Sema Tüfekçiler

Bizim başımız kel değil mi?

KEL Hasan Efendi devrinin en iyi tuluat oyuncusu ve tiyatro yöneticisi imiş. Fakir bir ailenin çocuğu olarak Kadıköy’de yoğurtçuluk yaparken hevesli olduğu tiyatroya başlamış. Henüz küçük bir çocukken ünlü komik Abdürrezzak Efendi’nin rollerinin neredeyse tümünü ezberlemiş. Sahneye ilk kez Küçük İsmail yönetimindeki tiyatronun Kadıköy Kuşdili’ndeki gösterileri sırasında çıkmış (1893). Başrolde oynamak istemesine karşın bu rolü Abdürrezzak Efendi’nin oynaması üzerine ikinci komik olarak nitelendirilen külhanbeyi rolünü üstlenmiş. Kel Hasan, Mardiros Mınakyan’ın o günlerde çok tutulan dramlarına karşılık sürekli komedi sahnelemiş. Tuluat tiyatrosunun en tanınmış oyuncularından olan Kel Hasan, özellikle canlandırdığı İbiş tipiyle halkın beğenisini kazanmış.
İsmail Dümbüllü, Kel Hasan’ın öğrencilerindenmiş. Kel Hasan Efendi Kavuğu “Türk Tiyatrosu”nun güldürü geleneğinin nişanesi ve Nirvana‘sı sayılmaktadır. Çok onurlu ve aynı zamanda çok sorumluluk da gerektiren bir görevdir bu kavuğu taşımak. Kel Hasan Efendi Kavuk’unu, o dönemdeki öğrencisi İsmail Dümbüllü’ye devretmişti. Geleneksel Türk tiyatrosunun son temsilcisi, orta oyunu ve tuluat ustası İsmail Hakkı Dümbüllü, 1897’de Üsküdar’da doğmuş. 30 yaşına kadar Kel Hasan’ın yanında çalışmış, ardından Şehzadebaşı Tiyatrosu’na geçmiş Geleneksel kavuğu, Kel Hasan’dan devir almış. Kendisi de bu kavuğu Münir Özkul’a devretmiş.
Dümbüllü, Özkul’u 1967-1968 yılları arasında Arena Tiyatrosu’nda, ‘Kanlı Nigar’ piyesindeki ‘Kavuklu’ rolünde izlemiş. 1968 yılında Özkul’un yeteneğinin nişanesi olarak bir törenle Kavuk’u kendisine devretmiş. Münir Özkul, henüz lise öğrencisiyken Bakırköy Halkevi’nde sahneye çıkarak amatör oyunculuğa başlamış. Ses Tiyatrosu’nda ‘Aşk Köprüsü’ isimli oyunla tiyatroculuğa adım atmış. Ses Tiyatrosu’nda müzikli güldürü türündeki oyunlarda başarılı olsa da, farklı şeyler yapma isteği onun bu tiyatroda kalmasına engel olmuş.
Özkul, 1951 yılında Küçük Sahne’nin kuruluşuna dahil olarak Muhsin Ertuğrul’la çalışmış. 1958 sezonunda Vasfi Rıza Zobu’nun ısrarıyla Şehir Tiyatroları’na katılmış. 1963-1964 yıllarında kendi tiyatrosunu kurmuş. 1967-1968 yılları arasında Arena Tiyatrosu’nda imiş. ‘Kanlı Nigar’ piyesindeki ‘Kavuklu’ rolüyle, İlhan İskender Ödülü’ne layık görülmüş. Yine aynı sene, İsmail Dümbüllü, icazet verdiğini göstermek için kavuğunu Münir Özkul’a devretmiş. 1940’lı yılların sonunda askerliğini yaptığı dönemde ‘Vatan ve Bizim başımız kel değil mi? Namık Kemal’ adlı filmde yönetmen asistanlığı yapan arkadaşı Sırrı Gültekin’i ziyarete giden sanatçı, arkadaşının ricasını kırmayıp bu filmde figüranlık yaparak ‘tesadüfen’ film setlerine adım atmış. En bilinen rollerinden biri, ‘Hababam Sınıfı’ serisindeki okul müdürü Kel Mahmut tiplemesi olmuştur. Özkul ise Kavuk’u 1989 yılında Ferhan Şensoy’a devretmişti. Türk tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu; roman, deneme, günlük, tiyatro, televizyon dizisi ve film senaryoları yazarı; ortaoyuncular tiyatro topluluğunun kurucusu. Tek kişilik oyunu Ferhangi Şeyler, en tanınmış oyunudur.
Rasim Öztekin ise 3 yıl kadar önce kavuğu Ferhan Şensoy‘dan devir aldı. İstanbul Galatasaray Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. İstanbul Akademik Sanatçılar Topluluğu ve Kadıköy Halk eğitim ve Nöbetçi Tiyatro’da amatör çalışmalarla tiyatroya başladı. Ferhan Şensoy’un Ortaoyuncular topluluğunda profesyonel tiyatro sanatçılığına başladı. 1992-1995 yılları arasında televizyonlarda şov programları yaptı. 1994 yılında Gani Müjde ve Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı “2071’de Türkiye” adlı müzikali sahneye koyup oynadı. Tiyatronun yanı sıra, sinema ve dizi filmlerde de rol aldı.
Şimdi bu çok değerli KAVUK sahiplerine bakıyorum, en önemli ortak özellikleri çok değerli başarıları ve erkek oluşları! Yani bugüne kadar KAVUK için bir kadın hiç düşünülmemiş gibi! Acaba diyorum, Kavuk‘un 5. sahibi Rasim Bey, bu kavuğu gerçekten hak eden başarılı bir kadın‘a devrederek bu “Erkek Geleneğini“ bozabilir mi? Ben illa da erkeğe bu kavuğun verileceğinden bahis eden bir bilgiye rastlamadım yaptığım araştırmalarda, sebebi varsa onu da bilelim elbette?
Yoksa bizim başımız kel mi?

30 Ekim 2019

İlgili Haberler

Yazarlar