OKS’den çıkışlara karşı ‘vergi indirimi’ formülü

Otomatik Katılım Sistemi’nde (OKS) cayma oranı özel sektörde %75’i geçiyor. OKS için yatırılan katkı paylarının bir kısmının ödendiği döneme ait gelir vergisi matrahından düşülmesi yönündeki uygulamaların çıkışların önüne geçebileceği düşünülüyor.

Ülkemizde büyük umutlarla start alan Otomatik Katılım Sistemi’nde (OKS) Emeklilik Gözetim Merkezi (EGM) tarafından açıklanan 27.07.2019 tarihli verilere göre; katılımcı sayısı 5 milyon 99 bin 425 kişi, toplam çalışan fon büyüklüğü ise 6.7 milyar liraya ulaşmıştır. Geçtiğimiz yılın aynı dönemlerinde ise Otomatik Katılım Sistemi’nde katılımcı sayısı 4 milyon 182 bin 906 kişi, toplam çalışan fon büyüklüğü ise 3.3 milyar lira seviyesindeydi. Bu verilere bakıldığında, OKS’ye geçişin işyerlerinin çalışan sayısına göre kademeli olarak gerçekleşmesi nedeniyle katılımcı sayısının ve fon büyüklüğünün arttığı görülüyor. EY (Ernst & Young) Türkiye Vergi Bölümü Kıdemli Müdürü Melike Kılınç; OKS’deki son durum, OKS’nin getiriliş amacına ulaşılıp ulaşılamadığı ve OKS’nin cazip hale getirilmesi için yapılabilecek vergisel düzenleme önerilerini ele aldı.

ÖZEL SEKTÖRDE ÇIKIŞ %75’İN ÜZERİNDE

“Otomatik Katılım Sistemi’ni getiren 6740 sayılı Kanun’un genel gerekçesine baktığımızda, bu düzenlemenin getiriliş sebebi ülkemizdeki tasarruf oranları dünyadaki tasarruf oranları ile karşılaştırıldığında bu konuda ülkemizin kat edebileceği önemli bir mesafe olduğunun görülmesi. Getiriliş amacı ise yurt içi tasarruf oranının artırılması ve çalışanların çalışma döneminde sahip oldukları refah seviyesinin emeklilik döneminde de korunması için emekliliğe yönelik olarak tasarruf etmeye özendirilmesi olarak belirtiliyor. 

Buna karşın maalesef ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum, artan işsizlik oranları, Türk Lirası’nın dolar ve Avrupa para birimleri karşısındaki değer kaybı, sunulan fon türlerinin kısıtlı olması, fon dağılımında değişiklik yapma hakkının sınırlı olması ve ülkemizdeki sigorta bilincinin yeterince yüksek olmaması gibi nedenlerle sistem beklenen ilgiyi görmedi. Cayma dâhil sonlandırma oranları kamuda %64.56, özel sektörde ise %76.58’lere ulaştı ve ne yazık ki hedeflenen tasarruf seviyelerine ulaşılamadı. Otomatik Katılım Sistemi’ne katılımın zorunlu olup, 2 aylık cayma hakkının bulunmasının diğer bir ifadeyle sistemde kalınmasının zorunlu olmamasının bu sonuçlar üzerinde etkisi büyük. Nisan 2019 döneminde sunulan Yeni Ekonomi Programı Sunumu’nda tasarruf ve sigorta alanındaki yapısal dönüşüm adımları arasında Bireysel Emeklilik Sistemi’nin yapılandırılması, kıdem tazminatı ile BES’in entegrasyonu, 2020 yılından itibaren her yıl OKS ve gönüllü BES’te en az 100 milyar lira fon biriktirilmesi, 5 yıl içinde milli gelirin %10’unu aşan bir toplam fon büyüklüğüne ulaşılması yer alıyor.
Bu da ekonomi yönetiminin bu konuyu gündeminde tuttuğunun ve bununla ilgili adımlar atılacağının göstergesi.

27.12.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Çalışanların İşverenleri Aracılığıyla Otomatik Olarak Emeklilik Planına Dâhil Edilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ ile daha önce işverenleri tarafından bu yönetmelik kapsamında emeklilik planına dahil edilmiş ancak cayma veya ayrılma hakkını kullanmış olan çalışanların, bakanlığın belirleyeceği esaslar dahilinde 3 yıl içinde bir defalığına otomatik olarak emeklilik planına tekrar dahil edileceği düzenlendi. 18.04.2019 tarihinde Hazine tarafından çıkarılan Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Genelgede Değişiklik Yapılmasına İlişkin Genelge’de de, OKS kapsamında dâhil edildiği plandan cayma hakkını kullanan çalışanın talep etmesi halinde işvereni tarafından ayrıca bir işleme gerek olmaksızın ilgili plana tekrar dâhil edileceği, bunun için çalışanın talep tarihi itibarıyla aynı işyerinde çalışması ve ilgili takvim yılının ilk günü itibarıyla 45 yaşını doldurmamış olması şartlarının aranacağı belirtiliyor.

Bu düzenlemelere göre; OKS’den cayma veya ayrılma hakkını kullanarak ayrılmış olan çalışanların talep etmesi halinde 3 yıl içinde bir defalığına otomatik olarak emeklilik planına tekrar dahil edilmesi söz konusu olacak. Ancak çalışanların OKS’ye tekrar dâhil edilmeleri durumunda gönüllü olarak sistemde kalmaya devam etmeleri ve OKS’nin getiriliş amacına uygun olarak tasarruf etmeye teşvik edilmeleri için ilave teşviklere ihtiyaç duyuluyor. 

BEYAZ YAKALI, SİSTEMDEN ÇIKMAYI TERCİH EDİYOR 

Bilindiği üzere 1 Ocak 2013 öncesi dönemde BES’e ödenen katkı payları doğrudan çalışanların gelir vergisi matrahından düşülebiliyor ve ödenen katkı payları ödendiği dönemde çalışana vergi indirimi olarak geri dönüyordu. Ancak OKS kapsamında BES’e ödenen katkı payları çalışanın vergilendirilmiş net ücretinden kesildiğinden çalışanlara vergi avantajı sağlamıyor. Bunun karşılığında eski sistemde olmayan %25’lik devlet katkısı ve sisteme ilk girişte hak edilen 1.000 liralık devlet katkısı alındığı düşünülse bile devlet katkısına hak kazanılması belli şartlara bağlı olduğundan ve uzun vadede bir fayda sağladığından dolayı katkı payının ödendiği andaki vergi avantajı kadar bir cazibe yaratmıyor. 

Vergi indirimi yerine devlet katkısının getirilişinin bir amacı, BES uygulamasını tüm çalışanlar için yaygınlaşmasını sağlayarak uygulamanın tabana yayılmasını sağlamaktır. OKS uygulaması ile BES uygulaması tabana yayılmış olsa da çıkış oranlarının kamuda %65, özel sektörde ise %77’lere ulaştığı dikkate alındığında OKS ile amaca ulaşılamadığı, özellikle daha yüksek vergi diliminden vergi ödeyen beyaz yakalı çalışanların cayma süresi içinde sistemden çıkmayı tercih ettiği görülmektedir.

VERGİ AVANTAJI OKS’Yİ CAZİP HALE GETİRİR

Zira, 1 Ocak 2013 öncesi uygulamaya devam edilseydi, faizlerin yüksek olduğu bugünün ekonomik koşullarında bile ücreti üzerinden %27 veya %35 oranında vergi ödeyen çalışanlar ödediği katkı payının %27 veya %35’lik kısmını elde ettiği ücretin %10’u ve yıllık bazda asgari ücretin yıllık tutarı ile sınırlı olmak üzere gelir vergisi matrahından düşebileceğinden, BES dâhilinde olmak piyasada mevduat ya da borçlanma araçlarına yatırım yapmaya kıyasla avantajlı olabilecekti. Bu açıdan bakıldığında OKS kapsamında uzun vadeli tasarrufların kişilerin çalışma hayatının bir parçası olarak özendirilmesi isteniyorsa; 1 Ocak 2013 öncesi dönemde olduğu gibi OKS kapsamında ödenen katkı paylarının bir kısmının belli şartlar altında ödendiği döneme ait gelir vergisi matrahından düşülmesine imkân sağlayan vergisel bir düzenleme yapılması ve %25’lik devlet katkı payı ya da katkı payı ödemesinin yapıldığı dönemde vergi indirimi haklarından birinin çalışanlara seçimlik hak olarak sunulmasının değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Bu durumda bireysel emeklilik uygulamasının daha geniş bir kitleye yayılırken, ücret gelirleri yüksek vergi diliminden vergilendirilen çalışanların sistemde kalmaya motive edilebileceği değerlendirilmektedir.”

4 Eylül 2019

İlgili Haberler

Yazarlar