Samim Ünan

“Çifte sigorta”da Avrupa modeli

Sigorta edilmiş bir varlığın tekrar sigorta ettirilmesi durumunda, tazminat ödemelerinde “çifte sigorta” sorunu ortaya çıkıyor. Ülkemizde bu sorun sigorta sözleşmelerinin tarihsel sıralaması göz önünde bulundurularak çözülürken, Avrupa’da tüm sigortacıların sorumlu olduğu bir model kullanılıyor.

Birden fazla sigorta, günümüzde birçok soruna yol açan önemli bir konudur. Özellikle tam değeri üzerinden sigorta edilmiş bir aktifin sonradan tekrar sigorta ettirilmiş olması halinde ortaya çıkan “çifte sigorta” ile bir aktif için eksik sigorta yaptırıldıktan sonra, sigorta teminatı altında olmayan değer bölümü için başka sigorta yaptırılması hakkındaki hükümler artık geride kalmalıdır. Çifte sigorta oluşturan sigortanın “geçersiz” sayılması ve kısmi sigortada, ilk sigortadan sonraki sigortaları yapmış bulunan sigortacıların tarih sırasına göre sorumlu olmaları doğru çözümler değildir. Malvarlığındaki aktifleri konu almayan zarar sigortalarının aynı anda teminat sağlıyor olmaları durumunda hangi hükümlerin uygulanacağı konusundaki belirsizlik de giderilmelidir. 

Aşağıda, yasamızda bulunan birden çok sigortaya ilişkin hükümlerin bizde ve başka ülkelerde geçirdiği evrime değinecek ve günümüzde benimsenen çözümler ışığında, bizim çağa ne oranda ayak uydurmuş olduğumuz incelenecektir.

I- Tarihsel gelişme 

Osmanlı Devleti’nde sigorta alanındaki ilk yasal düzenleme 1864’te deniz sigortalarına ilişkin olarak (Napoléon Bonaparte zamanında) 1807 tarihli Fransız Ticaret Kanunu’ndan alınan hükümlerden oluşturulmuştur. Daha sonra 1906’da kara sigortaları hakkında 25 maddeden oluşan bir düzenleme kabul edilmiştir. Bu düzenleme 1850 tarihli Ticaret Kanunu’nun eki olarak yapılmıştır. Bu her iki yasada da, “çifte sigorta” yasaklanmış idi. Deniz sigortaları hakkındaki hüküm ise kısmi sigortayı da öngörmekteydi. Söz konusu hüküm şöyleydi: 

1807 tarihli Fransız Ticaret Kanunu (Code de Commerce) Madde 359

S’il existe plusieurs contrats d’assurance faits sans fraude sur le même chargement, et que  le premier contrat assure l’entière valeur des effets chargés, il subsistera seul.

Les assureurs qui ont signé les contrats subséquents sont libérés; ils ne reçoivent que demi pour cent de la somme assurée. Si l’entière valeur des effets chargés n’est pas assuré par le premier contrat, les assureurs qui ont signé les contrats subséquents, répondent de l’excédent en suivant l’ordre de la date des contrats.  

(Bu maddeye orijinal dilinde yer vermekten amacımız, iki yüzyıldan fazla bir süre önceki Fransızca ile günümüzdeki Fransızca’nın hemen hemen aynı olduğuna dikkat çekmektir.  

Bu hüküm bize,  1864 tarihli Kaanunname-i Hümayun-ı Ticaret-i Bahriyye’nin (“Sigorta yani te’min keyfiyeti” hakkındaki) on birinci faslının ikinci kısmındaki (kısm-ı sâni) 204’üncü madde olarak geçmiştir. Söz konusu 204’üncü madde şöyle idi: 

“Bir hamule üzerine hile ve desise vaki olmayarak müteaddit sigorta konturatosu olup da eşya-yı mahmulenin bütün kıymeti birinci konturato ile sigorta olunmuş olduğu halde yalnız işbu konturato mer’î ve muteber olarak diğerlerini imza eden sigortacılar tebrie-i zimmet edüp ancak marr-üz zikr yüz doksan dördüncü madde mucibince bir tazmin almağa haklı olacaklardır ve eğer birinci konturato ile eşya-yı mahmulenin bütün kıymeti sigorta olunmamış ise ol halde diğer konturatoları imza eden sigortacılar konturatolarının tarihleri tertibince kıymet-i eşyanın fazlası içün  sırasıyle mesul olacaklardır.”   

Bu maddeyi Fransız orijinalini de dikkate alarak günümüz diline şu şekilde aktarabiliriz: 

“Gemiye yüklenmiş bir yük hakkında, herhangi bir hile söz konusu olmaksızın birden fazla sigorta yaptırılmış ve bunlardan ilki yükü tam değeri üzerinden temin etmekte ise, sonraki sigortacılar sorumlu olmazlar; ilk sigortanın yüklerin tam değerini temin etmediği hallerde ise, sonraki sigortacılar temin edilmemiş değer kısmından sözleşmelerinin tarihi sırasıyla sorumlu olurlar.” 

 

1807 tarihli Fransız Ticaret Kanunu’nun yukarıda değindiğimiz çözümü, daha eskiye 1681 tarihli meşhur Denizcilik Emirnamesi’ne  dayanmaktadır.  

Ordonnance de la Marine’in “Sigortalar” başlıklı VI. Kısmında yer alan 24 ve 25inci maddeler aşağıdaki gibidir: 

Madde XXIV 

Kötü niyet söz konusu olmaksızın birden çok sigorta poliçesi düzenletilmiş olduğunda, bunlardan ilki yüklenen yüklerin değerine ulaşmış bulunduğu takdirde, yalnızca o poliçe dikkate alınır; diğer sigortacılar sorumlu olmazlar ve aldıkları primi de (yüzde yarım hariç) geri verirler 

Madde XXV

İlk poliçenin yüklenen yüklerin değerine ulaşmadığı hallerde, ikinci poliçenin sigortacıları, temin edilmemiş değer kısmından sorumlu olurlar. 

Görüldüğü gibi, ilk zamanlarda benimsenen çözüm şuydu: 

• Bir mal için tam değeri üzerinden bir sigorta yaptırılmışsa, daha sonra o malı ikinci kere sigorta ettirmek geçersizdir.

• Ancak eğer bir mal için eksik sigorta yaptırılmışsa, sonraki sigortacılar ilk sigortanın temin etmediği kısım için (tarih sırasına göre) sorumlu olurlar. 

Fransızların kara sigortaları alanında geldikleri son nokta ile Türk hukukunun güncel çözümü farklıdır. Bizde, eski kural, önce Cumhuriyet sonrasında çıkarılan 1926 tarihli Ticaret Kanunu’nda tekrarlanmış; oradan 1956 tarihli Türk Ticaret Kanunu’na geçmiş ve son olarak da 2011 tarihli Türk Ticaret Kanunu’nda benimsenmiştir.  

1926 yılında çıkarılan Ticaret Kanunu 

-Tam değer üzerinden yapılan bir sigorta varsa, o mal için aynı rizikolara karşı ikinci bir sigorta yaptırılamayacağı 

– Tam değer üzerinden sigorta yaptırılmamışsa, malın geri kalan değerine kadar bir veya birkaç kez sigorta ettirilebileceği; malı bu şekilde sonradan temin eden sigortacıların, geri kalan değerden sözleşmelerinin tarihi sırasıyla sorumlu olacakları 

– Aynı gün yapılan sözleşmelerin aynı zamanda oluştuklarının kabul edileceği 

– Bir mal birden fazla sigortacı tarafından aynı zamanda ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden fazla sözleşmelerin tümünün, ancak sigorta konusu malın değerine kadar geçerli sayılacağı 

– Böyle bir durumda, sigortacılardan her birinin, malın toplam değerine kıyasla, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olacağı 

– Bir mal, değerinin yalnızca bir kısmı üzerinden sigorta edilmiş olduğunda, kısmi hasar halinde, aksine sözleşme yoksa, sigortacının ancak malın değerinin sigorta edilmiş bulunduğu oranda sorumlu olacağı  

– Tam değeri üzerinden sigorta edilmiş olan bir malın, aynı rizikolara karşı sigortalanmasının aşağıda sayılan hallerde geçerli olacağı

o Önceki ve sonraki sigortacılar bunu onaylamışlarsa 

o Sigorta ettiren önceki sözleşmeden doğan haklarını ikinci sigortacıya devretmiş veya bu haklardan vaz geçmiş ise 

o Sonraki sigortacının yalnızca ilk sigortacı tarafından ödenmeyen tazminat tutarından sorumlu olacağı kararlaştırılmış ise 

– Bir malın 1926 tarihli Ticaret Kanunu m.947 çerçevesinde birden fazla sigortacıya sigorta ettirilmiş olduğu hallerde, sigorta ettirenin, riziko gerçekleştiğinde, rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya bildirmesi gereken süre içinde, bütün sigortacılara hem rizikonun meydana gelmiş olduğunu hem de diğer sigortaları haber vermesi gerektiği 

kurallarını içermekte idi. Bu kurallar bugün 2011 tarihli TTK’nun 1465 ilâ 1468inci maddeleri olarak yürürlüktedir. 1926 tarihli Ticaret Kanunu’ndaki tercihler önce 1956 tarihli Türk Ticaret Kanunu’nda tekrarlanmış, oradan da 2011 tarihli Türk Ticaret Kanunu’na aktarılmışlardır. 

Bu noktada sormamız gereken soru şudur: Acaba bu çok uzun zamandır yasada yer almakta olan birden çok sigortaya ilişkin kurallar yeterli midir? Yoksa bunların değişmesi mi lazımdır?   

II- Günümüzde örnek alınacak yabancı metinlerdeki düzenleme

1) Fransız Hukuku  

Sigorta alanını düzenleyen hükümleri içermekte olan Fransız Sigorta Kodu (Code des assurances) bugün kara ve deniz sigortalarında farklı çözüm benimsemiştir. 

• Deniz sigortalarında  alanında sigorta bedelleri toplamı, sigorta konusu malın değerini aşan (kötü niyetle yaptırılmamış) birden çok sigortadan (kümülatif sigortalar) her biri, içerdiği sigorta bedelinin sigorta konusu malın tam değerine olan oranı kadar hüküm doğuracaktır (Code des assurances L 172-9 fk.2). 

• Kara sigortaları alanında ise Code des assurances’ın L 121-4 maddesi şu düzenlemeyi getirmiş bulunmaktadır:

o Aynı çıkar için aynı rizikoya karşı birden çok sigortacıya sigorta yaptırmış olan sigorta ettiren, sigortacılardan her birine diğer sigortacıların kimliğini ve diğer sigorta poliçelerindeki sigorta bedelini  derhal bildirmekle yükümlüdür (Code des assurances L 121-4 fk.1 ve fk.2). 

o Aynı rizikoya karşı kötü niyetle birden çok sigorta yaptırılmışsa, sigortanın geçersizliği ileri sürülebilecektir (maddesinin ilk fıkrası hükmü uygulanır (Code assurances L 121-3 fk.1 ve L 121-4 fk.3).

o Birden çok sigortanın kötü niyet söz konusu olmaksızın yaptırılmış bulunması durumunda, bu sigortalardan her biri, hangi tarihte yapılmış olduklarına bakılmaksızın sözleşmede kararlaştırılmış olan teminat koşul ve limitleri çerçevesinde sigorta koruması sağlayacaktır. Hak sahibi, zararlarının tazminini dilediği sigortacıdan isteyebilecektir (Code des assurances L 121-4 fk.4) 

o Sigortacılar arasındaki ilişkide, bunların her birinin hak sahibine ödenen tazminata katılma payı, oranlama yapılarak hesaplanacak ve kendi üzerine düşenden fazla ödeme yapmış olan sigortacı bu fazlalık oranında diğerinden istemde bulunabilecektir (Code des assurances L 121-4 fk.5). 

2) Alman hukuku

Alman hukukunda birden fazla sigorta Alman Sigorta Sözleşmeleri Kanunu VVG §§ 77, 78 ve 79’da düzenlenmiştir. Bu düzenleme özetle aşağıdaki gibidir: 

• VVG § 77(1) birden çok sigorta durumunun ilgili sigortacılara derhal bildirilmesi gerektiğini öngörmüştür. 

• VVG § 77(2), sigortalardan birinin yoksun kalınan kazanca, diğerinin de bunun dışındaki zararlara ilişkin bulunması halinde dahi bildirim yapılması gerektiğini hükme bağlamaktadır. 

  Aynı çıkar aynı rizikoya karşı birden fazla sigortacıya sigortalatılmış ve 

o sigorta bedellerinin toplamı sigorta değerini aşıyorsa

o veya sigorta tazminatlarının toplamı, zarar tutarını aşıyorsa 

sigortacılar birlikte borçlu durumundadırlar. Ancak sigorta ettiren, toplamda zarar tutarından fazlasını talep ve elde edemez (VVG § 78 (1)). 

• Sigortacılar kendi aralarında, sigorta ettirene karşı kendi sözleşmeleri uyarınca sorumlu oldukları tutarlar dikkate alınarak tazminat yükünü paylaşırlar (VVG § 78 (2)). 

• Kötü niyetle (ekonomik çıkar elde etmek üzere) birden fazla sigorta yaptırılmışsa, bu niyet doğrultusunda yaptırılmış olan bütün sigorta sözleşmeleri geçersiz olur. Ancak sigortacı durumu öğrenene kadar işleyen primlere hak kazanır (VVG § 78 (3)). 

• Sigorta ettiren, birden fazla sigorta durumunun ortaya çıkmasına yol açan sigorta sözleşmesini, bu sonucun meydana geleceğini bilmeksizin yaptırmışsa, sonraki sözleşmeyi iptal edebilir veya ilk sözleşmenin temin etmediği hususlarla sınırlı hale dönüştürebilir (VVG § 79 (1)). 

VVG sigortacıların bir rizikoyu ortak hareket ederek birlikte temin ettikleri “müşterek sigortayı” hiç düzenlememektedir. 

3) PEICL (Principles of European Insurance Contract Law; ASSHİ Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri) 

Avrupa Topluluğu’na dahil ülkelerin sigorta sözleşmesi hukuku alanında farklı yasal düzenlemeler yapmış olmalarından kaynaklanan sakıncaları ve zorlukları önlemek üzere, isteğe bağlı olarak kullanılması amacıyla oluşturulan PEICL 8:104 maddesinde “birden çok sigorta” konusuna ilişkin da şu çözümü benimsemiş bulunmaktadır:

• Aynı çıkar, birden çok sigortacı tarafından ayrı ayrı sigortalanmışsa, sigortalı, dilediği sigortacıdan veya sigortacılardan, fiilen uğradığı zararın giderilmesi için gerekli olan ölçüde istemde bulunabilir.

• Kendisinden istemde bulunulan sigortacı, diğer sigortacılara rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla,  düzenlediği poliçede yazılı sigorta bedeline kadar, varsa zararı azaltma giderleriyle birlikte, ödeme yapar.

• Sigortacılar hak sahibine ödenmesi gereken parayı aralarında, kendi sözleşmelerine göre sorumlu oldukları tutarlarla orantılı şekilde paylaşırlar. 

Türkiye’de, zarar sigortaları ile ilgili olarak, birden fazla sigorta olasılığında, sigortacıların her birinin, kendi taraf olduğu sözleşme uyarınca, diğer sigortacının varlığı dikkate alınmaksızın sorumlu olacağını benimseyen bir düzenleme yapılmalıdır.

Bu öneri benimsenirse, tam değer üzerinden yapılmış bir sigortadan sonra yaptırılan sigortanın geçersizliğini öngören çifte sigorta kuralı ile bir eksik sigorta sonrasında yaptırılan sigortaların tarih sırasına göre ilk sigorta ile temin edilmemiş olan değer bölümünden sorumlu olacaklarını öngören kısmi sigorta kuralına artık lüzum kalmamış olacak; Alman ve Fransız yasalarındaki ve PEICL’daki basit ve dengeli çözüm bizde de uygulamaya konulmuş bulunacaktır. Sorumluluk sigortaları ve masrafların karşılanmasını konu alan sağlık giderleri sigortasında da kanımızca aynı çözüm geçerli olmalıdır. 

Türkiye’de, zarar sigortaları ile ilgili olarak, birden fazla sigorta olasılığında, sigortacıların her birinin, kendi taraf olduğu sözleşme uyarınca, diğer sigortacının varlığı dikkate alınmaksızın sorumlu olacağını benimseyen bir düzenleme yapılmalıdır.

2 Aralık 2019

İlgili Haberler

Yazarlar