Samim Ünan

Hizmet paketi uygulamasında dönüm noktası

Satış sırasında garantinin ötesinde bir koruma için ihtiyari olarak sunulan hizmet paketlerinde görülen bazı olumsuzluklar kamunun konuya eğilmesine neden oldu. Sigorta niteliği de taşıyan bu paketlerin sigortacı olmayanlar tarafından satışının devamı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 57’nci maddesine göre şekillenecek.

Son yıllarda elektronik cihaz ve otomobil gibi taşınır mallarla birlikte tüketicilere satılan ve esas olarak satıcının yasal garanti yükümlülüğünün genişletilmesine karşı koruma sağlayan ve hasarlı cihazın sahibinden alınıp onarılması ve onarım bitince ona geri götürülmesi gibi bazı hizmetleri de içeren “hizmet paketleri” önemli sayılara ulaşmıştır. Bu hizmet paketlerini pazarlayan ticaret firmaları bunları satın alan müşterilere karşı üstlendikleri yükümlülükleri çoğu halde yaptıkları sigorta sözleşmeleri aracılığıyla sigortacılara aktarma yoluna gitmektedirler. 

Hizmet paketini satan ticari firmanın, paketin ilişkin bulunduğu eşya üzerinde sigortalanabilir çıkarı mevcuttur. Çünkü bu cihaz veya eşya hasarlandığı veya zayi olduğu vakit satıcı firma edim yükümlüsü haline gelmekte ve masraf/ödeme yapması gerekmektedir. Bu çıkarını kendi adına yaptıracağı bir eşya sigortası ile teminat altına aldırması mümkündür. Sigorta korumasını mutlaka bir sorumluluk sigortası aracılığıyla elde etmesi kanımızca zorunlu değildir. Bu sebeple mesela bir elektronik cihaz için hizmet paketi satmış olan ticari kuruluş, satıp teslim ettiği elektronik cihaz üzerinde artık mülkiyet hakkı veya rehin gibi bir aynî hakkı bulunmamasına rağmen, kendi ad ve hesabına sigorta sözleşmesi kurabilir ve bu cihaz hasarlandığı veya zayi olduğunda, bu yüzden malvarlığı kötüleşmiş ölçüde o sigortadan yararlanabilir. Diğer taraftan, hizmet paketini satın almış olan müşteri de o paketin ilişkin bulunduğu cihaz veya eşya üzerinde çıkar sahibidir. 

HEDİYE SİGORTA

Şu halde, hizmet paketinin konusunu oluşturan cihaz veya eşyaya ilişkin mal sigortası, hizmet paketini satan ticari firma tarafından “kendi hesabına sigorta” olarak yaptırılabileceği gibi, müşteriler lehine de yaptırılabilmektedir.

Müşteriler lehine sigorta yaptırılması olasılığında, hizmet paketini satan ticaret firması tarafından müşteriye bu sigortanın “ona hediye edilmiş olduğu” bilgisi verilmektedir. Bu “hediye” sigortanın sigorta ettireni hizmet paketinin satıcısı ticari firma, sigortalısı ise hizmet paketini satın alan müşteriler olarak belirlenmektedir. Müşteri, kendi lehine yapılmış bu sigortaya dayanarak doğrudan sigortacıya karşı sigorta edimi alacaklısı sıfatıyla talepte bulunabilmektedir.  

Hizmet paketinin ilişkin bulunduğu elektronik cihaz için, bu cihazı ve buna ilişkin hizmet paketini satan firma tarafından, cihazı ve hizmet paketini satın alan müşteri lehine elektronik cihaz sigortası yaptırılması durumunda, müşteri gerek yasal veya ihtiyari garanti kapsamında olan bozulma rizikosu için, gerek yasal veya uzatılmış garanti dışındaki rizikolar için bu sigortadan yararlanabilecektir. Hizmet paketleri “sigorta destekli” olarak satıldığı ve bu paket kapsamında üstlenilen edimlerin yerine getirilmesi rizikosu büyük oranda sigortacıya aktarıldığı için, paketin fiyatını belirleyen faktörlerin başında sigorta gelmektedir. Şu halde tüketici her halde sigortanın karşılığını “hizmet paketi ücretine dahil olarak” satıcıya ödemektedir. 

GARANTİ Mİ SİGORTA MI?

Yasa gereği zorunlu olarak verilen ve karşılığında ücret alınamayan “yasal garantiler “ve verilmesi isteğe bağlı olan “ticari garantiler” ayrımı Avrupa Birliği hukukunda da mevcuttur. AB hukukunda hakim olan anlayışa göre ihtiyari garanti, üretici veya satıcının hukuken vermeye zorunlu olmadığı hizmetleri kapsar. Ticari garanti, ilişkin bulunduğu ürünün satış fiyatına dahil edilebileceği gibi, ek bir ücrete de tabi kılınmış olabilmektedir. AB üyesi birçok ülkede ticari garantiler, önerilen ek hizmetin kapsam ve süresiyle orantılı şekilde “ücret karşılığı” sağlanmaktadır. Bu ek hizmet de çoğu durumda “uzatılmış veya genişletilmiş garanti” olarak adlandırılmaktadır. Ticari garanti, tüketicinin yasa gereği yararlandığı garantiyi ortadan kaldırmamakta, onun yerine geçmemekte, fakat tüketicinin haklarını genişletmektedir Ücrete tabi ticari garantiler çoğu halde tüketiciler tarafından bir tür “sigorta” olarak algılanmaktadır. Gerçekten de ücret karşılığı pazarlanan hizmet paketleri ile sigorta arasında benzerlik olduğu açıktır. Tüketiciden, bir rizikoya maruz kalması olasılığı için büyük sayılar yasasına göre hesaplanan bir karşılık alınmakta, böylece bu rizikoların ortaya çıkaracağı parasal yük, benzer durumda olan kişiler topluluğuna dağıtılmaktadır.   

Ancak belirtmek gerekir ki, riziko niteliğini taşıyan olaydan kaynaklanacak zararın ödenmesi yalnızca sigorta sözleşmesinin konusu değildir. Garanti sözleşmesi de aynı amaca yönelik olabilir. Sorun, yapılan sözleşmenin sigorta sözleşmesi olup olmadığının nasıl belirleneceğidir. İşte tam bu noktada şu soru gündeme gelmektedir: Acaba satıcının veya üreticinin müşterilerine sattığı hizmet paketleri, gerçekte bir çeşit “sigorta ürünü” satışı mıdır? Eğer böyle nitelenmesi lazımsa, bu satışın yalnızca sigortacılık faaliyetinde bulunmak üzere ruhsat almış sigortacılar tarafından mı gerçekleştirilmesi gerekmektedir? 

‘BEDEL TALEP EDİLEMEZ’

Türkiye’deki hukuksal durum hakkında şu gözlemleri yapabiliriz:    

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) m.57(1) “ihtiyari (isteğe bağlı) garanti” başlığı altında satıcı, sağlayıcı, üretici veya ithalatçıların “mal veya hizmetle ilgili değişim, onarım, bakım, bedel iadesi ve benzeri hususlarda ilave taahhütlerde bulunabileceklerini” hükme bağlamaktadır. Ancak TKHK m.57(2) “İhtiyari garanti taahhüdü süresince, taahhüt edilen hakların kullanılması nedeniyle tüketiciden masraf talep edilemeyeceğini” öngörmüştür.  TKHK m.57(2)’ye ilişkin gerekçe şu şekildedir: 

“İkinci fıkra gereği satıcı ve sağlayıcılar taahhüt ettikleri hakları kullandırırken herhangi bir ücret alamayacaklardır. Örneğin beş yıl ücretsiz onarım hakkı vermiş olan bir satıcı bu beş yıllık garanti taahhüdü için malı onarırken tüketiciden tamir, işçilik, parça ve benzeri ücret adı altında bir bedel talep etmeyecektir.”

TKHK m.57(2)’nin amacının “ihtiyari (ticari) garanti” karşılığında tüketiciden hiçbir para alınmamasını sağlamak olduğu kabul edilirse ülkemizde tüketiciye “hizmet paketi” adı altında “ihtiyari garanti” satılmasının hukuka uygun olmayacağı sonucuna varmak gerekecektir. Fakat eğer söz konusu hükmün “yalnızca kendisine en başta garanti taahhüdünde bulunulan tüketiciden daha sonra garanti ediminin fiilen ifa edilmesi gereken anda garantinin fiili maliyetinin istenmesini yasakladığı; buna mukabil küçük bir ücret karşılığında tüketiciye ticari garanti şemsiyesi altına girme hakkının satılmasına engel olmadığı” fikri benimsenirse, durum değişecektir. Öğretide İnceoğlu’nun TKHK m.57(2) hakkında “İhtiyari garanti için en baştan ek bir ücret istenmesine engel olmadığı; TKHK m.57(2)’nin satıcı veya üreticinin taahhüt ettiği onarım veya bakım gibi hizmetler için sonradan masraf talep edilmesini yasakladığı; hükmün amacının tüketicilerin ek bir taahhütte bulunuluyor gibi kandırılıp sonradan bunun masraflarının kendilerinden alınmasının, böylece tüketicinin onarımı dilediği kişiye yaptırmak konusundaki özgürlüğünün sınırlanmasının önüne geçmek olduğu; bedel talep etme yasağının taahhüt edilen edimin yerine getirilmesine ilişkin bulunduğu, buna karşılık üretici veya satıcının taahhüt etmek zorunda olmadıkları bir yükümlülüğün karşılığında baştan ek ücret istemelerinin sözleşme serbestliği içinde değerlendirilmesi gerektiği” yorumu benimsenmektedir (bkz. Doç.Dr. Murat İnceoğlu, Ayıba Karşı Tekeffül ve Garanti Sorumluluğu’ Yeni Tüketici Hukuku Konferansı (Makaleler- Tartışmalar), İstanbul 2015, s. 237-238).   

GENİŞLETİLMİŞ HİZMET SİGORTA SAYILAMAZ

Türkiye’deki uygulama da bu yoruma paralel bir şekilde ortaya çıkmış ve sürdürülmüştür. Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü, yaptığı düzenlemede hizmet paketi satışlarının geçerli olduğunu varsaymıştır. 25.04.2014 günlü Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri İle Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin Yönetmeliğin (kısaca SKDFTLYSSMASSİY) “sigortacılık kapsamında değerlendirilemeyecek sözleşme ve faaliyetler” başlıklı 6’ncı maddesinin 2’nci fıkrası şöyledir: 

“……..Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna dayanılarak çıkarılan ………..Garanti Belgesi Yönetmeliği kapsamında verilen bakım, onarım ve kullanıma ilişkin garanti ile bu garantinin kapsamını genişleten veya süresini uzatan sözleşmeler ya da garanti belgesi muafiyetine girmekle birlikte üretici veya ithalatçı tarafından verilen söz konusu hizmetler bir bedel karşılığında yapılıyor olsa bile sigorta sözleşmesi olarak kabul edilmez.”

Bu hüküm, yasal garantinin kapsamını genişleten hizmet taahhütlerinin “ücrete tabi tutulmuş olsalar dahi” sigorta sayılmayacağını belirtmektedir. 

Öte yandan, SKDFTLYSSMASSİY, gerek müşteri memnunluğunu ve bağlılığını sağlamak amacıyla müşterilere armağan edilen gerek  hizmet paketleri dahilinde yer alan “hediye” sigortaları da geçerli saymış ve bunlara ilişkin bazı özel kuralları belirlemiştir. “Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri” başlıklı SKDFTLYSSMASSİY m.8 uyarınca bir sözleşme ilişkisine bağlı olarak tüketici lehine yapılan sigorta sözleşmelerinde 

– Sigorta ettiren, kendisinin teminat verdiği (sigortacı olduğu) izlenimini yaratmamalıdır (fk.1)

– Sigorta sözleşmesinin yapılmasına esas teşkil eden sözleşmede sigortacının kim olduğu ve sigorta tazminatının sigortaya ilişkin düzenleme çerçevesinde ödeneceği belirtilmeli, sigortacı ile yapılan sigorta sözleşmesinin bir örneği tüketiciye verilmeli ve tüketici ilave bilgilere nereden ulaşabileceği konusunda bilgilendirilmelidir (fk.2). 

– Sigorta ettiren, sigorta şirketinden ücret ya da komisyon veya benzeri menfaat elde edemez, sigorta şirketine prim geliri sağlamak amacıyla tüketici lehine sigorta sözleşmesi akdedemez (fk.3).

HİZMET PAKETİ SATANLAR ARACI DEĞİL

Hediye sigortalarla ilgili olarak son zamanlarda bazı olumsuzlukların saptandığı anlaşılmaktadır. Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye Sigorta Birliği’ne gönderilen 02.08.2019 günlü yazıda (özetle),

– Prim belirleme, hasar sürecinin takibi gibi bazı işlemlerin sigortacı olmayan kişilere devredildiği, ancak destek hizmetlerine ilişkin kurallara uyulmadığı

– Hediye sigorta ürünlerine ilişkin yanlış ve yanıltıcı bilgilendirme yapıldığı

– Sigortanın aslında hizmet paketinin ana unsuru olduğu ve bunun hizmet paketinin fiyatına dahil edilerek müşterilere yansıtıldığı ve paketleri satan kişilerin bundan kazanç elde ettikleri

– Hizmet paketini satanların aslında sigorta ürünü için sigorta aracılığı yaptıkları belirtilmiştir.

Bu sebeplerle, hizmet paketi içinde sigorta ürünü hediye edilmesi uygulamasının yerinde görülmemesi gerektiği vurgulanmıştır. Ancak Sigortacılık Genel Müdürlüğünün daha sonra 09.08.2019 tarihli yazı ile konu hakkında yeni bir değerlendirme yapılmasına karar verildiği açıklanmıştır. 

Kanımızca, hediye sigorta içeren hizmet paketleri sorununa aşağıdaki hususlar dikkate alınarak çözüm getirilmelidir: 

– “Ticari garanti” satışı dünyada yaygınlaşmış ve genellikle kabul gören bir uygulamadır. 

– Ticari garantinin sigorta ile büyük benzerlik gösterdiği doğrudur ve sigorta faaliyeti olarak değerlendirilmesi de kanımızca yanlış değildir. 

– Bu faaliyetin münhasıran sigortacılar tarafından yürütülmesinin zorunlu olup olmadığı ise apayrı bir husustur. Ticari garantilerin “satıcılar” ve “üreticiler” tarafından ücret karşılığı müşterilere satılmasına imkan sağlayan bir düzenleme hukuken mümkündür.

– TKHK m.57 hükmünün ihtiyari garantilerin satışına yeşil ışık yakmış olduğunun kabul edilmesi, bir yandan tüketiciye, cüz’i ücretle hizmet paketi satın alarak, onarım veya ikame maliyetinden kurtulma; diğer yandan da satıcı/üreticiye paket satışından kâr edebilme gibi dengeli bir çözümün hayata geçirilmesine olanak sağlar. 

– Hizmet paketi satışının yasaklandığının kabulü olasılığında ise, satıcı veya üretici ihtiyari garanti vermediği takdirde, zarar rizikosu bütünüyle tüketici üzerinde kalmış olacaktır. Ancak zarardan korunmak için tüketicinin kendisinin gidip sigorta yaptırması mümkündür. Şu husus açık değildir: Satıcı, bir mal için ticari garanti vermeyi, o mala ilişkin satış fiyatını yükselterek önerirse ne olacaktır?   

– TKHK m.57(2)’deki “masraf” sözcüğü karışıklık yaratmaktadır. Tüketiciye ticari garanti satıldıktan sonra bir de kendisinden masraf alınması zaten pek düşünülebilecek bir husus değildir. Satıcı/üretici en başta aldığı karşılığa ek olarak ayrıca bir de “masraf” isteyecekse o garantiyi neden satmış olacaktır? Garanti satışı, masraf yapma gereğinden kurtarmaya yöneliktir. 

– Sigortacılık Genel Müdürlüğü tarafından 02.08.2019 tarihli yazıda altı çizilmiş olan aksaklıklara gelince: 

* Bazı kuruluşlardan destek alınırken, destek hizmetlerine ilişkin düzenlemeye uygun davranılmaması, hediye sigorta satışının yasaklanmasına yol açmamalıdır. Kural ihlali yapan sigortacılar varsa, bunlar hakkında yasal yaptırımların uygulanması yeterli olmalıdır. 

* Bilgilendirmede eksiklik varsa, bu halde de çözüm yukarıdaki gibidir. Bu yükümlülüğünün ihlal eden sigortacı ve acente, gerek yönetsel gerek hukuksal yaptırımlarla karşılaşacaktır. Ancak “hediye sigorta”, tüketici lehine yapılan bir sözleşme olduğu için TTK ve Bilgilendirme Yönetmeliği uyarınca sözleşme öncesinde sigortacı tarafından yapılması gereken bilgilendirme sigortalıya değil sigorta ettirene diğer bir anlatışla hizmet paketini satan kuruluşa yapılacaktır. Sigortacı tarafından TTK 1423(1) uyarınca hizmet paketi satın almış olan müşterilere hediye sigorta hakkında yapılması gereken bilgilendirme ise sözleşme yapıldıktan sonraki safhada, sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olay ve gelişmelerle sınırlıdır. Öte yandan, SKDFTLYSSMASSİY m.8(2) uyarınca sigortacının kim olduğu, sigorta tazminatının sigortaya ilişkin düzenleme çerçevesinde ödeneceği ve tüketicinin ilave bilgilere nereden ulaşabileceği konularında bilgi aktarılması sigortacının değil, hizmet paketini satan kişiye ait bir yükümlülüktür.

* Sigortanın aslında hizmet paketinin ana unsuru olduğu ve sigortayı bu paketin fiyatına dahil ederek müşterilere hediye eden kişilerin bu işlemden kazanç sağladıkları düşüncesi yerinde olabilir. Hizmet paketinin “tacir” sıfatına sahip kuruluşlarca kazanç elde etmek amacıyla satılması doğaldır. Sigortanın bu hizmet paketinin ana unsuru olmasında da yadırganacak bir nokta yoktur. Hizmet paketi “riziko” tanımına uygun olguların meydana gelmesi olasılığına karşı koruma sağlamaktadır.  Bu rizikoların gerçekleşmesi sebebiyle ortaya çıkan mali yükün sigorta desteği sayesinde karşılanması makul ve geçerli bir çözümdür. Önemli olan bu durumun hukuka aykırı olup olmadığıdır. Eğer ticari garantinin, sigorta faaliyeti sayılabilecek bir yapıda tasarlanmış olsa dahi, satıcı ve üreticiler tarafından ücret karşılığında satılmasına TKHK hükümlerinin izin verdiği düşüncesi benimsenirse, sigorta desteği içeren veya içermeyen hizmet paketlerinin bunları satanlara kazanç sağlayacak şekilde pazarlanmasının hukuka aykırı görülmemesi lazım gelecektir. Kanımızca asıl sorun, bu paketlerin -sigorta faaliyeti olma özelliğini taşısalar dahi- sigortacı olmayan satıcı veya üreticiler tarafından pazarlanması ve dağıtılmasına izin verilmiş olup olmadığıdır. Bu sorunun yanıtı da TKHK m.57(2) hakkındaki yoruma bağlıdır. 

* Hizmet paketini satanların aslında sigorta ürünü için sigorta aracılığı yaptıkları yolundaki saptama bize doğru görünmemektedir. Hizmet paketini satanlar, paket müşterileri lehine koruma sağlayan sigorta ürününü sigortacıdan sigorta ettiren sıfatıyla prim ödeyerek satın almaktadırlar. 

29 Ağustos 2019

İlgili Haberler

Yazarlar