hassas davranıyoruz. 

Ray Sigorta olarak dağıtım kanallarımıza sorunsuz hizmet veren hızlı teklif ekranlarımız, farklı hizmetler ve teminatlar sağlayan ürün içeriğimiz var. Sigortalılarımızın hasar süreçlerini hızlı yöneterek ve karşılayarak bu ürünü onlar için her geçen yıl daha da cazip hale getiriyoruz” şeklinde konuştu. 


TÜRK NİPPON SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ DR. E. BATURALP PAMUKÇU: Düzenli DASK poliçesi yaptıranların oranı %5’i geçmiyor

Türk Nippon Sigorta Genel Müdürü Dr. E. Baturalp Pamukçu,İstanbul’un Silivri açıklarında meydana gelen 5.8’lik deprem sonrasında DASK’a (Zorunlu Deprem Sigortası) talebin hızla arttığını, bu durumun da ihtiyaç duyulması halinde poliçe satın alındığı gerçeğini ortaya koyduğunu belirtti.

Türk Nippon Sigorta Genel Müdürü Dr. E. Baturalp Pamukçu, ülkemizdeki sigorta bilinci göz önüne alındığında, DASK poliçelerinde %100’lük bir penetrasyon oranını hedefleyebilmek için Türkiye’deki tüm DASK’a tabi konutların, DASK poliçelerinin olup olmadığıyla ilgili düzenli bir kontrol sistemi getirilmesi gerektiğini söyledi. Pamukçu, “Düzenli DASK poliçesi yaptıran kişilerin oranı %5’i geçmiyor. Bu nedenle DASK poliçesi olmayan daire sahipleri için yaptırımlar uygulanabilir” dedi. 

Pamukçu, Eylül ayında Silivri açıklarında yaşanan depremden hemen sonra DASK poliçesi satışlarında yaklaşık %70’e varan bir artış gözlemlendiğini söyledi. “Korku ve panik yaratan her deprem sonrası, DASK poliçeleri ciddi anlamda talep görmeye başladı” diyen Pamukçu sözlerini şöyle sürdürdü: “Sigortanın temel amacı, ileride karşılaşması muhtemel risklere karşı kendini teminat altına almak. Ancak ülkemizde bu işleyiş biraz daha farklı seyrediyor. Halkımız genelde öngörebildiği/öngöremediği riskleri değil, bire bir yaşadıkları olayların ileride de başlarına gelebileceği düşüncesiyle kendilerini teminat altına alıyor. Bu konu ülkemizdeki sigorta bilinci ile doğru orantılı olarak seyrediyor.”

Türkiye’deki tüm DASK’a tabi konutların, DASK poliçelerinin olup olmadığıyla ilgili düzenli bir kontrol sistemi getirilmesi gerektiğine vurgu yapan Pamukçu, “DASK poliçesi olmayan daire sahipleri için yaptırımlar uygulanabilir ve bu uygulama ile kişilerin poliçe yaptırmama alternatifi ellerinden alınabilir. Böylelikle uzun süreçte tüm konutların sigortalı olması hedefine ulaşılmaya ciddi katkılar sağlanabilir” şeklinde konuştu. 

Ülkemizde penetrasyon seviyesi istenilen düzeyde olmayan diğer bir sigorta ürünün de konut sigortaları olduğuna dikkat çeken Dr. E. Baturalp Pamukçu, bu bilgiyi verirken, ilginin diğer birçok sigorta ürününde de istenilen düzeyde olmadığının altını çizmek gerektiğini belirtti. “Sigorta istatistikleri bizlere, sigortalılık oranları açısından birçok dünya ülkesinin gerisinde kaldığımızı ve ülkemizdeki konutların sadece ortalama %20’sinin sigortalı olduğunu göstermekte” diyen Pamukçu sözlerini şöyle sürdürdü: “Oysa bu oran Avrupa ülkelerinde hemen hemen %100’e yaklaşmış durumda. Oranların bu düzeylerde seyretmesinde birçok etken mevcut olabilmekte. Ancak mevcut etkenler içerisinde en önemlisinin sigorta bilincinin yetersizliği olduğu rahatlıkla söylenebilir. 

‘KONUT SİGORTASININ ÖNEMİ DE İYİ ANLATILMALI’ 

Öte yandan sigorta şirketleri konut sigortalarında A’dan Z’ye kadar tüm ihtiyaçlar için sigortalılarına geniş kapsamlı teminatlarla birlikte asistans hizmetleri de sunuyor. Verilen bütün teminatların, sigortalının sadece başına kötü bir şey geldiğinde değil hayatlarını her an kolaylaştırabilecek hizmetler olduğu maalesef pek bilinmiyor.”

‘ACENTELERE BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR’

Sigortalıların sahip oldukları teminatları dikkatli incelemedikleri için, kendilerine sağlanan ek hizmetlerden faydalanamadığını belirten Dr. E. Baturalp Pamukçu, “Bu nedenle Türk Nippon Sigorta olarak sigortalılarımıza, satın aldıkları poliçeleri dikkatli okumalarını, tercih yapmadan önce detaylı olarak araştırmalarını tavsiye ediyor ve kendilerine sağlanan ek hizmetler konusunda bilgilendiriyoruz. Bununla birlikte, acentelere de bu konuyla ilgili büyük görevler düşüyor. Acenteler, sigorta ürünlerinin kişilere en doğru ve detaylı şekilde anlatılması ve kişilerin sigorta ile ilgili verecekleri kararların doğru şekilde yönlendirilmesi konusunda önemli bir rol oynuyor. Bu sebeple verilen teminatları ve asistans hizmetlerini sigortalılara en kapsamlı şekilde anlatacak, hizmetlerin kişilere sağlayacak faydalarını öne çıkartıp örneklendirerek aktaracak olan kişiler hiç kuşkusuz ki acentelerdir. Konut poliçelerinde yer alan teminat ve ek hizmetleri sigortalılara doğru şekilde anlatırsak, ilgili üründeki penetrasyon da zaman içerisinde yükselecektir” dedi. 


DOĞA SİGORTA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI MEHMET TÜMER: Önce deprem bilinci oluşturulmalı

Doğa Sigorta Teknikten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Tümer, basın ve sivil toplum örgütlerinin birlik olup önce deprem bilinci sonra Zorunlu Deprem Sigortası bilinci oluşturması gerektiğini söyledi. 

Doğa Sigorta Teknikten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Tümer, Zorunlu Deprem Sigortası’nın sadece adının zorunlu olduğunu, yaptırılmadığında veya yenilenmediğinde herhangi bir yaptırımın söz konusu olmadığının altını çizdi. “Durum böyle olunca sigortalının inisiyatifine kalmış oluyor” diyen Mehmet Tümer şöyle konuştu: “Yeni ev alındığında tapuda soruluyor. Bununla birlikte yeni bir eve kiracı olarak çıkıldığında DASK olmadan elektrik gaz açılmıyor, bu tip uygulamalar tabi ki var ama %100 penetrasyon için yeterli değil. Basın ve sivil toplum örgütleri birlik olup önce deprem bilinci sonra Zorunlu Deprem Sigortası bilinci oluşturmalıdır.”

‘YOĞUN BİR TALEPLE KARŞILAŞTIK’

İstanbul’da yaşanan son depremden sonra vatandaşların deprem riskine yönelik yoğun sigorta talebiyle karşılaştıklarını belirten Mehmet Tümer, “DASK’ın zorunlu deprem sigortası olduğu yeterince açıklanmasına hatta reklamlarda da yer almasına rağmen, önemini başımıza gelmeden önce kavramamız zor oluyor. Sigortalılarımız, deprem riskine karşı sigortalattıkları DASK poliçelerini, deprem riskinin bir yıl gerçekleşmemesini, riskin ortadan kalkması olarak yorumluyor ve yeniletme ihtiyacının olmayacağını düşünerek hareket ediyor. Fakat son İstanbul depreminin istemeyerek de bunun önüne geçmiş olduğunu görüyoruz” şeklinde konuştu. 

‘SADECE DEPREMİN ZARARLARINI KARŞILAR’

Konut Sigortası ile DASK’ın birbirinden farklı olan teminatları olduğuna vurgu yapan Mehmet Tümer, “DASK sigortası sadece deprem sonucu oluşan zararları karşılamaktadır fakat konut sigortası; evlerimizi ve ev içindeki eşyalarımızı yangın, sel/su baskını, deprem, yıldırım, dolu, hırsızlık, fırtına ve terör gibi risklere karşı korur. DASK limitlerin yeterli kalmadığı durumlarda devreye girer. Aynı zamanda, Doğa Sigorta’nın konut sigortasına dahil olan konut yardım hizmetleri ile tesisat, elektrik, anahtar ve cam işleri yanında doktor veya ambulans gönderilmesi, uzman hemşire veya refakatçi gönderilmesi, otel hizmeti, güvenlik şirketi, acil mesajların iletilmesi, profesyonel ev hizmetleri organizasyonu ile bilgi ve organizasyon servisi gibi birçok asistans desteği de sağlanıyor. Konut poliçemize dahil olan medline acil sağlık hizmeti ile de poliçe sahibi ve aynı adreste ikamet eden ailesi için 365 gün 24 saat Acil Sağlık Hizmeti sunuyoruz” dedi.


KORU SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ SONER ŞAHİN: ZDS, depremle mücadelenin en önemli parçası

Koru Sigorta Genel Müdürü Soner Şahin, İlkokul çağından başlayarak toplumun tüm platformlarında deprem ile nasıl baş edilebileceğinin çok iyi anlatılması gerektiğini belirterek, “Bu mücadelenin de önemli parçalarından bir tanesi Zorunlu Deprem Sigortaları” dedi.

Koru Sigorta Genel Müdürü Soner Şahin, ülkemizin bulunduğu coğrafik yapının deprem açısından taşıdığı riskin ve nüfusun %71’inin deprem riski yüksek olan bölgelerde yaşadığının halkın gündeminde sürekli canlı tutularak sigorta bilincinin artırılması gerektiğini ifade etti. İlkokul çağından başlayarak toplumun tüm platformlarında deprem ile nasıl baş edilebileceğinin çok iyi anlatılması gerektiğinin altını çizen Şahin, “Bu mücadelenin de önemli parçalarından bir tanesi Zorunlu Deprem Sigortaları. Kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşları zorunlu deprem sigortasının önemi ve gerekliliği konusunda eğitimler yapmalı, kamu spotları ile bu sigortanın ülkemizde yaşayan her birey için gerekli olduğuna inandırılması önem arz etmektedir. Sigorta bilinci toplumumuzda yeterli seviyede olmaması nedeniyle ek bir mali yük olarak görünen Zorunlu Deprem Sigortasına ödenen primlerin vergi oranı nispetinde iadeye konu olması sigortalılık oranını arttıracak bir unsur olacaktır. Ayrıca, kredi ile alınacak evlerin vade süresi boyunca DASK poliçelerinin uzun vadeli yapılması ve uzun vadeli DASK poliçesi yaptıranlara faiz oranında indirim yapılacak olması penetrasyon oranını artırılabilir” diye konuştu.

‘AFET GERÇEĞİNİ CANLI TUTMALIYIZ’

Yaşanan olumsuz bir durum sonrası toplumun sahip olduğu varlıkların olası kaybı ve yerine koyma maliyetinin ağır olduğu gerçeği ile yüzleşmesi nedeniyle sigortanın öneminin ortaya çıktığını, ancak olumsuz durumun üzerinden zaman geçmesi ile sigortaya olan ihtiyaç hissinde azalış meydana geldiğine vurgu yapan Şahin sözlerini şöyle sürdürdü: “Hem devlet hem de sigortacılar olarak toplum nezdinde deprem ve doğal afetler gerçeğini sürekli canlı tutmak, sadece ürün satışına odaklanılmaması gerekmektedir. Sürekli vurguladığımız üzere bu konuda eğitim ve bilinçlendirme çok önemli. İlkokuldan başlayarak risk ortaya çıktıktan sonra sigorta almanın zorlukları anlatılıp, risk olmadan önce değerlerimizi güvence altına almanın en önemli çözümünün sigorta olduğunun anlatılması gerekiyor.”

Zorunlu Deprem Sigortasında sigortalı penetrasyonun arttırılması amacıyla elektrik, su aboneliğinin başlatılmasında ve tapu işlemlerinde bu poliçenin zorunlu tutulması ancak sonrasında zorunluluğun aranmamasının poliçelerin yenilenmesinde olumsuz etki yarattığına dikkat çeken Soner Şahin, “Yenileme oranının artırılması amacıyla belirli hizmet alımlarındaki abonelik sonrasındaki hizmetin devamlılığı için bu poliçenin zorunluluğunun devam etmesi, sigortalıların bu poliçeyi yenilemeleri halinde emlak vergilerinde indirim yapılacak olması yenileme oranını artıracak” diye konuştu.

‘TALEP, TEMİNATLARLA BİRLİKTE ARTAR’

Şahin, konut poliçelerinde kasko poliçelerindeki gibi hasarsız müşterilere yönelik özel indirimler tanımlanmasının planlarında olduğunu ve apartman yönetimlerine konut sakinlerinin poliçelerini yaptırması şartı ile özel prim ve teminat şartları sağlanabileceğini, ev sahibi- kiracı düzleminde yaşanan kira güvencesi gibi bir teminatın da konut poliçesine ilave edilebileceğini söyledi.

Yakup Sayar
yakup@sigortacigazetesi.com.tr

5 Kasım 2019

İlgili Haberler

Yazarlar