Mehmet Muratoğlu

Kişisel gelişim eğitimi – öznellikten uzak, bilime dayalı…

SOSYAL medya üzerinden kişisel gelişim eğitimi amacıyla yapılan yazılı ve görsel araçlara dayalı bilgilendirme kirliliği, iş yaşamında hedeflediği idealleri gerçekleştirme uğraşı içindeki çoğu birey için artık sorgulanır bir hal almaktadır. Hatta bu durum, bazı tavsiye ediciler tarafından akademik çalışmaların, bilimsel yaklaşımın yok sayıldığı, kendilerinin konu üzerindeki kişisel görüşlerinin üzerinde başka görüşlerin olamayacağı gibi bir pazarlama anlayışı şekline getirilmiş bulunmaktadır. Her bir konu başlığının insan gelişimi için önemli ve detaylı araştırmalar gerektiren çalışmalar olması gerekirken, hap şeklinde verilerek geçiştirilmeye çalışılan ezbere dayalı bir öğretme yöntemine indirgenmektedir. Reçete şeklinde verilen, maddeler halinde kişilerde farklılık yaratmayı amaçlayan bu yöntemler, konunun temelini sorgulamadan, kısa vadede başarının anahtarı gibi kolaycılığa yönlendiren, eğitimcilerin veya yazarların öznel değerlerine dayalı etkileşim yöntemleri haline gelmektedir.
İnsan sermayesinin önemini kavrayan bireylerin kendini geliştirme hedefleri; sosyal ve dolayısıyla davranışsal gelişimin yanı sıra, zihinsel ve duygusal tutumlarını da kapsayan ve bireyde var olan ancak bazı kısıtlarla potansiyelini en üst düzeye çıkarabilmesi sürecini kapsamaktadır (Robitschek, 1998). Kişi bu süreçte, yaşamını olumlu yönde etkileme ve kolaylaştırma amacıyla, iş veya sosyal yaşamında hedeflediği başarıya ulaşmak için farklı yöntemle öğrenim arayışına girmektedir. Bu aşamada, onlara kılavuzluk yapmayı amaç edinen, değişik yollar göstermeyi hedefleyen kişisel gelişim kitaplarının temel odak noktası, çalışma hayatımızda veya özel yaşamımızda kurmuş olduğumuz ilişkiler olmuştur. Bu bağlamda, nihai hedefin başarma üzerine kurgulandığı bir sistem içerisinde, inancı ve umudu pekiştirmek amacıyla her türlü bilgiye ulaşmanın, kişinin gelişimi için gerek şart olduğu kabullenilir. Ancak, sorun veya asıl büyük tatminsizlik burada başlamaktadır. Bilimsel değerlerden uzak, paradigmaya dayalı olmayan, tamamıyla kendi görüşlerine, varsayımlarına ve tavsiyelerine dayalı kişisel gelişim videolarında ve kitaplarında vaat edilen bireysel başarının beklenen mutluluğu getirmemesi durumu, eğitilmeyi hedefleyen kişiyi umutsuzluğa itmektedir. Bu anlamda, kişilere iş hayatını bir sınav olarak sunan kişisel gelişim kitapları, öğrenme yolunda hiçbir bilimsel veriye dayanmayan, kopyala yapıştır yöntemiyle çoğaltılmış şekilde kişilere kurtuluş reçetesi gibi sunulmaktadır. Özet şeklinde yabancı kaynaklardan tercüme edilmiş, uzmanı olunmayan konularda dahi otorite olma hakkını kendinde bulan, yaşadığımız iş dünyasıyla bile ilişkilendirilemeyecek şekilde hazırlanan ve hap olarak adlandırılan video kaynaklı eğitim araçları da, maalesef beklentiler ötesinde bilgi kirliliğinden başka bir şey ifade etmemektedir. Sadece başarıya endeksli, duygusal yapıyı hiçe sayan, iş yaşamında kazanmanın tek seçenek olduğu ve sistemin devamlılığını bunun üzerine kuran bu tip yönlendirmeli eğitim araçlarının beslendiği tek nokta, insanların başarıya olan inançları, motivasyonu ve beklentileridir. Bunun sonucunda kişisel gelişim alanı, bilginin ve öğreti biliminin kalitesinden daha çok, psikolojik iknanın ön planda tutulduğu, kişilerin duygu ve güdülerinin kullanıldığı, rekabete dayalı bir eğitim pazarı haline dönüşen bir sistem haline getirilmektedir.
Kişinin kendisini geliştirmesindeki her türlü kısıtı ortadan kaldırması gereğine inanan bir kişi olarak, bunun o kişiye bilimsel yaklaşımlara dayandırılmadan, sorgulatmadan, ezbere dayalı, kabul edilebilir, öznel söylemlerle kuvvetlendirilmiş bir ticari anlayış şeklinde sunulmasına karşıyım.
İzninizle yazımı, kişisel gelişim endüstrisinin nasıl geliştiğini özetleyerek bitirmek istiyorum.
Psikoloji alanında, yeni bir anlatı şeklinde biçimlenen kişisel gelişim kitaplarının, kişinin değişebileceği ve kendini şekillendirebileceği varsayımı üzerine kurulduğundan bahseder, (Illouz, 2011, s.69). Söz konusu kitaplar, 1939 yılında Pocket Books tarafından başlatılan ve okurla düşük maliyetle buluşan “kâğıt kapaklı kitap devrimi” sayesinde yayılmıştır. (Sevim, 2013). Bu ciltsiz kitap devriminden yararlanan popüler psikoloji kitapları, daha çok sayıda alt ve alt-orta sınıf insana hitap edebildi. Marketlerden eczanelere kadar pek çok yerde kolayca bulunabilen bu tür kitaplar yaygınlaştıkça kişisel gelişim endüstrisi güçlenmiştir. Bugün ise!..

29 Ağustos 2019

İlgili Haberler

Yazarlar