Mehmet Muratoğlu

Ben, sigorta şirketinin “çevik” olanını severim!

BUGÜN geldiğimiz durumu değerlendirdiğimizde neyle karşı karşıya kaldığımızın cevabını nasıl veririz? Sektör hakkında geçmişten bugüne gelen konuşmaların bugün dahi formundan bir şey kaybetmeden devam ettirildiğini duyuyoruz. Sadece sektöre yönelik değil, ticari pazarın tümü üzerinde oluşan belirsizlik, gelişme hızındaki yavaşlama, standart yaklaşımların bozulmaları, kurumların gelecek planlarının sürekli yenilenmesi, bizlerde bir dejavu hissi yaratmaktadır. Siz de ‘Sanki ben bu anı daha önceden yaşamıştım’ hissine kapıldınız mı hiç? Kapıldıysanız, peki bu hissin neden olduğunu hiç merak ettiniz mi?
Benim amacım sizlere dejavu kavramını açmak veya onu, bilimsel yanıyla açıklamak değil. Peki nedir böylesine bir giriş yapmamın amacı? Maalesef günümüz verileri geçmişte yaşananların bir tekrarı gibi. Sigorta şirketlerini ilgilendiren son dakika değişimleri, piyasa koşullarına hazırlıklı olma kararlığında olan kurumları güçsüzleştirdiği gibi, bir de onların şartlara hızla uyum sağlamalarına, gelişen yeni iş fırsatlarından yararlanamamalarına, paydaşlarıyla koordineli bir süreci yürütememelerine ve en önemlisi maliyetlerini kontrol edememelerine neden olmaktadır.
Sigorta şirketleri belirsiz rekabet ortamında hayatta kalabilmek için yeni ve gelişmiş iş fikirlerini yeniden geliştirmek zorunda kalacaklar ve bunun sonucunda da hem örgüt yapısı, hem işleyiş ve hem de iş süreçleri bakımından bir çıkış yolunu bulmaya gayret edecekler.
Rekabet üstünlüğünün önemli olduğu ve yeni uygulamalarla yol almanın, hız kazanmanın kolaylaştığı bir duruma kurumlar nasıl hazırlanacak?
Günümüzde iş dünyasına yerleşen ve hızla uygulamaya alınan, en önemli kavramların başında gelen “İş Çevikliği” tam da burada kurumlar için aranan çözümlerin bir parçası olarak önyüze çıkmaktadır. Çoğu sigorta şirketi kurulduğundan bu yana, bir devin oburluğuna eşdeğer büyüyerek gelişti ve sonucunda kaçınılmaz olan hareketsizlik alanında sıkışıp kaldı. Daha başlangıçta, büyük şirketlerin karşılaştığı zorluklarla ilgili çok şey söylenebilir. Çok fazla ve hızlı büyüdük, yeterince kaynak yaratamıyoruz, çok fazla ve düzensiz iş yükümüz var v.b zorlukları tekrarlayan yapılara dönüşmekten bahsedilebilir. Başka bir ifadeyle, refleksleri zayıflayan, güçlü kaslarına fazla yük bindiğinde yırtılan, bir müddet sonra daha da iri gözüksün diye sürekli ekstra katkı alan bir organizasyonun karşılaştığı zorluklardan bahsediyoruz. Peki, bu dev gibi yapılara, esneklik, hız, uyum sağlama yetisi ve gelişen fırsatlardan yararlanma zekasını nasıl kazandıracağız? Daha doğrusu iş çevikliği dediğimiz, hızlı, esnek, çevredeki degişime uyum saglama becerisini yerine getiren kurum haline ne zaman geleceğiz? Ne zaman çevik olacağız? Yani, hızlı bir sekilde çalısmak ve çevredeki degisikliklere hemen adapte olabilmek için çevikliğimizi ne zaman göstereceğiz? Hangi testlerden geçeceğiz ki, bu sıkıntılı belirsizliğin ıslık sesini duyduğumuzda ayağa hemen fırlayabilelim?
Bu soruların tamamını yanıtlamadan önce, “Kurumsal Çevikliği” mizi ölçmek ve kontrol etmek için, kendimize aşağıdaki bazı soruları sormamız gerekiyor?
• Kendimi rakiplerimin karşısında daha akıllı hissetmem için, en az iki yıl içinde uygulamaya koyacağım hangi planlarım var?
• Önümüzdeki iki yıl içinde sektörümüzün nasıl gelişeceğine dair en az dört senaryoya sahip miyim?
• Sektördeki anormalliklere karşın uyanık olan öncü askerlerim var mı? (Başlangıç seviyesindeki İG dahil), Yeteri kadar koku alabilecek şekilde eğitildiler mi?
• Özellikle, belirsiz ve durgunluk dönemlerinde, yetenekleri budamaya başladık mı, yoksa daha da çevik olmak için yeteri kadar gider yapabildik mi?
• Geçmiş birkaç yıl içinde çeviklik yeteniğimi geliştirmek konusunda yeteri kadar harcama yaptım mı?
• Kurum içinde kaslı liderlere mi, yoksa çevik liderlere mi ihtiyacım var? Halen kararsız mıyız?
• Şayet, çevik olsaydık, kaçırdığımız hangi fırsatları elimizde tutardık?
Evet… Sorular benden, “çevik” olup, olmadığınıza karar vermek sizden!

31 Aralık 2019

İlgili Haberler

Yazarlar