BES 17 yaşına basıyor: 125 MİLYAR LİRALIK BAŞARI HİKAYESİ

2003 yılında başlayan ve 2013 yılında %25’lik devlet katkısının gelmesiyle beraber büyük bir ivme yakalayan, ülkemizin en önemli tasarruf aracı BES 17 yaşına basıyor. OKS ile beraber 125 milyar lira toplam fon büyüklüğü ise ekonomiye ve vatandaşa büyük güven sağlıyor.

Özellikle devlet katkısının devreye girmesiyle beraber yılda 1 milyonun üzerinde yeni katılımcı girişlerini gören Bireysel Emeklilik Sistemi, sistemin doygunlaşmasıyla beraber ivmesi azalsa da yukarı yönlü hareketini koruyor. 27 Ekim 2003’te ilk emeklilik planlarının başlamasından bugüne kadar geçen sürede sistemdeki katılımcı sayısı 6 milyon 859 bini buldu. 20 Aralık 2019 itibarıyla sistemdeki toplam fon büyüklüğü ise 116.7 milyar liraya ulaşmış durumda.  

OKS’YLE 3 YILDA 8 MİLYAR FON 

Ülkemizde bireysel emeklilikte ilk dönüm noktası 2013 yılında BES’te devlet katkısının sağlanmasıysa, ikinci dönüm noktası da Otomatik Katılım’ın hayata geçirilmesi. 2017 yılında başlayan, tartışmalı bir doğum süreci yaşayan ancak çok sayıda çalışanın bireysel emeklilikle tanışmasını mümkün kılan sistemde çalışan sayısı 5 milyon 370 bin seviyesinde. OKS’de sadece 3 yıl içinde oluşan 8.2 milyar liralık fon, sistemin potansiyelini açıkça ortaya koyuyor. 

Buradan da görülüyor ki; bireysel emeklilik tarafında yapılan düzenlemeler, sisteme olan ilgiyi büyük ölçüde etkiliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nda (YEP) yer alan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin (TES) bu düzenlemelerden biri olması bekleniyor. OKS’de çalışanlar, maaşlarından kesilerek sisteme aktarılan paylarına karşılık, devlet katkısı almaya hak kazanıyor. TES’te ise devlet katkısı devam ederken, çalışanlar gibi işverenlerin de katkıda bulunması sağlanacak. Böylece 3 paydaştan toplanan katkılar, çalışanlar adına bireysel hesaplarda biriktirilecek. İşveren katkısında işverenlerin mevcut yükünü artırmayacak bir formül üzerinde çalışıldığı biliniyor. 

SİSTEMİN BÜYÜTÜLMESİ İÇİN FARKLI ÖNERİLER

Ortalama yaşam süresinin dünyada olduğu gibi Türkiye’de de uzamasıyla beraber sosyal güvenlik kurumlarının üzerinde yük artıyor. BES ve OKS gibi sistemler ise bu yükün azalmasına ve vatandaşların rahat bir emeklilik yaşamasına yardımcı oluyor. Sistemi daha da etkin hale getirmek için sektör temsilcilerinin pek çok görüş ve önerisi bulunuyor. Sektör, devlet katkısının bireysel emeklilik sisteminin merkezinde olduğunu ve her şartta devam etmesi gerektiğini söylüyor. Bunun yanında OKS’de işverenlere asgari yük oluşturacak şekilde işveren katkısının devreye girmesi, BES’teki toplu birikimin bir kısmının devlet katkısı bozulmadan ihtiyaç halinde çekilebilmesi, yıllık gelir sigortasının cazip hale getirilmesi ve 18 yaş altına BES yolu açılması gibi uygulamalar da sektör tarafından tartışılıyor. 

BİREYSEL EMEKLİLİK ZAMAN ÇİZELGESİ

1 Ağustos 1999 – TBMM’de Bireysel Emeklilik Komisyonu kuruldu.
27 Ekim 2003 – İlk emeklilik planlarının onaylanması ile birlikte sistem faaliyete geçti.
29 Haziran 2012 – Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1 Ocak 2013 tarihi itibarıyla vergi avantajı uygulaması kaldırılarak devlet katkısı sistemine geçileceği belirtildi.
1 Ocak 2013 – BES’te devlet katkısı sistemi başladı.
10 Ağustos 2016 – Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile işverenlerin çalışanlarını otomatik olarak bir emeklilik planına dahil etmesine ilişkin esaslar düzenlendi.
1 Ocak 2017 – Otomatik Katılım uygulaması başladı.

 

 

 

 


 

Axa Sigorta Başkan (Hayat ve Emeklilik) ve İcra Kurulu Üyesi Olgun Küntay: Devlet katkısında hak edişler ödeme düzenine göre geliştirilebilir

“Devlet katkısında hak ediş uygulaması sadece süreye göre değil, ödeme düzenliliğine göre geliştirilebilir. OKS’de de, benzer sistemlerin başarılı olduğu ülkelerde uygulandığı gibi düşük de olsa işveren katkısı olmalı. En önemli, teşvik edici özellik olarak bu ortaya çıkıyor.”

Bireysel Emeklilik Sistemi’nde pozitif kırılmanın 2013 yılında devlet katkısı uygulamasına geçilmesi ve bu uygulamanın çalışmayan kesimi de kapsamasıyla gerçekleştiğini ifade eden Axa Sigorta Başkan (Hayat ve Emeklilik) ve İcra Kurulu Üyesi Olgun Küntay, devlet katkısının gelmesinin ardından 3 yıl boyunca her yıl sisteme yaklaşık bir milyon katılımcının dahil olduğunu dile getirdi. Küntay, 2017 ve sonrası dönemi şöyle değerlendirdi: “2017 sonunda 6.9 milyon katılımcıya ulaşıldı. Bu rakamlar kuşkusuz, bir başarıyı ifade ediyor. 2018 yılı BES’te katılımcı sayısının az da olsa gerilediği ilk yıl. 2018 yılında katılımcı sayısı 50 bin kişi kadar azalış gösterdi. Bu hafif azalış eğilimi 2019 yılında da devam etti. Ancak yine de genel olarak BES’in, ekonomik belirsizlikler ve OKS girişlerine rağmen pozisyonunu koruduğunu söyleyebiliriz” Girişler devam etse de, erken çıkışların artması ve tahsilat eksikliğini en büyük problemler olarak gördüklerini belirten Küntay, BES’in kısa ve orta dönem yatırım aracı olarak algılanması ve toplu ödemenin yanında maaş ödemelerinin ön plana çıkamamasının da sistemin sorunları arasında sayılabileceğini belirtti.  

OKS’nin dikkat edimesi gereken tarafının ulaşılan katılımcı büyüklüğü olduğuna değinen Küntay, şu değerlendirmelerde bulundu: “2017 yılından bu yana OKS’de 5.3 milyon çalışan sayısına ulaşıldı. Her ne kadar çıkış oranları yüksek seyretse de bardağın dolu tarafına bakıldığında kısa sürede önemli bir katılımcı sayısına ulaşıldığı görülüyor. Bu fotoğrafın ortaya çıkmasında belirleyici etken, sisteme girişin zorunlu olması. Sistemde kalma süresinin uzatılması için gereken önlemler alınmalı. Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) ile bu düzenlemelerin yapılması bekleniyor. OKS’nin, birtakım ek faydalarla ve BES’ten ayrıştıran özelliklerle tamamlayıcı olması ve emekliliğe dönüşümü, daha fazla sayıda çalışanın sistemde kalıcı olmasını sağlayacaktır.”

DEVLET KATKISI KORUNMALI

Emeklilik şirketlerinin katılımcıları detaylı olarak bilgilendirip, yönlendirme yapması gerektiğini belirten Küntay, kamunun da sistem hakkındaki algıyı çok iyi yönetmesi gerektiğini ifade etti. “Sistemin en cazip özelliği olan devlet katkısının korunması gerekli” diyen Küntay, BES ve OKS’de yapılabilecek geliştirmeler hakkında da fikirlerini açıkladı: “Hak ediş uygulaması sadece süreye göre değil, ödeme düzenliliğine göre geliştirilebilir. OKS’de, benzer ülkelerde uygulandığı gibi düşük de olsa işveren katkısı olmalı. Teşvik edici özellik olarak bu ortaya çıkıyor. İşverenler gözetilerek işsizlik fonu primlerinde düşüşe gidilebilir. Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi iyi planlanmalı, teşvik kampanyaları yapılmalı. BES ve OKS’de belli koşulların gerçekleşmesi durumunda belli bir orana kadar kısmi para çekmeye izin verilmeli.  BES’te toplu para almak yerine sistemden düzenli gelir elde etme modelleri teşvik edilmeli. Her iki sisteme de hayat ve maluliyet teminatları eklenmeli.”

YEP’te kamu emeklilik sistemi dışındaki sistemlere vurgu yapılmasının, kamunun, tasarrufların artırılması yönündeki kararlılığını gösterdiğine dikkat çeken Küntay, “Burada önemli nokta TES’in telaffuz edilmesi. Bu yapı, genç kesimlerin desteklenmesi, kısmi çekiliş imkanı, fonların sanayinin büyümesine yönlendirilmesinin teşviki, yurtdışında yerleşik Türk vatandaşları için dövizli BES gibi uygulamalarla birlikte dile getiriliyor. Bununla birlikte kıdem tazminatı fonları ile ilişkilendirildiği de gözlemleniyor. Kıdem tazminatı, hassas bir konu olduğundan bu konunun, tüm paydaşların mutabakatı ile değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu. BES’e 18 yaş altındakilerin girişinin sağlanması önerisini doğru bulmadıklarını ifade eden Küntay, “18 yaşın altındaki kişilerin gelecek planları için, belirlenen süre sonunda toplu para almalarına imkan veren hayat sigortaları bu ihtiyacı karşılayacaktır. Sisteme erken yaşta girişin teşvik edilmesini ve gençlere daha fazla devlet katkısı verilmesini ise olumlu buluyoruz” dedi. 


NN Hayat ve Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı Kerem Özdağ: BES yaşam standartlarının düşmemesi için katkı yapacak 

“İleride özellikle gelişmiş ülkelerde, emeklilerin payı ve çalışanların ödediği primlerle emeklilerin maaşlarının karşılandığı Sosyal Güvenlik Sistemi’nin yükü artacak. Bu noktada BES devreye girecek ve bir tamamlayıcı sistem olarak emeklilik döneminde kişilerin yaşam standartlarının düşmemesi yönünde katkı yapacak.”

NN Hayat ve Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı Kerem Özdağ pek çok ülkeye göre yeni ve büyümekte olan bir sektöre sahip olduğumuzu ifade etti. Özdağ, “Devlet teşviğinin başka bir ülkede olmadığı kadar yüksek olduğu ülkemizde sektör büyümesini sürdürüyor. OECD’i ülkelerinde 50 ya da 100 yıllık geçmişi olan Bireysel Emeklilik Sistemi’nin ülkemizde henüz 16 yıllık bir geçmişi var. Genç bir sistem olmasına rağmen özellikle son birkaç yıl içinde sistemde yapılan düzenlemelerle hem bilinçlenme arttı hem de çok cazip teşvikler getirildi. Önümüzdeki yıllarda da yapılacak yeni düzenlemelerle sektörün performansının daha da artacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu. 

Otomatik Katılım Sistemi’in sektöre etkisini de değerlendiren Özdağ, “Sistemde 5 milyonu aşkın kişi bulunuyor. Bu rakam sektör için tatmin edici. Otomatik Katılım’da hedeflenen aslında BES’e daha önce girmemiş insanlardı. Sistemden çıkış oranı yüzde 65-70 arasında ve yüksek gibi gözüküyor. Ama biz sistemde kalan 5 milyon kişiye odaklanıyoruz. Bu sistem için önemli bir büyüme. Şu anda 8 milyar liraya yakın bir fon var ve gelinen nokta sektör açısından gayet tatmin edici.”

‘FARKINDALIK ARTIRILMALI’ 

Özdağ, Bireysel Emeklilik Sistemi’nin tasarruflara etkisi hakkında da açıklamalarda bulundu. “Türkiye, ekonomide sürekli yüksek büyümeyi hedefleyen bir ülke” diyen Özdağ, sözlerine şöyle devam etti: “Bu noktada da tabii yatırımlar önemli. Bu yatırımları destekleyen en önemli unsur, yurtiçi tasarruflar. Yurtiçi tasarruflarda biz, yüksek gelirli ülkelerin gerisindeyiz. Bu nedenle de devlet, bu yönde düzenlemeler yaparak, yurtiçi tasarrufları artırmayı hedeflemektedir. BES ve Otomatik Katılım Sistemi bu noktada en önemli enstrümanlardan bir olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu konuda hem emeklilik şirketlerine hem de kamuya düşen görevlerden en önemlisi sistemi iyi bir şekilde anlatılması ve farkındalığın artırılmasıdır.”
Sistemin “tamamlayıcı” rolünden de bahseden Kerem Özdağ, “Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin de karşı karşıya olduğu sorunlardan biri; nüfusun giderek yaşlanması. İleride özellikle gelişmiş ülkelerde, emeklilerin payı ve çalışanların ödediği primlerle emeklilerin maaşlarının karşılandığı Sosyal Güvenlik Sistemi’nin yükü artacak. Bu noktada Bireysel Emeklilik Sistemi devreye girecek ve bir tamamlayıcı sistem olarak emeklilik döneminde kişilerin yaşam standartlarının düşmemesi yönünde katkı yapacak” diye konuştu. 


Bereket Emeklilik Genel Müdürü Mahmut Güngör: BES’teki yeni uygulamalar ekonomik kaynak oluşturacak

“Kıdem tazminatının bir fon aracılığıyla yönetilmesi, sistemden çıkmadan birikimlerin bir kısmını çekme olanağı tanınması, tamamlayıcı emeklilik ile işverenlerin de sisteme katkı sağlayacak olması gibi düzenlemeler, ekonomik kaynak oluşturulmasına katkı sağlayacak.”

Bereket Emeklilik Genel Müdürü Mahmut Güngör, BES’in devlet katkısı sayesinde büyük bir ivme yakaladığını; 2013 yılından itibaren artış hızı zamanla yavaşlamış olsa da, 115 milyar liralık fon büyüklüğünün bir başarı hikâyesi olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Ülkemizdeki Bireysel Emeklilik Sistemi’nin dünyadaki önemli ekonomiler arasında GSYH oranı ile bakıldığında, gelişmeye elverişli ve büyümeye açık olduğunu ifade eden Güngör, “Yeni düzenlemelerin devreye girmesi ile beraber BES’te istikrarlı büyüme ve finansmanın sürdürülebilir kılınması sağlanabilecektir” dedi. 

YEP’TE EMEKLİLİK SİSTEMİNE ÖNEMLİ ROL

Bireysel emekliliğe yönelik ve uzun vadeli tasarrufları artırmak amacıyla oluşturulan BES’in hem emeklilik şirketleri hem kamu otoritesi tarafından avantaj ve yararlarının çalışanlara doğru iletişim ile aktarılması gerektiğini belirten Güngör, iletişimin sistemin tutunması ve ivme kazanarak büyümesi yönünde etkili olacağını dile getirdi. Güngör, Yeni Ekonomi Programı’nda (YEP) Türkiye’de tasarrufların artırılması, dış finansmana bağlılığın azaltılması, finansmanın sürdürülebilir olması için BES’e önemli bir rol verildiğini de hatırlattı. Güngör, sistemi geliştirmesini bekledikleri düzenlemeleri ise şöyle sıraladı: “Sisteme katkı sağlayabilecek uygulamalar olarak kıdem tazminatının bir fon aracılığıyla yönetilmesi, katılımcıların kısa vadeli nakit ihtiyaçları nedeniyle sistemden çıkışlarının önlenmesi amacıyla, sağlık, evlilik, eğitim, mülk sahibi olma gibi ihtiyaçlar nedeniyle bireylere sistemden çıkmadan birikimlerinin bir kısmını çekme olanağı tanınması öne çıkıyor. Tamamlayıcı emeklilik ile işverenlerin de sisteme katkı sağlayacak olması gibi düzenlemeler, ihtiyaç duyduğumuz ekonomik kaynağın oluşturulmasına katkı sağlayacağı görüşündeyiz.” OKS’den de bahseden Güngör, “Yapılan kamuoyu araştırmalarının sonuçları değerlendirilerek, sistemin devamlılığının sağlanmasına yönelik geliştirmeler ve düzenlemeler sonucunda istenilen hedefe ulaşılacağını düşünmekteyiz” şeklinde konuştu. 

GENÇLERE EKSTRA DEVLET KATKISI

Devlet katkısının stratejik bir önemi olduğuna parmak basan Güngör, sözlerini şöyle tamamladı: “Devlet katkısı, sistemin en çok bilinen ve katılımcıların sistemde kalmasını sağlayan en büyük faktörlerden biridir. Sistemin en önemli bilinen özelliğini oluşturan devlet katkısı teşvikinin yapısı ve içeriği değişmeden %25 oranı ile aynen devamı, katılımcıların sistemde uzun vadede kalmasının ve sistemin devamlılığına olan güvenin sarsılmaması açısından stratejik önem taşımaktadır. Bununla birlikte 18 yaş altı kesimin sisteme katılmalarınının sağlanması durumunda gençlere tasarrufu özendirmek amacıyla %25’in üzerinde bir oranda devlet katkısı sunulmasının tasarrufa küçük yaştan başlanmasına ve tasarrufların tabana yayılmasına imkan sağlayacağı görüşündeyiz.” 


AvivaSA CEO’su Fırat Kuruca: BES ve Otomatik Katılım’a ulusal seferberlik mantığıyla yaklaşılmalı

“Ülkemizdeki tasarruf açığını kapama hedefi doğrultusunda, hem BES hem de Otomatik Katılım’a bir anlamda ulusal seferberlik mantığıyla yaklaşmalıyız ve tüm aktörler olarak elimizi taşın altına koymalıyız.”

Ülke olarak hem sigorta penetrasyon hem de bireysel ve ulusal tasarruf oranları görece düşük bir ülke olduğumuzu belirten AvivaSA CEO’su Fırat Kuruca, “Bu makro bir gerçek. Başarı ya da başarısızlık tanımlamalarını, ülke gerçeklerini unutmadan yapılması gerektiğine inanan birisiyim. Aynı zamanda, hem mevcut BES’in hem de Otomatik Katılımın ülkemiz için, tam da bu handikapların giderilmesine önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Ayrıca, başka bir boyut olarak, sermaye piyasaları derinliğimize sunacağı katkıları da unutmamak gerekiyor. Kısacası geriye değil ileriye bakılması gerektiğini düşünenlerdenim” dedi.

Ülkemizdeki tasarruf açığını kapama hedefi doğrultusunda, hem BES hem de Otomatik Katılım’a bir anlamda ulusal seferberlik mantığıyla yaklaşılması ve tüm aktörlerin elini taşın altına koyması gerektiğini ifade eden Kuruca, “Tüm iletişim kaynaklarımızı sonuna kadar kullanıp, insanımızın her iki sistemi de sahiplenme oranını artırmak için yılmadan uğraşmalıyız. Bunlar, bugünden yarına hemen sonuçlanacak konular değil elbette ama her gün üzerine daha fazla şey koyarak gerçekleşecek sonuçta. Devletin karar alıcı kurumları üzerinde ayrıca düzenleme gibi bir güç daha var” şeklinde konuştu.  

2020-2022 dönemini kapsayan Yeni Ekonomi Programı’nda (YEP) yer alan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) uygulamasının bu düzenlemelerden biri olduğunu ifade eden Kuruca, TES ile ilgili şunları söyledi: “Türkiye’deki toplam tasarruf oranını yukarı çekmeyi, toplamda emeklilik sisteminin aksayan yönlerini aşmayı ve mümkünse sektörün potansiyelini yükseltmeyi hedefliyor uygulama. Beklentimiz Otomatik Katılım’ın daha güçlü bir şekilde kurgulanarak Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ne dönüşmesi. Bu noktada gündeme gelecek düzenlemeler üzerinde çalışılıyor ancak henüz yapılacaklar netleşmiş değil.”

“Başka bir gelişme de, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SDDK), Resmi Gazete’de açıklanan Cumhurbaşkanı Kararı ile kurulması oldu” diyen Kuruca, sigortacılık ve emeklilik sektörünün ihtiyacı olan düzenlemelerin daha hızlı ve etkin bir şekilde ilerlemesi açısından SDDK’nın son derece önemli olduğunu dile getirdi. Kuruca, “Sektörün önündeki bazı engellerin kaldırılması için fırsat olduğuna inanıyorum. Sektöre olan güvenin artırılması ve tazelenmesi, sigortacılığın önemi konusunda toplumun daha bilinçlenmesini sağlayacak uygulamalar, daha anlaşılabilir, basit ve bütünsel bir mevzuat hazırlanması gibi konular öncelik alabilir kanısındayım” dedi. 

EMEKLİLİK MAAŞI RAHAT BİR EMEKLİLİK İÇİN YETERLİ DEĞİL

Gerçekleştirdikleri Emeklilik Dönemi Tasarruf Açığı Araştırması’ndan da bahseden Fırat Kuruca, “2016 yılında sonuçlarını kamuoyu ile paylaştığımız ve Türkiye dahil Avrupa’nın 9 ülkesinde gerçekleştirdiğimiz ‘Emeklilik Dönemi Tasarruf Açığı Araştırması’nda, Türkiye’de nüfusun büyük bir kısmının emeklilik maaşının, rahat bir emeklilik dönemi yaşamak için yeterli olmayacağı ortaya çıkmıştı. Bu noktada bireyleri daha genç yaştan sisteme dahil olmaları yönünde teşvik edici girişimlerin tasarruf açığını azaltmada katkı sağlayacağı görüşündeyiz. Bahsettiğim araştırmamızda, yıllık ortalama kişi başı tasarruf açığımız 3 bin 200 euro çıkmıştı. Ama 20 yaşında bir Türk gencinin, hayalindeki emeklilik için, yıllık bin euro ya da ayda 83 euro tasarrufta bulunmasının rahat bir emeklilik için yeterli olacağı tespit edilmişti” şeklinde konuştu. Kuruca, her iki sistemde de güncel olarak ne tür iyileştirmeler gerektiğini bildiklerini ve düzenleyici kurumlar ile görüş, fikir alışverişi yaptıklarını belirtti.  

Umut Deniz Elçi
umut@sigortacigazetesi.com.tr

16 Ocak 2020

İlgili Haberler

Yazarlar