“Tasarrufun önemini anlayacağımız zamanlardan geçiyoruz”

 “Tasarrufun önemini anlayacağımız zamanlardan geçiyoruz”

Süregelen Koronavirüs salgınında dikkat çeken noktalardan biri de tasarruflar oldu. Tasarruf eğiliminin yüksek olmadığına dikkat çeken Adendum Kurucu Ortağı Ali Haydar Elveren, “Tasarruflarımızın ne kadar önemli olduğunu fark edeceğimiz zamanlardan geçiyoruz” dedi. Pandemi döneminin tasarruf alanını etkilediğini anlatan Elveren, yaşanan bu dönemin yarını düşünmeye sevk ettiğini de söyledi.

Koronavirüs pandemisi döneminde olası maddi sıkıntıların önüne geçmenin yolu tasarruftan geçiyor. Tasarruflarımızın ve birikimlerimizin önemini kavrayacağımız bu gibi zamanlar bize risklerin her zaman var olduğunu ve karşılaşabileceğimiz tehditlere karşı daima hazırlıklı olmamız gerektiğini hatırlatıyor. Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve Otomatik Katılım Sistemi (OKS) verileriyle birlikte Koronavirüsün hayatımızın tasarruf alanını nasıl etkilediğini anlatan Adendum Kurucu Ortağı Ali Haydar Elveren, yaşanan salgının bizi yarını düşünmeye sevk ettiğini dile getirdi. Pandeminin göreceli olarak tasarruf yetenekleri artırdığını söyleyen Elveren, “Geçmişte tasarruf yapanlar, yaptıkları bu tasarrufun önemini daha iyi kavradı. Tasarruf yapmamış olan kişiler açısından düşen harcamalar kısmen de olsa tasarruf yeteneklerini artırıyor, bireyleri yarını daha çok düşünmeye sevk ediyor” şeklinde konuştu. 

Koronavirüs pandemisi BES ve OKS’yi nasıl etkiledi?

Koronavirüs salgını, toplumun tüm kesimlerini hem şirketler olarak hem de birey olarak geniş ölçüde etkiledi. Ancak etkileri sektör bazında farklılaşıyor. BES ve OKS için bu etkinin görülmesinin biraz gecikmeli olacağı bekleniyor. Özellikle iş yerlerinin kısmen kapanması, esnek çalışma sistemi, bireylerin ve şirketlerin yaşadığı gelir kayıplarının, kuşkusuz Bireysel Emeklilik Sistemi’ne yansıması olacak. Halen istatistikler BES’e yeni katılımların olduğunu, ayrılmaların ise normal seyrettiğini gösteriyor. İlerleyen dönemde yeni katılımlarda yavaşlama ve ayrılmalarda bir miktar artış beklenebilir.

Bununla birlikte risk ağırlıklı bir yaşam tarzı, hayatımızdaki diğer risklerin de derin olarak sorgulanmasını gündeme getirdiğinden sigortanın risk ürünlerine olan talebin artacağını beklenebilir.

İnsanlar bu süreçte tasarruf yapmaya nasıl bakıyor?

Genel olarak “Evde kal” çağrısı ve evden çalışma ile birlikte önemli harcamalarımız azaldı. Birçok alanda gelirde de azalma var. Bu dönemler harcamaların azaldığı, tasarrufun ve tutumluluğun arttığı dönemler. Dolayısıyla geçmişte tasarruf yapanlar, yaptıkları bu tasarrufun önemini daha iyi kavradı. Tasarruf yapmamış olan kişiler açısından düşen harcamalar kısmen de olsa tasarruf yeteneklerini artırıyor, bireyleri yarını daha çok düşünmeye sevk ediyor. 

‘TASARRUF EĞİLİMİMİZ DÜŞÜK’

Diğer taraftan ülke olarak tasarruf eğilimi yüksek bir ülke değiliz. Bunun en önemli nedenlerinden birisi de aslında ortalama gelir düzeyinin düşük oluşu. Bir anlamda, tasarruf edilebilir gelirimiz azdır. Hem ülke hem de birey olarak kendi tasarruflarımızın ne kadar önemli olduğunu fark edeceğimiz zamanlardan geçiyoruz.

BES özelinde bakılırsa, bu bir harcama mı tasarruf mu dikkatle değerlendirilmeli. Aslında, biz bugün azar azar ödeyerek bugünkü gelirimizin bir kısmını, ilerde alacağımız emeklilik maaşlarını satın almada kullanıyoruz. İlerdeki emeklilik maaşlarımızın ve toplu paranın taksitler halinde satın alınması da diyebiliriz. Bu nedenle bugünkü gelirimizin bir kısmının emeklilik dönemi için ötelenmesi, emekliliğe yönelik tasarrufların ana prensibi. Bu açıdan BES, her zaman ihtiyaç duyulan emekliliğe yönelik tasarruf aracı olacak.

Dövizli BES’in torba yasaya dahil olması hakkında ne düşünüyorsunuz, katılım yüksek olur mu, devlet katkısı ne kadar olur?*

Halen Bireysel Emeklilik Sistemi’nde, katılımcılar fonlarının tamamını veya bir kısmını devlet dış borçlanma araçları ve altın fonunda tutabiliyordu. Türk Lirası olarak yapılan ödemeler, döviz türü bir yatırımda anında döviz cinsinden işlem görüyordu. Dövizli BES ile katılımcıların katkı paylarını doğrudan döviz olarak yatıracaklarını ve geri ödemelerini de döviz cinsinden alacaklarını görüyoruz. Bu hususun uygulamada tam olarak yapılabilmesi için sistemsel bazı değişikliklere gidilmesi gerekiyor.

 

‘DÖVİZ CİNSİ FON OLUŞTURULABİLİRDİ’

Ancak bu tarihten sonra yurt dışında yaşayan belirli bir katılımcı grubunun, bu tür bir ürünü talep edeceği beklenebilir. Ancak bu duruma genel olarak olumlu bakmadığımı da belirtmek isterim. Ülke ekonomisinin döviz yükümlülük ve borçlanma sarmalından çıkmasının yolu, işlemleri bütünüyle döviz üzerinden yapmak değil. Bunun yerine bütünüyle döviz cinsi emeklilik yatırım fonlarının oluşturulması ve bu alandaki mevzuatın daha esnek hale getirilmesi yeterli olurdu. Hem uygulama daha hızlı olurdu hem de sistem içerisinde yeni bir mevzuat uyumu ve belirsizlik yaratılma riski ortadan kalkardı. 

Katkı paylarının ödenmesinde ve yeni başvurularda aksaklık yaşanıyor mu, kamu bu durumda ne yapabilir?

Birçok emeklilik şirketinin uzaktan satışa hazır olabilecekleri sistemleri var. Birçok kanaldan da katılımcılar birikimlerine ulaşabiliyor ve gerekli her türlü işlemi yapabiliyorlar. Bu açıdan katılımcıların haklarını kullanmada herhangi bir teknik sorun ve salgının getirdiği özel bir uygulama bulunmuyor.

Bununla birlikte, satışlar banka şubelerinden ve yüz yüze görüşmeler ile yapılamaz hale geldi. Bu durum, satış elemanlarının yeni satışlarını ve şubeye gelenlere yapılan direkt satışların doğal olarak kesintiye uğramasına neden oldu. Ancak şirketlerin alternatif satış kanallarını daha hızlı bir şekilde aktif hale getirerek bu süreçte yaşanan eksiklikleri de telafi edeceklerini bekliyorum.

Bu süreçte, kamunun uzaktan satışları daha esnek hale getirmesi oldukça olumlu sonuçlar doğuracak. Ayrıca, sigorta acentelerinin olası mali yükümlülüklerini ve gelir kayıplarını dikkate alarak hem acentelere hem de bireysel satış elemanı olan şirketlere yeterli desteği sunması, yükün paylaşılmasına ve geçiş sürecinin daha kolay atlatılmasına neden olacak.

Koronavirüs gibi krizlerde tasarruf yapılmasının önemi nedir?

Koronavirüs bizlere evde kalarak ve işlerimize devam ederek daha farklı yaşam ve çalışma formatlarını gösterdi. Birçoğumuzun bildiği ama yeterli ölçüde deneyimlemediği değişim, bu virüs salgını ile hız kazandı. Bu dönem sadeleşme, lüks ve hatta gerçekten ihtiyaç olunmayan şeylerin alınmamasını gösterdi. Tasarrufun ve dayanışmanın önemini artırdı. Kişilerin geçmişte yaptırdıkları bireysel emeklilik sözleşmelerindeki birikimlerin onlar için ne kadar değerli olduğu ve sadece emeklilik için değil bu günler için de önemli bir güvence sağladığı fark edildi.

Bu dönem bize sürdürülebilir gelir ve tasarrufun ne kadar önemli olduğunu oldukça acı şekilde hatırlattı ve bir süre daha hatırlatmaya devam edecek. Gelirimizi olduğu zamanları iyi kullanmak, bir kısmını mutlaka ihtiyaç duyacağımız zor günler için saklamak artık yaşamsal bir konu. Ülke ekonomilerinin ne kadarlık bir süreç sonunda yeniden toparlanacağını ve toparlanmanın nasıl olacağı net değil. Bu dönemde varlıklarımızı ve tasarruflarımızı korumaya devam etmek en doğru tercih olacak.

Böyle riskli bir dönemde insanlar BES’e güvenebilir mi, BES’e yatırım yapmak riskli olur mu?

Bireysel Emeklilik Sistemi 17 yıldan uzun süredir ülkemizde başarı ile büyümeye devam ediyor. 12 milyondan fazla katılımcının gönüllü olarak katkı ödediği güvenli bir sistem. Burada katılımcıların hak ve menfaatlerinin azami düzeyde korunmasına yönelik, geçmişte yaşanan sorunları da dikkate alan çözümler sistem içerisine derç edildi. Öyle ki, Bireysel Emeklilik Sistemi bu 17 yıl içerisinde ülke ve dünya ekonomisinde yaşanan krizlerde başarılı sınavlar verdi. Bireysel Emeklilik Sisteminde her bir katılımcının birikimi, o katılımcı adına ikinci piyasalarda işlem gören yatırım araçlarında, şirket varlıklarından ayrı olarak katılımcı adına saklanır. Bu fonlar rehin edilemez, haciz edilemez, ipotek olarak gösterilemez ve bu varlıklar karşılık gösterilerek başka bir işlem yapılamaz. Bu açıdan finansal araçlar içerisinde nerdeyse en güvenilir yatırım araçlarından biri. 

Bu dönemde insanlar fonlarında değişiklik yaptı mı, emeklilik şirketleri katılımcılara bilgilendirmelerde bulundu mu?

Bireysel Emeklilik Sistemi içerisinde, katılımcılar şirketlerin değişik risk getiri yapısına o göre oluşturulmuş fonlar içerisinden tercihlerde bulunabiliyorlar. Yıl içerisinde, azami 6 kez fonlarını değiştirme haklarına sahipler. Uygulamada ise katılımcıların nerdeyse sisteme ilk girdiği fon karmasında kaldığı ve fon değiştirme hakkını yeterli ölçüde kullanmadığı görülüyor. 

Son dönemlerde şirketlerin katılımcı fonları ile ilgili daha fazla bilgilendirme yaptıkları da görülüyor. Bu bilgilendirmelerin sadece risk bazlı gruplara yönelik değil, katılımcının sistem içerisindeki tüm hareketlerini dikkate alacak şekilde bireyselleştirilmiş olması gerekir. Bu konuda bir miktar eksiklik olduğunu söyleyebilir.

‘KRİZ ZAMANINDA HAREKETLİLİK ARTAR’

Kriz zamanlarında yatırım araçlarındaki hareketlilik de artar. Katılımcıların paniğe kapılmadan fon karmalarını gözden geçirmeleri ve kendi risk ve yatırım tercihlerine ve ekonomik beklentilerine uygun fonlara geçmeleri oldukça önemli. Çünkü her bir katılımcın fon karması tercihi, o katılımcının yatırım gelirini de oluşturuyor. Fonlar ne kadar iyi yönetilirse yönetilsin, katılımcının o fonları alıp almadığı yatırım getirisini etkileyen en önemli faktör oluyor. Bu açıdan katılımcılara fonlarını incelemeleri ve bu konuda tercih haklarını kullanmalarını öneririm.

Katılımcıların fonları, birikimleri ve katkı payları ile ilgili farkındalıklarının artması, birikimlerinin de artmasına ve daha hızlı büyümesine katkı sağlar.

BES’te kaybolan ivme nasıl geri kazanılabilir?

BES’te kaybolan ivmenin doğru bir sözcük olmadığını düşünüyorum. Bu koşullarda 12 milyon katılımcının ödeme yaptıkları bir sistemden bahsediyoruz. Şayet; kastedilen, OKS’nin gelmesi ile birlikte gönüllü BES olarak adlandırılan kısımda, yeni girişlerin yavaşlaması ise bu kısmen doğru. Çünkü OKS katılımcılarının önemli bir kısmı, OKS olmasaydı bile gönüllü BES aracılığı ile sisteme girecek kesimlerdi. 

BES’teki büyümenin devamı, daha kapsayıcı hale gelmesi ve tamamlayıcı emeklilik sitemlerindeki rolünün artması için hükümetin çeşitli çalışmaları var. Burada stratejik olarak alınacak kararlar ile emekliliğe yönelik tasarrufların ve bunları sunan farklı kuruluşların, kendi öznel farklılıklarını ve avantajlarını kaybetmeden, bir çatı altında birbirlerine yakınlaştırılması gerekir. Düzenleme, gözetim ve denetim ile temel haklar açısından farklı sistemler arasındaki işbirliği, hem mevcut BES’in hem de Bireysel Emeklilik Sistemi’nin altyapısından yararlanabilecek diğer kuruluşların gelişmesine ve üyelerine daha iyi hizmet verebilmelerine olanak sağlayacak.

BES’te katılımcı sayısı azalırken toplam fon büyüklüğü artıyor. Katılımcı sayısı azalırken toplam fondaki birikimin artma sebebi nedir?

Son birkaç ayda katılımcı sayısı açısından çok büyük bir değişiklik bulunmuyor, artı eksi 50-100 bin kişi arasında devam ediyor. 3 Nisan itibarıyla, gönüllü Bireysel Emeklilik Sistemi’nde 6,9 milyon katılımcımız var. Bu da, 7 milyona yakın kişinin hala geleceğine katkı yaptığı anlamına geliyor. Emeklilik yatırım fonlarının son 3 aylık getirileri ise oldukça dalgalı bir ekonomik ortamın varlığını işaret ediyor.

Bu dönemde, özellikle döviz türü yatırım araçları ile altın fonu oldukça iyi getiriler sunmuştur. Bununla birlikte, hisse ağırlıklı emeklilik yatırım fonları da, BIST-100 endeksine göre 4 puan daha az kaybettirdi. Bütün bu sonuçlara baktığımızda BES fonlarının artmaya devam etmesi oldukça sevindirici. Kalanlar açısından, ileriki yıllarda getirilerin daha da yüksek olacağını söylemek mümkün.

‘KATKI PAYLALARI DEĞİŞEBİLİYOR’

Koronavirüs pandemisi sürecinde BES dondurulabiliyor mu, süreç nasıl işliyor?
Bireysel Emeklilik Sistemi oldukça esnek şekilde tasarlandı. Katılımcının yaşam döngüsü içerisinde olabilecek riskleri ve gelişmeleri içeren, kendi içerisinde çözümleri vardır. Bunlarda biri de katılımcının gelirindeki azalma halinde katkı paylarını azaltabilmesi ve bütünüyle ara verebilmesi. En kötü durumda birikimleri çekebilme hakkı her zaman var. Bu açıdan katılımcılar gereksinim duymaları halinde katkı payı miktarını rahatlıkla değiştirebilecekler. Bu işlem için emeklilik şirketlerinin çağrı merkezi, cep şubeleri ve internet sitelerine girmeleri yeterli olacak.

Yaşadığımız salgının diğer risklerin de derin olarak sorgulanmasını sağladığını söyleyen Ali Haydar Elveren, risk ağırlıklı yaşam tarzının sigortanın risk ürünlerine olan talebin artabileceğine de dikkat çekti.

* Röportajin gerçekleştiği tarihten sonra yayınlanan 2477 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Dövizli BES’te devlet katkısı %10 olarak belirlendi.

Avatar

Esra Nur Mocu

esra@sigortacigazetesi.com.tr

İlginizi Çekebilir