Ali Erül

“Kariyer Günleri”

SENE 1985. Üniversite 3. sınıfa başlamak üzereyim. O zamanki Halk Sigorta ile Genel Sigorta’nın ortaklaşa kurdukları IT şirketinde yarı zamanlı olarak çalışma hayatına atıldım. Mezuniyet sonrası 1 yıl bankacılık ve sonrasında halen devam eden sigortacılık serüveni…

Gelecek sene çalışma yaşamımın 35. yılını bitiriyor olacağım ama onca deneyim ve yaşanmışlığa rağmen hem kendim, hem de sektör için hala yapılacak çok şey olduğunu düşünüyorum.

Şu ara merkezi sınavlar, kariyer seçimleri, iş olanakları, genel ortamın gerçekleri çokça gündemde olduğu için beni de düşünceler aldı.

Çok şey değişti bu 34 yılda. Anlayış değişti, sistemler gelişti, aktörler farklılaştı, kanallar çeşitlendi, müşteriler bilinçlendi. Ama sonuçta her şey yine insan. O kariyerini seçme noktasındaki gencin isteği, kararlılığı, vizyonu ve iradesi.

Geçen her 5-10 yılda sektörün insan kaynağı dokusu farklılaştı ama iyileşti mi emin değilim. Ellerindeki diplomalar daha gösterişli olsa da, teknolojiye hakimiyetleri artmış olsa da, yabancı dil, donanım & yazılım becerileri gelişmiş olsa da anlayış, adanmışlık, sahiplenme ve duyarlılık konularında bundan yıllar öncesinin kısıtlı beceri ve olanakları ile çalışan meslektaşlarının bariz önünde değil sanki yeni kuşaklar.

Bunun tek sorumlusu tabii ki bu kuşakların kendileri değil. Onları işe alan, eğiten (ya da hatta eğitmeyen), rehberlik anlamında yapılması gerekenleri yeterince yapamayan üstlerindekiler en baştaki sorumlular. Onlar kadar sektör şirketlerinin sahipleri, yatırımcıları, yönetim kurulları.

Her şirket sonsuza kadar var olmak, bunu yaparken de katma değer üretmek için kurulur. Ama katma değer salt para kazanma, pazar payı, birleşme & satın alma veya satma hedefleri alanlarında kaldığı zaman sektörün sağlığı bozulur, çalışanın etkisi ve katkısı azalır, sigortacılığın en önemli etki alanlarından biri olan toplumsal denge ve ekonomik devamlılık boyutları etkilenir.

Son birkaç yıldır görüştüğüm bazı sektör temsilcileri ile paylaştığım bir gözlemim var. Belli bir kademenin altındaki sektör çalışanlarında “Bu işi neden yapıyorum?”, “Kimin için yapıyorum?”, “Yaptığım iş neleri ve kimleri etkiliyor?”sorularının yanıtları ya yok, ya da renk gri. Getirilen yeni sistemler, şirketlere özel iş süreçleri, karar verme mekanizmaları vs. hem çalışanların sıkça başvurduğu bahaneler, hem de aynı zamanda çok güvenli korunaklar. 

Bu işe başladığım zaman en büyük şansım değerli birkaç yönetici ile çalışmam olmuştu. O yöneticiler sayesinde sigortacılıkta her şeyin sigortalanmasının mümkün olduğunu, şartları kabul eden ve ilgili primi ödeyen bir müşteri olduğu sürece her riskin plase edilebildiğini, doğru poliçeler yapıldığı zaman hiçbir sigorta mağduriyeti yaşanmayacağını ve bu sayede de sektörün en doğru tanıtımının yapılabileceğini öğrendim.

Yine o dönemde bu işin görünürde yerel ama arkasında evrensel bir ilişkiler ve etkileşim ağı olduğunu, 7/24 yaşayan bir uğraş olduğunu, en ilgisiz gözüken gelişme ya da verinin bile bir anda yaptığım işin bir parçası olabileceğini anladım. 

Bunun bir sonucu olarak da müşteri ya da proje bazlı dokunduğum her farklı sektörü öğrenmeye çalıştım, hiçbirinde uzman olamasam da her birinin kendi dinamik ve gerçeklerini özümseyecek kadar geliştirdim kendimi.

Gerek sigortacılık, gerekse de herhangi bir sektörde işe yeni başlayan her gence bu vizyonun verilmesi lazım öncelikle. Hele bu çağda artık kimsenin yaptığı iş tanımlanabilecek çizgilerle sınırlı değil. Ne kariyer planları, ne gelişim alanları uzun yıllar için öngörülüp isabet sağlanacak konular değil. 

Yaptığın işi anla, benimse, sev; sağladığın katkıyı gör ve daha neler katabileceğini düşün; bunları yaparken de kendimi daha nasıl geliştiririm diye düşün…O şirket olmazsa diğeri, bu sektör olmazsa bir başkasında hak ettiğine ulaşırsın sonunda.İyi bayramlar ve görüşmek üzere.

29 Temmuz 2019

İlgili Haberler

Yazarlar