Fazıl Karaman

Geçici vergi

GELİR ve kurumlar vergisi mükellefleri cari yılın vergisine mahsup edilmek üzere yıl içindeki kazançları üzerinden geçici vergi ödemektedir. Gerçek usulde vergilendirilen ticari kazanç sahipleri ve serbest meslek erbabı dışındaki gelir vergisi mükellefleri geçici vergi kapsamına girmemektedir. (Yıllara sari inşaat ve onarma işleri geçici vergi dışında tutulmuştur)
Geçici vergi, içinde bulunulan yılın (hesap döneminin ) 3’er aylık dönemleri itibarıyla beyan edilmektedir. Geçici vergi dönemleri üçer aylık olmakla birlikte, beyan edilecek kazancın hesaplanmasında 3, 6, 9 ve 12 aylık mali tabloların esas alınması gerekmektedir. Geçici vergi oranı gelir vergisi mükelleflerinde % 15 iken, kurumlar vergisi mükelleflerinde geçici vergi oranı cari yılın kurumlar vergisi oranı ile aynıdır.
İlgili yıla ilişkin olarak tahakkuk ettirilerek ödenmiş olan geçici vergi yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinde hesaplanan vergiden mahsup edilmekte olup, mahsup edilemeyen fazlalık varsa diğer vergi borçlarına mahsup edilmekte kalan kısım ise mükellefin talebi üzerine mahsuben yada nakden iade edilmektedir. Tahakkuk etmiş ancak ödenmemiş geçici verginin yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup imkanı olmayıp , terkin edilmektedir. Terkin edilen geçici vergi tutarına, vade tarihinden terkin edilmesi gereken tarihe kadar gecikme zammı uygulanmaktadır. Geçici verginin gerek mahsuben gerekse nakden iadesinde herhangi bir tutar sınırlaması olmayıp, geçici verginin ödenmiş olması yeterlidir. Geçici vergiye ilişkin iade taleplerinde teminat veya inceleme raporu aranmamaktadır.
217 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde geçici vergi düzenlemesine yönelik açıklamalar yer almaktadır.
Geçici vergi matrahının tespitinde ; ticari kazancın veya mesleki kazancın tespiti ile ilgili olarak Gelir Vergisi Kanunu ve (kurumlar için ayrıca) Kurumlar Vergisi Kanunundaki hükümlere uyulacak, Vergi Usul Kanununun değerleme hükümleri dikkate alınacaktır. Değerleme işlemleri ile ilgili olarak tebliğde yapılan açıklamalara göre;
Mükellefler amortisman uygulamasında azalan bakiyeler ya da normal usulde amortisman ayrılabilmektedir. Ancak, yıllık olarak seçilen usulün geçici vergi döneminde değiştirilmesi mümkün olmadığı gibi, ilk defa alınan kıymetler için geçici vergi açısından seçilen usul yıllık olarak da uygulanmak durumundadır.
Şüpheli hale gelen alacaklar için içinde bulunulan hesap dönemini (yıl) aşmamak üzere geçici vergi dönemlerinden herhangi birinde karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır.
Değerleme işleminde mükellefe seçimlik hak tanındığı durumlarda, yıllık olarak yapılacak tercih geçici vergi uygulamasında da dikkate alınacaktır. Şöyle bir örnek verebiliriz; bir sabit kıymetin iktisabında kullanılan krediyle ilgili finansman giderlerinin sabit kıymetin aktifleştirildiği yılın sonuna kadar ilgili kıymetin maliyetine dahil edilmesi zorunlu iken, takip eden yıllarda maliyete dahil edilmesi veya doğrudan gider yazılması mükellefin tercihine bağlıdır. Mükellef, bu tercihini ilk geçici vergi döneminde sabit kıymetin maliyetine ilave edilmesi yönünde kullanmışsa, diğer geçici vergi dönemlerinde ve dolayısıyla yıllık olarak da aynı yönde işlem yapmak durumunda olacaktır.
217 No’lu Tebliğe göre; yıllık kazancın tespitinde yararlanabilecek tüm indirim ve istisnalar geçici vergiye tabi kazancın tespitinde de dikkate alınabilecektir.
Geçici verginin %10’u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespit edilmesi halinde, %10’u aşan kısım için cezalı vergi tarh edilmekte ve gecikme faizi uygulanmaktadır. Geçici verginin mahsup süresi geçmişse vergi aslı aranmamaktadır.

1 Ekim 2019

İlgili Haberler

Yazarlar