Acente sorunlarına sektör bazında çözümler

Sektörün önemli oyuncusu acentelerin son yıllarda pazar kaybı, gelir yetersizliği, düşük komisyon, haksız rekabet, ölçek, teknoloji gibi konularda sorunlar yaşadığına dikkat çeken Sigorta Acenteler Derneği (SAB) Genel Sekreteri Erdinç Karagöz, bu sorunlar ve çözüm yollarının son günlerde sektör içinde yeniden gündemde olduğundan söz etti.

Sigorta Acenteler Derneği (SAB) Genel Sekreteri Erdinç Karagöz, sektörde acentelerin yaşadığı problemler ve acentelere öneriler başlığı altında değerlendirmelerde bulundu. Komisyonlarının artırılmasını isteyen acentelerin, çözüm beklediğini ve bunun önemli bir sorun haline geldiğini dile getiren Karagöz, Türkiye’de 16 bin acente sigorta sektörü için hizmet verirken bu sayının %51’ini tüzel kişi ve acentelerin oluşturduğunu, gündeme getirdikleri konuların ise şunlar olduğunu anlattı:

“Zorunlu trafik sigortası iptal iadesi en az 50 lira olmalı ve artış her yıl enflasyon oranında yapılmalı. Bu uygulama 2014 yılında başladığında sigorta şirketi primi iade ederken, sigorta acentesinin komisyonunu da iptal ediyordu. Yine 2014 yılında, iptal edilen trafik sigortası poliçelerinde acenteler içinde kesinti uygulaması başlatıldı. Sözleşme feshi için 3 ay önceden haber verme şartı ise anlamlı değil. Acentelerin portföy garantisi seçeneği de olmalı ve sigorta şirketleri risk anlayışlarını değiştirmeli. Avukatlar, noterler ve mali müşavirlerde olduğu gibi sigorta acentelerinden de iş yeri açma ve çalışma ruhsatı talep edilmemeli. Avrupa’da zorunlu sigorta branşları sayısı 28 iken Türkiye’de bu sayı sadece 12. Sigorta pazarının gelişmesi için bu sayı artmalı. Ama bunlar bile yeterince bilinmiyor. Zorunlu sigortalarla ilgili ortaokul veya liselere ders konulabilir. Her yıl sigorta haftasında bir zorunlu sigorta branşı işlenebilir. Böylece müfredat doğrudan çocuklarımızın hayatına da dokunmuş olur. Okullarda sigortacılık bilincini geliştirecek “sigortalı yaşam” eğitimlerinin müfredata alınabilmesi için çalışmalar yapılmalı. Milli eğitimce onaylanacak pek çok acente, bölgelerindeki okullarda bu eğitimleri seve seve verecektir.”

SEKTÖRDE HAKSIZ REKABETİN ÖNÜNE GEÇİLMELİ

Erdinç Karagöz, “Sektör büyüklüğünün ve sigorta bilincinin artması için tüm meslek kollarının kendi meslekleri ile ilgili ruhsatları alırken; çevreye, üçüncü şahıslara verebileceği zararları teminat altına alan “mesleki sorumluluk” sigortalarını yaptırıp yaptırmadığının kontrolü sağlanmalı. Böylece ‘mesleki sigortalar havuzu’ genişleyecek, riskli mesleki sorumluluk sigortalarının maliyetleri havuz sayesinde düşecektir” dedi. Sektördeki sigorta şirketlerinin farklı standartlar uyguladığını hatırlatan Karagöz, sigorta acenteleri ile diğer aracıların eşit şartlarda çalışması gerektiğine dikkat çekti. Karagöz sözlerine şöyle devam etti: “Bazı dağıtım kanallarına özel teminat ve fiyatlar sunulması haksız rekabete sebep oluyor. Bu haksızlığın önlenmesi için çalışmalar yapılmalı. Şirketlerin yeniliklerini acentelere tanıtan temsilcilerde ürünlerle ilgili bilgi yetersizliği var. Asistans hizmetlerinde yaşanan sorunlar acenteleri de etkiliyor. Yetkisi olmayan, acente gibi davranan ofis veya ticarethaneleri tespit etme ve tespit sonrası yaptırımlar uygulama; hazine lehine ceza kesme yetkileri SAİK’e tanınmalı ve hatta bu yetkilerin bir kısmı ticaret odaları bünyesindeki meslek komitelerine ve il delegelerine devredilmelidir. Acenteleri by-pass edecek her türlü girişimi önlemek için mesleki örgütümüz olan SAİK’e TOBB pozitif destek vermelidir. Sigortacılık Haftası, tüm sektör paydaşlarıyla birlikte tanıtım ve vatandaşları bilinçlendirmeye yönelik etkinlikler olarak planlanmalı. Ticaret odalarında bulunan meslek komiteleri, yetki alanında bulunan acente dernekleri ile ortak projeler geliştirmeli, bunun için TOBB sigortacılık faaliyeti gösteren üyelerinden topladığı aidat ve işlem ücretlerinden elde ettiği bütçenin en az %20’sini bu projeler için ayırmalıdır.” Yeni çıkan sigorta ürünlerine yönelinmesini tavsiye eden Erdinç Karagöz, “Her zaman aynı işi, aynı biçimde yaparsanız hem rakiplerinizin arkasında kalırsınız hem de sizinle birlikte çalışan insanların motivasyonlarını kaybetmelerine sebep olursunuz” diye belirtti.

2023 SİGORTA ACENTELİĞİ VİZYONU

Erdinç Karagöz, Deloitte Türkiye’nin 2023 sigorta acenteliği vizyonu raporuna dikkat çekti. Raporda acenteler için verilen tavsiyeler şöyle sıralandı:
· Acenteler için etkin bir denetim mekanizması kurulmalı
· Acentelerin kapasitelerini geliştirmeye yönelik bir akademi kurulmalı
· Sigorta acenteleri dijital bilgi ve veri akış platformu oluşturmalı
· Acentelerin teknolojik altyapı yatırımları yapmaları özendirilmeli ve desteklenmeli
· Sigortacılık konusunda bilinçlendirme ve tanıtım faaliyetleri desteklenmeli

SAB Genel Sekreteri Erdinç Karagöz, SAB olarak acentelere yönelik tavsiyelerini şöyle anlattı:

Y ve Z KUŞAĞINI HESABA KATIN

Gelecek kuşağın ya da diğer adı ile Y ve Z kuşağının ihtiyaçlarını nasıl satın alacağını, tercihlerini, eğilimlerini, sosyal medya düşkünlüğünü artık hepimiz biliyoruz. Acentenin teknolojiden uzak durması asla düşünülemez.

MALİYETİ BELİRLEYİN

Sigorta acenteleri ihtiyacı olmayan maliyetleri belirlemeli ve bir an önce arınmalı. Maliyet kalemleri üzerine odaklanılmalıdır. Maliyet düşürmek için personel giderlerine tasarruf yapma fikri en son düşünülebilir. Sigorta acenteleri ancak iyi elemanlarıyla sektörün en iyisi olabilirler.

İYİ BİR DİNLEYİCİ OLUN

Karşılıklı güveni sağlamak son derece önemlidir. Müşterilerin sigortayla ilgili sorunlarını dinleyerek yanıtlamak gerekir. Müşteriler onların yararına bilgi vermenizden güven duyarlar ve uzmanlardan tavsiye almak isterler. Müşterilerin endişelerini dinlemek ve sigortayla ilgili sorularına cevap vermek karşılıklı güven sağlar.

POZİTİF OLUN

Konuşurken pozitif olun ve bu neşenizi hep koruyun. Problemlerinizi paylaşın. Müşterilerinizin sorunlarını kendi sorunlarınızmış gibi benimseyin ve problemlerini çözmelerine yardımcı olun. “Oturarak pantolon eskiten değil icraatla ayakkabı eskiten sigortacı makbul” sözünü de unutmayalım.

STK’LARA ÜYE OLMAK AĞIR DEĞİL

Birçok kişi ya da tüzel kişilikler STK’lara üye olmayı bir maddi yük, faaliyetlere aktif olarak katılmayı zaman kaybı olarak görüyorlar. Sivil Toplum Kuruluşları (STK) kendi çatıları altında büyük bir güç oluşturarak kişilerin tek başlarına yapamadıkları toplum yararına olan çalışmaların el birliği ile yapılmasını sağlıyor. Çalışmalarını sürdürürken STK’lar hiçbir kâr amacı gütmüyor. Bu nedenle kuruluşların faaliyetlerine katkı sağlayan kişiler de hiçbir maddi çıkar gözetmeden gönüllülük esasına göre çalışıyorlar. Gönüllü faaliyetlerde bulunmak hem kişisel tatmin hemde toplumun sosyo-ekonomik olarak gelişmesine katkı sağlıyor.

4 Kasım 2019

İlgili Haberler

Yazarlar