Renk Özcan

Endişelerin odağı TEKNOLOJİ

Küresel sigorta sektöründe öne çıkan riskleri belirlemek için gerçekleştirilen ‘Banana Skins’ araştırmasında, en çok endişe yaratan riskin teknoloji olduğu belirlendi. Listedeki ilk on risk arasındaki yer alan siber risk, değişim yönetimi, rekabet ve yetenek riskleri de yine teknolojiye dair kaygılar etrafında şekillendi.

Londra merkezli “Finansal İnovasyon Çalışmaları Merkezi” (CSFI) sigorta sektöründe öne çıkan riskleri belirlemek için her iki yılda bir gerçekleştirdiği anketin 2019 sonuçlarını açıkladı. “Banana Skins” (Muz Kabukları) adı altında yedincisi gerçekleştirilen ve PwC’nin sponsorluğunda yapılan çalışmaya 53 ülkenin sigorta sektöründen 927 kişi katıldı. Ankete katılanlardan, 22 riske 1’den 5’e kadar bir puan vermeleri istendi. 1 puan nispeten önemsiz bulunan riskleri temsil ederken, katılımcılar en ciddiye aldığı risklere 5 puan verdi.

‘ŞİMDİYE KADARKİ EN KARAMSAR YIL’

2007 yılından bu yana gerçekleştirilen çalışmanın bu yılki ayağında, şimdiye kadarki en olumsuz cevapların kaydedildiği belirtildi. Bu karamsar hava çoğunlukla sektörün karşı karşıya kaldığı teknolojik ve yapısal değişimlerden ve bunları doğru yönetememe endişesinden kaynaklandı. Anket sonucunda hazırlanan raporda, bu olumsuz sonuçların aynı zamanda dünya genelinde görülen ekonomik belirsizlik ve sektör için giderek daha ağır şartlar yaratan regülasyonların da bir etkisi olarak görülmesi gerektiği ifade edildi.

İLK ÜÇ RİSK DEĞİŞMEDİ

Listedeki ilk üç risk bir önceki çalışmadakiyle aynı kaldı, yalnızca sıralamaları değişti. Bu risklerin üçü de teknolojik değişimler ve sektörün buna yaklaşımı etrafında şekillendi. Birinci sıraya yerleşen teknoloji riskinin, sektörün bu alanda karşı karşıya kaldığı zorlukların boyutuna dair endişelerin göstergesi konumunda olduğu belirtildi. Bu riskle yakından ilişkili olan ve üçüncü sıraya yerleşen değişim yönetimi riskiyse; dijitalleşme, yeni rekabet alanları, konsolidasyon ve maliyet düşürme gibi alanlarda sektörün becerisine karşı duyulan şüpheyi ortaya koydu. İkinci sıradaki siber riskler de, dijital çağa ayak uydurmaya çalışan sigorta sektörü için hem operasyonel bir risk hem de underwriting riski olarak öne çıktı.

Listede kendine sekizinci sıradan yer bulan yetenek riskinin bu kadar tepelerde olmasının sorumlusunun da teknoloji olduğu kaydedildi. Sektörün, değişime adaptasyonu kolaylaştıracak yetenekte insanları istihdam etmek için yeterli cazibeye sahip olup olmadığı endişesi burada etkiliydi. Ayrıca, yine teknolojiyle bağlantılı olduğu düşünülebilecek, listenin yedinci sırasındaki rekabet riski, sektör temsilcilerinin yeni rekabet yollarına uyum sağlayamamaktan duyduğu endişeyi yansıttı.

REGÜLASYON RİSKİ YÜKSELİYOR

Regülasyon riskinin dördüncü sıraya yükselmesi de dikkat çekti. Bu durumu, IFRS 17, tüketici haklarının giderek daha sıkı korunması ve sermayenin güçlendirilmesi gerekliliği gibi faktörler tetikledi. Hızla yükselen bir diğer risk ise, listede kendine altıncı sıradan yer bulan iklim değişikliği oldu. Daha önceki altı Banana Skins raporunda yer almayan iklim değişikliği, hidrometeorolojik doğal afetlerin frekansınının ve şiddetinin giderek artması sebebiyle sigortacılar için acil bir mesele haline geldi.

Yatırım performansı (5 numara), makroekonomi (9 numara) ve faiz oranları (10 numara) olmak üzere bir sonraki risk kümesi önemli bir değişime işaret etmedi, ancak katılımcıların küresel ekonominin gidişatı konusunda pek de emin olmadığını gösterdi.

‘SİGORTA TOPLUMSAL ÖNEMİNİ YİTİRİYOR’ ENDİŞESİ

Listede 11’inci sırada bulunan politik risk, korumacı ve popülist politikaların, ticaret savaşları ve piyasaya daha yoğun müdahalelerle sonuçlanabileceği, bu durumun da hem uluslararası hem de yerel sigorta pazarlarında vergi yükünü artırabileceği endişesini yansıttı. Politik risk aynı zamanda itibar riskini de daha ciddi bir hale getirdi. Bir önceki araştırmada 17’nci sırada bulunan itibar riskinin bu sene 13’üncü sıraya yükselmesinin sebepleriyse tüketici haklarına dair sorumlulukların ve bilincin yükselmesi, veri güvenliğine ve sigortanın “toplumsal önem”ini yitirmeye başladığına dair endişeler olarak açıklandı.

Diğer yandan; iş uygulamaları (15 numara), yönetim kalitesi (16 numara) ve kurumsal yönetim (19 numara) gibi eğitimle bağlantılı risklerin yarattığı endişe düşük seviyelerini korudu. Diğer az endişe yaratan riskler ise sermayeye erişim (20 numara) ve Brexit (21 numara) olarak kaydedildi.

SEKTÖR RİSKLERE DAHA HAZIR

Anket yapılırken, katılımcılara tüm bu risklere ne kadar hazır oldukları da soruldu ve hazırlık seviyelerine 1’den 5’e kadar puan vermeleri istendi. Buna göre, 5 puan verenler hazırlıklı olduklarını, 1 puan verenler ise hazırlıklı olmadıklarını ifade etti. 2019 sonuçlarında, hazırlık seviyesinin küresel ortalaması 3.11 olarak belirlendi. Bir önceki araştırmada bu oranın 3.02 olduğu göz önüne alındığında, hazırlık seviyelerinin yükseldiği gözlemlendi.

Bölgelere göre hazırlık oranları ise Afrika’da 3.31, Karayipler’de 3.27, Avrupa’da 3.16, Kuzey Amerika’da 3.11, Asya Pasifik’te 3.03, Latin Amerika’daysa 2.91 olarak kayıtlara geçti. Sektörler bazında bakıldığındaysa, reasürans 3.20, hayat dışı 3.16, hayat ise 3.05 puan ortalaması elde etti.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLK KEZ LİSTEDE

Aşağıda, küresel sigorta pazarını en çok endişelendiren ilk 21 risk yer alıyor. Her riskin yanında da, bundan önce yapılan son çalışmada riskin kaçıncı sırada olduğu görülebiliyor. Buna göre, 2017’deki çalışmayla kıyaslandığında ilk üç riskin aynı kaldığı, sadece sıralamalarının değiştiği gözlemleniyor. İklim değişikliği ve kredi risklerinin de ilk kez listede yer bulması dikkat çekiyor.

1. Teknoloji (3) ▲
2. Siber risk (2)
3. Değişim yönetimi (1) ▼
4. Regülasyon (6)▲
5. Yatırım performansı (5)
6. İklim değişikliği (-)
7. Rekabet (8) ▲
8. Yetenek (9) ▼
9. Makroekonomi (7) ▼
10. Faiz oranları (4) ▼
11. Politik risk (11) ▲
12. Maliyet düşürme (13) ▲
13. İtibar (17) ▲
14. Garantili ürünler (10) ▼
15. İş uygulamaları (12) ▼
16. Yönetim kalitesi (14) ▼
17. Kredi riski (-)
18. Sosyal değişim (16) ▼
19. Kurumsal yönetim (19)
20. Sermayeye erişim (20)
21. Brexit (22) ▲

GENELDE AZALSA DA, HAYAT TARAFINDA EKONOMİK ENDİŞELER SÜRÜYOR

1. Teknoloji
2. Yatırım performansı
3. Regülasyon
4. Siber risk
5. Değişim yönetimi
6. Faiz oranları
7. Makroekonomi
8. Rekabet
9. Yetenek
10. İş uygulamaları

Teknoloji riskinin birinci sırada olmasının dışında, hayat branşı özelinde yatırım performansı ve faiz oranlarına dair endişeler önemli bir yer tuttu. Bu iki risk, hayat branşının listesinde yedinci sırada yer bulan makroekonomi ile de doğrudan ilintiliydi: Anket katılımcıları, küresel ekonominin gidişatını biraz çalkantılı bulduklarını ifade etti.

HAYAT DIŞINDA YENİ REKABET ALANLARI VE YENİ DAĞITIM KANALLARI KORKUTUYOR

1. Teknoloji
2. Siber risk
3. İklim değişikliği
4. Değişim yönetimi
5. Regülasyon
6. Rekabet
7. Yetenek
8. Yatırım performansı
9. Maliyet düşürme
10. Politik risk

Hayat dışı genelinde de endişeler teknolojik gelişmeler, özellikle de ortaya çıkan yeni rekabet alanları ve yeni dağıtım kanalları etrafında şekillendi. Siber suçlar hem sektörün güvenliğine yönelik bir tehdit hem de önemli bir underwriting riski olarak tanımlandı. Makroekonomik riskler ise hayat dışı özelindeki ilk 10 risk arasında yer bulamadı.

EKONOMİK ENDİŞELER AZALDI

Aşağıdaki tabloda, son araştırmada katılımcıların temel risk gruplarına dair endişeleri veriliyor. 1 ile 5 puan arasında skorlanan endişe seviyesi, 1’den 5’e çıktıkça artıyor. Bu risk grupları bazında bakıldığında, ekonomik ortamın yarattığı endişenin 2017 yılında yapılan araştırma sonuçlarına kıyasla kayda değer bir oranda azalması dikkat çekiyor. 2015 ile 2017 yılları arasında 0.17 puan artan operasyonel risklerin, bu senenin sonuçlarında da artmaya devam ettiği görülüyor. Kamusal ortama dair endişelerin bir önceki ankete göre hafifçe arttığı, yönetimsel endişelerinse az da olsa azaldığı gözlemleniyor.

  2019 2017 +/-

Operasyonel riskler: 3.46 3.39 +0.08
Ekonomik ortam: 3.30 3.57 -0.27
Yönetim: 3.12 3.18 -0.06
Kamusal orate: 3.20 3.14 +0.06

BÖLGELERE GÖRE RİSKLER

Avrupa bölgesinden gelen cevaplarda siber suçların yarattığı tehdit ve bilgi teknolojilerinin modernizasyonu, en büyük endişeyi oluşturdu. Bir önceki araştırmada Avrupa’da ilk sırada olan faiz oranları riski, bu araştırmada altıncı sıraya geriledi. Asya Pasifik itibara dair endişelerin yüksekliğiyle diğer bölgelerden ayrıldı. En az ekonomik endişe bu bölgede kaydedildi. Kuzey Amerika’daysa teknoloji bağlantılı risklerin yanı sıra, sektörün yetenekli çalışanları cezbedemeyeceğine dair endişeler yükselişteydi. Latin Amerika’ya bakıldığındaysa, maliyet düşürmenin önemli bir öncelik olduğu bu bölgede değişime nasıl ayak uydurulacağı büyük bir endişe kaynağı olarak öne çıktı.

YATIRIM PERFORMANSI RİSKİ 2009’DAN BU YANA İLK 5’TE

2007 yılından bu yana yapılan Banana Skins araştırmasında, ilk 10’daki risklerin sürekli değiştiği görülüyor. Bu yılın sonuçları da dikkate alındığında, endişelerin odağının teknoloji bağlantılı risklere kayması dikkat çekiyor. İlk 10 içinde her zaman sabit olan risklerin başında ise regülasyon geliyor. Yıllardır listede yerini koruyan bir diğer risk ise yatırım performansı olarak göze çarpıyor. 2009 yılında listeye birinci sıradan giren yatırım performansı, o zamandan beri sürekli ilk 5 içinde yer alıyor.

Güneş Sigorta Genel Müdürü Atilla Benli: Ülkemizde iklim değişikliği bağlantılı sigortalı hasar %30 oranında arttı

“İklim değişikliği sigorta sektörünü ilgilendiren en önemli konulardan biri. Türkiye’de son üç yılda iklim değişikliğine bağlı doğal afetlerin neden olduğu sigortalı hasarlardaki artış %30’u geçmiş durumda. İlerleyen dönemlerde iklim değişikliğine bağlı oluşan hasarlar için ödenen miktarın daha da artacağı öngörülüyor.”

Güneş Sigorta Genel Müdürü Atilla Benli, dünya ve Avrupa geneline bakıldığında en büyük risklerin iklim değişikliği ve siber suçlar olduğunu ifade etti. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) Küresel İklim Durumu raporuna göre 2018 yılında; dünyada iklim olayları ve aşırı ısınmaya bağlı doğal afetlerden 62 milyon, sellerden ise 35 milyon insanın etkilendiğini aktaran Benli, siber suçlar hakkında ise şu bilgileri verdi: “2019 yılı Global Küresel Riskler raporuna göre; tüm dünyada siber saldırılara maruz kalan kişi sayısı 594 milyon. Saldırıların %8.6’sı gerçek kişilere, %91.4’ü ise kurumlara düzenleniyor. Siber suçların global ekonomiye yıllık maliyeti 445 milyar dolar civarında. Türkiye; ABD, Çin, Almanya, İngiltere, Brezilya, İspanya, İtalya ve Fransa’dan sonra en çok siber saldırıya uğrayan ülkeler arasında yer alıyor.”

‘İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SEKTÖRÜ DOĞRUDAN ETKİLİYOR’

İklim değişikliğinin hayatımızın birçok alanını etkileyen global bir sorun olarak karşımıza çıktığını dile getiren Atilla Benli, “İklim değişikliğinin sosyal açıdan etkileri olmasının yanı sıra birçok farklı sektör üzerinde de ekonomik etkileri bulunuyor. İklim değişikliğinin doğrudan etkilediği sektörlerden birisi de sigorta sektörü”dedi.

Son yıllarda küresel ısınmaya bağlı olarak şiddeti daha da artan sel, hortum, dolu, kuraklık gibi pek çok doğa olayıyla birlikte, sektörde iklim değişikliği bağlantılı riskler konusunda yapılan çalışmaların daha da hız kazandığını söyleyen Benli, sözlerine şu şekilde devam etti: “İklim değişikliğine bağlı yaşanan afetler adeta hayatımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Bu noktada iklim değişikliği nedeniyle oluşan hasarlar neticesinde, sahip olduğumuz varlıkların güvence altına alınması sigortanın önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu doğrultuda sigorta sektörü olarak, meydana gelen hasarları ödeyerek krizin daha da büyümesini engelleyebiliyoruz.”

Son yıllarda iklim değişikleri ve doğal afetlerin, sigorta sektörü profesyonellerinin ve kamu otoritesinin gündeminde daha sık yer almaya başladığına değinen Benli, “Nitekim bu konuda temmuz ayında açıklanan 11. Kalkınma Planı’nda da afet yönetimi özel bir başlık altında yer almış ve afetlere karşı toplumsal bilincin artırılması, afetlere dayanıklı ve güvenli yerleşim yerlerinin oluşturulması ve risk azaltma çalışmaları yapılarak afetlerin neden olabileceği can ve mal kaybının asgari düzeye indirilmesi temel amaçlar arasında yer almıştır. Afet yönetim ve politikaları alanında ise; doğal afet sigortasının bütün afet türlerini kapsayacak şekilde genişletilerek yaygınlaştırılacağı, zorunlu deprem sigortası beyanı ve ödemesinin etkin bir şekilde takibi sağlanacağı belirtilmiştir”diye konuştu.

‘SON 3 YILDA SİGORTA SEKTÖRÜ 7 MİLYAR LİRA AFET HASARI ÖDEDİ’

Küresel ısınma ve doğal afetlerin, sigorta sektörünü yakından ilgilendiren en önemli konulardan biri olduğuna dikkat çeken Benli, “2018 yılında dünya genelinde yaşanan 394 doğal afet nedeniyle oluşan ekonomik kayıp 252 milyar doların üzerinde. Bu oranın 90 milyar doları sigortacılar tarafından ödendi. Türkiye’de ise sadece son üç yılda iklim değişikliğine bağlı oluşan doğal afetlerin neden olduğu sigortalı hasarlardaki artış %30’u geçmiş durumda. Son üç yılda ülkemizde 600 afet meydana geldi ve bu afetlerde ise sigorta sektörü 7 milyar liraya yakın hasar ödedi. İlerleyen dönemlerde iklim değişikliğine bağlı oluşan hasarlar için ödenen miktarın daha da artacağı öngörülüyor”ifadelerini kullandı.

Bir sigortacı olarak sektör açısından önemli bulduğu diğer bir tehdit unsurunun ise siber saldırılar olduğunu belirten Atilla Benli, şunları söyledi: “Teknolojideki gelişme siber suçlarda da artışa yol açıyor. Siber saldırılar bireysel olduğu kadar kurumlar açısından da verilerin imha edilmesi, hizmetlerin durdurulması, virüs bulaşması gibi birçok konuda tehdit unsuru oluşturuyor.”

EY Türkiye Risk Danışmanlık Hizmetleri Kıdemli Müdürü Murat Yılmaz: Birleşme ve satın almalar artabilir

“Değişim sürecini doğru yöneten şirketler rakipleri karşısında avantajlı konuma geçecektir. Hatta, teknolojik gelişmelere ayak uyduramayan şirketler de ayakta kalamayacaktır. Bu doğrultuda; sigorta sektöründe birleşme ve satın almalar yakın gelecekte artacaktır.”

EY Türkiye Risk Danışmanlık Hizmetleri Kıdemli Müdürü Murat Yılmaz, anket sonuçlarına bakıldığında en önemli risklerin teknoloji ile bağlantılı olduğunu belirtti. Dünya genelinde, teknolojik gelişmelerin son yıllarda hızlı bir şekilde artmasının, şirketlerin bu değişime ayak uydurmasını zorlaştırdığına değinen Yılmaz, “Bu süreci doğru yöneten şirketlerin rakipleri karşısında avantajlı konuma geçeceğini, hatta teknolojik gelişmelere ayak uyduramayan şirketlerin de ayakta kalamayacağını öngörüyoruz. Bu doğrultuda; sigorta sektöründe birleşme ve satın almalarda yakın gelecekte artış yaşanacağını düşünüyoruz”diye konuştu.

‘İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ LİSTEDE GİDEREK YUKARI TIRMANACAK’

Son yıllarda iklim değişikliğine bağlı olarak artan doğal afet frekansının, sigorta şirketlerinin 2017 yılı içerisinde yaklaşık 140 milyar dolar tutarında, yani ortalamanın 3 katı kadar tazminat ödemesine sebep olduğuna sebep olduğunu hatırlatan Murat Yılmaz, sözlerine şu şekilde devam etti: “Aynı yıl içerisinde, Türkiye’de gerçekleşen dolu olayları nedeniyle sadece temmuz ayında sigorta şirketleri 168 milyon lira tutarında tazminat ödemesi gerçekleştirdi. Özetle, iklim değişikliği konusu hem dünya genelinde hem de ülkemizde sektörün gündemine hızlı bir giriş yaptı diyebiliriz. Bu nedenle, doğal afetler dikkat edilmesi ve somut adımlar atılması gereken en önemli konulardan bir tanesi. Kuşkusuz, önümüzdeki yıllarda iklim değişikliği en çok endişe duyulan riskler arasında daha üst sıralarda yer alacak.”

‘TÜRKİYE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN EN ÇOK ETKİLENEN ÜLKELERDEN’

Türkiye özelinde hangi risklerin öne çıktığını da sorduğumuz Yılmaz, konu hakkında şunları söyledi:“Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de sigorta sektörü açısından teknoloji ve iklim değişikliği en önemli riskler arasında diyebiliriz. Türkiye, üç tarafının denizlerle çevrili olması ve farklı bölgelerde yaşanan farklı iklimler dolayısıyla, artan iklim değişikliği riskinden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Gerek tarım gerek sağlık ve hayat gibi diğer sigorta alanlarında iklim değişikliğinin negatif etkileri söz konusu. Öte yandan son dönemlerde yaşanan politik gelişmeler nedeniyle dalgalanan döviz kurları ve artan enflasyon oranları sigorta sektörü açısından önemli bir risk olarak karşımıza çıkıyor. Kur ve enflasyon risklerinin yönetiminin doğru şekilde yapılmaması halinde sigorta şirketleri yüksek zararlarla karşı karşıya kalabilir. Son olarak, ülkemizde 2022 yılında yürürlüğe girmesi beklenen TFRS17 ile birlikte sigorta şirketleri ürün yapıları, finansal yönetim, süreç yönetimi gibi konularda önemli düzeyde bir değişime uğrayacak. Bu değişim sürecini doğru yöneten şirketlerin pazarda da üstünlük sağlayacağını öngörüyoruz.”

‘RİSKİ AZALTMAK İÇİN GENÇ YETENEKLER İSTİHDAM EDİLMELİ’

Ülkemizde en önemli riskin yetenekli insan kaynağının sektörü çekici bulmaması olduğunu aktaran Yılmaz,“Eğer genç yeteneklerin sektörde istihdamı için gerekli aksiyonlar alınmazsa, sigorta şirketlerinin bahsettiğimiz riskler karşısında savunmasız kalacağını da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu riskleri minimize etmek için yapılması gereken ilk şey, genç yeteneklerin sektöre kazandırılmasını sağlamak”dedi.

Doğa Sigorta Genel Müdürü Coşkun Gölpınar: İklim değişikliği kaynaklı  gıda ve su krizleri kapıda

“İklim değişikliği sonucunda aşırı yağmurlar, sel ve su baskını, fırtına, hortum ve dolu olaylarıyla daha sık karşılaşılıyor. Bunun sonucunda sigorta sektörü de daha fazla hasarla karşı karşıya kalıyor. Oluşan afet hasarının da ötesinde, dünyayı iklim değişikliği kaynaklı gıda ve su krizleri bekliyor.”

Doğa Sigorta Genel Müdürü Coşkun Gölpınar, Banana Skins’te dünya sonuçları ve Avrupa sonuçlarının ilk 5 riskinin benzerlik gösterdiğini belirterek, “Diğer yandan 2017 anketinde sıralamaya girmeyen iklim değişikliği, kredi gibi bazı risklerin yükselişe geçtiği görülmektedir. Türkiye açısından düşünüldüğünde ise risklerin sıralamasının dünya ve Avrupa verilerinden farklı olacağını söyleyebiliriz”dedi.

İklim değişikliği riskinin ilk 10’da yer almasının şaşırtıcı olmadığını ifade eden Gölpınar, “İklim değişikliği sonucunda doğal afetlerle karşılaşma oranımız giderek artıyor. Ülkemizde de son yıllarda özellikle ilkbahar ve yaz aylarında ciddi hasarlar yaşanıyor. İklim değişikliği sonucunda aşırı yağmurlar, sel ve su baskını, fırtına, hortum ve dolu hasarlarıyla daha sık karşılaşmaya başladık. Aşırı hava olaylarını önceden tahmin etmek çok zor olabiliyor. Bu sebeple, sigorta şirketlerinin hasardan kaçınabilmek için önlem alması zorlaşıyor”diye konuştu.

Dünyayı iklim değişikliği kaynaklı gıda ve su krizlerinin beklediğini dile getiren Gölpınar, sözlerine şöyle devam etti: “Bu durumda iklim değişikliği kaynaklı hasarlara karşı en iyi korumanın sigorta olduğu ortaya çıkıyor. Sigorta sektörü olarak hasarı ödeyerek daha büyük krizlerin ortaya çıkmasını engelliyoruz. İklim değişikliği kaynaklı hasarlar, eğer sigorta yoksa zincirleme olarak daha büyük krizler yaratabiliyor. Bunun önüne geçmenin en uygun yolu sigorta olarak gözüküyor.”

‘REGÜLASYON RİSKİ ENDİŞE VERİCİ’

“Türkiye şartlarını düşünürsek, beni en çok regülasyon riski endişelendiriyor”diyen Coşkun Gölpınar, bir sigortacı olarak kendisini endişelendiren diğer riskler hakkında şunları söyledi: “Trafik sigortası tavan fiyatı uygulaması, ‘Riskli Sigortalılar Havuzu’ve benzer nitelikte olan regülasyon değişiklikleri sigorta sektörü için uzun dönemde belirsizlik oluşturmaktadır. Sigorta şirketlerinin kendileri tarafından belirlenmeyen tarifeler sebebiyle teknik ve mali zararla karşı karşıya kalma riski doğmaktadır. Dünya genelinde yükselişe geçmiş olan iklim değişikliği riskinin Türkiye açısından da önemli bir tehdit olduğunu vurgulamak gerekir. İlave olarak makroekonomi, rekabet riski ve değişim yönetimi de ülkemiz sigortacılığı açısından ciddi risk oluşturmaktadır.”

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte siber risklerin de arttığını ifade eden Gölpınar, “Risklerin minimize edilmesi, finansal konuları ele alan iyi bir siber risk stratejisi uygulanmasıyla olacaktır. Şirket çalışanları ve yönetimi bilgi güvenliği hususunda eğitilmeli, şifrelemeye, yedeklemeye, güvenlik duvarı kullanımına yönlendirilmelidir”dedi.

PwC Türkiye Şirket Ortağı ve Sigortacılık ve Bireysel Emeklilik Sektörü Lideri Talar Gül:

Farklı bakış açıları geliştirebilenler kazanacak “Sektördeki dönüşümü sağlamak için farklı bakış açıları geliştirmek önemini koruyor. Bir yandan da, öne çıkan tüm değişim ve risklere karşılık sektörün bu riskler karşısında ne kadar hazırlıklı olduğunu görmek, sektörün bu riskleri yönetme kabiliyetine olan güveni artırıyor.”

PwC Türkiye Şirket Ortağı ve Sigortacılık ve Bireysel Emeklilik Sektörü Lideri Talar Gül, Banana Skins araştırmasının dünyadaki ve Türkiye’deki sonuçlarını değerlendirdi. Raporun, dünyanın her yerinde önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde sigorta sektörünün karşı karşıya kalması beklenen riskleri incelediğini hatırlatan Gül, “Raporun ilk olarak hazırlanmaya başlandığı 2007 yılından bu yana hem küresel ölçekte hem de ülkemizde önemli değişiklikler oldu. Bu süreçte sigorta sektörü de müşterilerin, şirket hissedarlarının ve düzenleyicilerin farklılaşan ihtiyaçları ve beklentilerini karşılayabilmek için çalışmalarını yoğun bir biçimde sürdürüyor”şeklinde konuştu.

Rapora göre, Türkiye’de sigorta sektörünün yeni iş modelleri, uyumluluk ve veri güvenliği gibi teknolojik değişimle gelen zorluklar karşısında küresel olarak öne çıkan kaygıları paylaştığını belirten Talar Gül, şunları söyledi: “Genel olarak operasyonel riskler önde gelen risk grubu olmayı sürdürüyor. Bir yandan daha ileri ve etkili teknolojiye olan ihtiyaç her geçen gün artarken, siber suç tehdidinin de giderek daha ciddi bir hal almaya başladığı görülüyor. Dijitalleşmeyle gelen tehdit ve fırsatları başarıyla yönetebilmek için ise iş gücünün niteliklerini artırmanın önemi öne çıkıyor. Türkiye’den bir katılımcı ‘sigortacılık ürünlerinin kullanım biçimini kökten değiştiren yıkıcı teknolojilere’işaret ederken, bir diğeri temel risk unsurunun teknolojik gelişmelerin hızına yetişememek olduğuna değiniyor.”

‘ORTAYA ÇIKAN YENİ MALİYETLER KAYGILANDIRIYOR’

Bu yılki raporda, küresel sonuçlara bakıldığında regülasyona bağlı risklerde de artış olduğunu dile getiren Gül, “Farklı ülkelerde yürürlüğe konan regülasyon alanlarıyla, yeni standartları belirli bir süre içerisinde uygulama yükümlülüğü tüm sigorta şirketlerinin karşılaştığı başlıca zorluklar arasında. Türkiye sonuçlarında da hem regülasyon ve uyum riskinden kaynaklanan, hem de yeni rekabet türleriyle karşı karşıya kalınmasıyla ortaya çıkan maliyetlere yönelik kaygılarda artış olduğu görülüyor. Türkiye’den katılımcılardan biri artan maliyetlerle sigortacılık şirketleri için kârlılık konusunun öne çıkmaya başladığına değiniyor”diye konuştu.

İklim değişikliğinin bu yıl hem küresel ölçekte hem de Türkiye’de çarpıcı bir biçimde öne çıktığından bahseden Talar Gül, “2017 yılındaki raporda, Türkiye sıralamasında ilk 10’da dahi yer almayan iklim değişikliğinin, bu yıl ikinci sırada yer aldığı görülüyor. Bu sonuçlar doğal felaketlerde artış olabileceğine yönelik kaygıları yansıtırken, iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınmanın sigorta sektörünü yakından ilgilendirmeyi sürdürmesini bekliyoruz. Makroekonomik görünüme yönelik endişeler ise hem Türkiye’de hem de küresel olarak öne çıkıyor”ifadelerini kullandı.

Yeni endüstri dalgasıyla beraber, sigorta sektöründeki dönüşümü sağlamak için farklı bakış açıları geliştirmenin önemini koruduğunu vurgulayan Talar Gül, “Bir yandan da, öne çıkan tüm değişim ve risklere karşılık, sektörün bu riskler karşısında ne kadar hazırlıklı olduğunu görmek, sigorta sektörünün bu riskleri yönetme kabiliyetine olan güveni artırıyor”diyerek sözlerini noktaladı.

ÜLKEMİZDE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ RİSKİ ÖN PLANDA

2019 yılında Banana Skins Araştırması’na 53 ülkenin sigorta sektörünün farklı kesimlerinden 927 kişi katılırken, Türkiye’den de 27 katılımcı yer aldı. 

Dünyanın geri kalanında olduğu gibi, Türkiye’de de teknoloji riski ilk sırada geldi. Daha önceki yıllarda ilk 10’da bile olmayan iklim değişikliği ise listeye ikinci sıradan giriş yaptı. Değişim yönetimi ve siber riskler de teknolojiyle bağlantılı riskler olarak öne çıktı. Bunun dışında, ülkemizde ekonomiyle bağlantılı riskler de listede önemli bir yer tuttu.

2019
1. Teknoloji
2. İklim değişikliği
3. Değişim yönetimi
4. Makroekonomi
5. Yatırım performansı
6. Politik etkenler
7. Mevzuat
8. Kurumsal yönetim
9. Siber riskler
10. Kredi riskleri

2017
1. Makroekonomi
2. Politik etkenler
3. Mevzuat
4. Değişim yönetimi
5. Yönetim kalitesi
6. Teknoloji
7. Risk yönetimi kalitesi
8. İş uygulamaları
9. Sermayeye erişim
10. Getiri garantili ürünler

2015
1. Doğal afetler
2. Makroekonomi
3. Risk yönetimi kalitesi
4. Yönetim kalitesi
5. Uzun süreli taahhütler/borçlar
6. Değişim yönetimi
7. Mevzuat
8. Politik etkenler
9. Siber riskler
10. Terörizm

Renk Özcan
renk@sigortacigazetesi.com.tr


31 Temmuz 2019

İlgili Haberler

Yazarlar