Eşber Erülgen

Sahte

SAHTE şifre, Sahte içki,  Sahte para,  Sahte diploma, Sahte pasaport, Sahte altın, Sahte polis, Sahte şeyh ve saire…

Saymakla bitmez. Sahtesi olmayan canlı veya cansız yok gibi. Sahtekârlar çeşitli düzenlerle bu yoldan illegal paralar kazanırlar. Kanaat edip süreyi uzatmazlarsa yakalanma ihtimalleri hemen hemen yoktur.

Sahte veya sahtekârlık olarak bildiklerim bundan ibaretti.

Geçen ay Can Yücel’in BAYRAM adlı şiiri ile karışık bir yazı hazırladım. Şiir bence derin bir değer taşıyordu. Günlük hayatımızın içinde bayram kadar değerli nice olguların var olduğunu ancak, kaynayıp gittiğini çok akıcı örneklerle anlatıyordu. 

Beni etkilemişti, paylaşmak istemiştim. Gel gör ki gazetede görevli arkadaşlar, şiirin sahte olup Can Yücel’e ait olmadığını tespit etmişlerdi. SAHTE ŞİİR hiç düşünemediğim bir olgu. 

Adam oturup Can Yücel kıvamında bir şiir yazıyor, altına Ahmet Oğlu Mehmet imzasını atıp eleştiri ve takdirleri bekleyeceğine, Can Yücel yazıp ortaya salıyor. 

Sahtekârlık bir menfaat sağlamak için yapıldığına göre Ahmet oğlu Mehmet’in menfaati nedir? 

Biraz araştırdım, hiçbir sonuç alamadım. 

Ancak, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semih Çelenk’in 5 yıl süren bir araştırma sonucu 50 adet sahte Can Yücel şiiri tespit ettiğini öğrendim.

Merakım daha da büyüdü, bu 50 şiir aynı Ahmet Oğlu Mehmet’e mi aittir yoksa başkaları da mı var? Bu kişi veya kişiler şiir sahtekârlığını hangi maksatla yapıyor? Bu muhterem öğretim üyesi 5 yıllık çalışma sonucu elde ettiği bu sonuçla hangi davaya hizmet etmiştir?

Hiçbir şey anlamadığım SAHTE ŞİİR konusuna sebep olan sahipsiz BAYRAM şiirinden kısa bazı bölümleri aşağıda sunuyorum.

“Hayata rastgele serpiştirilmiş ilâhi ikramlar, kıymet bilen kullara her daim bayram yaşatır.

Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan… 

Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık…

Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.

Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp “Çok şükür bugünü de gördük”diyebilmek…

Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır.

Zamanı donduran eski fotoğraflara nedametsiz bakabilmek, yol arkadaşlarının yüzüne utanmadan bakabilmek (!) bayramdır.Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram…”

BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?


Elma, kahveden daha etkili uyku açar.

29 Temmuz 2019

İlgili Haberler

Yazarlar