“TES’le daha uzun vadeli bir tasarruf sistemi yaratılıyor”

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin (TES) kıdem tazminatının bir şekilde evrilmesi olarak adlandırılabileceğini belirten Adendum Kurucu Ortağı Ali Haydar Elveren, “TES’le daha uzun vadeli bir tasarruf sistemi yaratılıyor” dedi.

Yeni Ekonomi Programı (YEP) ile gündeme gelen Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) sektör tarafından tartışılmaya başladı. Söz konusu yeni yapı ile ilgili görüşlerini aldığımız Adendum Kurucu Ortağı Ali Haydar Elveren, Yeni Ekonomi Programı’ndaki en dikkat çekici ifadelerden birinin TES’in kurulması olduğunu belirterek, “TES’i, kıdem tazminatının bir şekilde Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ne evrilmesi şeklinde yorumlamak istiyorum. Çünkü ekonomik programda Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin taraflar arasında mutabakat ile sağlanacağı belirtiliyor” dedi. 

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi kurgulanırken OKS’den önemli dersler çıkarılabileceğinin altını çizen Elveren şöyle konuştu, “Otomatik Katılım Sistemi’nin (OKS) dünyadaki uygulama sistematiğine benzer bir yöntem tercih edildi. Ancak dünya uygulamalarından farklı olarak gelir düzeyi veya işletme büyüklüğü açısından istisnalar getirilmedi. Bu durumda neredeyse tasarruf yeteneği olmayan dar gelirli çalışanlar da sisteme girmek zorunda kaldı. Buna ek olarak, OKS öncesinde yaklaşık bir milyon kişi zaten işveren katkılı grup emeklilik planları ile Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) yer alıyordu. Bu durumdaki çalışanların büyük kısmı ikinci sözleşmenin yapıldığı OKS’den sözleşmeleri var diye ayrıldılar. Otomatik katılım sisteminde gelir düzeyinden bağımsız herkesin sisteme dahil edilmesi yeniden değerlendirilebilir. Bir diğer etken de OKS’nin emeklilik şirketlerine gelir yaratabilme potansiyelinin olmaması durumudur. Sistemin hızla ve düşük kesintiler ile uygulamaya konması operasyonel olarak oldukça ağır yük barındıran ve geliri yetersiz bu sisteme karşı emeklilik şirketlerinin bu konuda pazarlama ve satış iştahlarını azalttı. Doğal olarak bu etkenler ve genel ekonomik durum daha yüksek ayrılma oranlarına neden oldu. Dolayısıyla TES’e dahil edilecek işyerlerinin ve çalışanların doğru belirlenmesi ve kolay opere edilebilir olması sistemi işletecek kuruluşlara mali yük yaratmaması sistemin başlangıcında başarıya ulaşmak için büyük önem arz ediyor. Eğer kıdem tazminatı da OKS’ye entegre edilecek ise birikmiş kıdem tazminatı yükümlülüklerinin nasıl bir yapıda tutulacağı oldukça önem kazanacaktır.”

‘TASARIMA BAĞLI OLARAK İYİ SONUÇLARI OLACAKTIR’

“Yeni Ekonomi Programı’ndaki en dikkat çekici ifadelerden biri TES’in kurulması” diyen Elveren sözlerini şöyle sürdürdü: “Diğer taraftan, ülkemizde 2003 yılından itibaren oldukça başarılı şekilde faaliyetine devam eden bireysel emeklilik sistemi bulunmakta. Ek olarak BES’ten daha önce kurulmuş ve uzun yıllardır faaliyetini sürdüren üyelerine emeklilikte toplu para veya maaş veren oldukça fazla Vakıf ve Sandıklarımız var. Dolayısıyla, programda ifade edilen TES’i, kıdem tazminatının bir şekilde Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ne evrilmesi şeklinde yorumlamak istiyorum.Çünkü ekonomik programda tamamlayıcı ekonomik programın taraflar arasında mutabakat ile sağlanacağı belirtiliyor. Dolayısıyla sistemde işveren, çalışan, sendikalar ve hükümet olmak üzere birden çok paydaşın yer alacağını söyleyebiliriz. Kıdem tazminatı sisteminin bu türde bir emeklilik sistemine evrilmesi halinde tasarıma bağlı olarak oldukça iyi sonuçlar getireceğini söyleyebiliriz” diye konuştu. 

‘İŞVERENİN SİSTEME DESTEĞİ BELİRSİZLİĞİNİ KORUYOR’

Elveren, kıdem tazminatı sisteminin bir şekilde Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ne dönüştürülmesi olarak görülebilecek dönüşümle birlikte, işverenin kıdem tazminatı yükümlülüğüne karşılık olarak çalışan adına sisteme katkıda bulunacağını belirtti.  Elveren, “Ancak Uluslararası Muhasebe Standartları (UMS) veya Türk Muhasebe Standartları’na (TMS) tabi şirketler haricindekiler mevcut yapıda kasalarında kıdem tazminatı karşılığı ayırmak zorunda değil. UMS veya TMS’ye tabi şirketler de ‘kaydi rezerv’ (book reserve) şeklinde oldukça düşük düzeyde karşılık ayırıyorlar. Fiili olarak herhangi bir fon tahsis edilmiyor sadece bilançolarda yükümlülük olarak gösteriliyor. Çalışan açısından baktığımızda ise yıllık kıdem tazminatı karşılığı aylık brüt ücretin yaklaşık %8.33’üne karşılık geliyor. Mevcut ekonomik konjonktürde işverenlerin bu oranda bir aylık ödemeyi yapabilecek güçleri bulunmuyor. Teknik olarak da bu kadar tutarı fiili olarak ödemelerine gerek yok. Her iki sistemin de hem çalışan hem de işverenler için avantaj ve dezavantajları vardır. Aslında teknik ve objektif kıstaslara göre tartışılması gereken bir konu oldukça politik hale getirildi. Çalışanlar ve çalışan sendikaları ise kıdem tazminatı haklarından taviz vermek niyetinde değil. Dolayısıyla taraflar arasında nasıl bir mutabakata varılacağı ve nasıl bir çözüm üretileceği konusu belirsizliğini korumaya devam ediyor” ifadelerine yer verdi.

‘KİTLESEL KATILIM OLMADIKÇA TASARRUF OLMAZ’

Ekim 2019 itibarıyla Bireysel Emeklilik Sistemi’nde toplam 116 milyar liralık birikimin olduğunu hatırlatan Elveren, yeni bir kitlesel katılımın önü açılmadığı sürece belirtilen yıllık tasarruf tutarlarına ulaşmanın mümkün olmadığını söyledi. Elveren, “Diğer taraftan kıdem tazminatı sisteminin BES’e entegre edilmesi halinde hak ediş süresinin uzun tutulması ve fona yapılacak kesinti oranının yüksek tutulması halinde belirtilen hedeflere ulaşılması mümkün kılınabilecektir” dedi. Elveren aynı zamanda çalışanları ilgilendiren emeklilik ile ilgili bir düzenleme yapılması halinde bu düzenlemelerin halen devam eden sistemlerle ilişkisi, var olan yapılara olumlu ve olumsuz etkileri, bu yapıların azami ölçüde yararlanılabilecek altyapısı; çalışan, işveren, emeklilik şirketi, kamu ve diğer hizmet sağlayıcı ve paydaşlar açısından en iyi uygulanabilir ortak çözüm olup olmadığı konusunun detaylı bir şekilde tartışılması gerektiğine de dikkat çekti. Elveren sözlerini şöyle noktaladı: “Uygulamalara yeterli süre tanınarak hayata geçirilmeli. Aksi halde her yeni gelen sistem kendisine mali sistem içerisinde yer açarken ya mevcut sistemin payından alacak ya da karışıklık bireylerin sistemlerden uzaklaşmasına neden olacaktır. Detaylı planlanmış bir sistemin iyi bir iletişim ile desteklenmesi de gereklidir.”

“TES’TEN ÇIKIŞ DAHA ZORLAŞTIRILACAK”

Ali Haydar Elveren, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ne girişin önceki sisteme benzer şekilde zorunlu olacağını, ancak çıkışın önceki sistemden farklı olarak daha zorlaştırılacağı öngörüsünde bulunarak, “Belirli bir süre kalmanın zorunlu olduğu, emekliliğe kadar biriktirmeye devam edileceği, erken ayrılma halinde kısmi çekimin yapılabileceği bir sistem kurgulanacağını söyleyebiliriz. Kıdem tazminatı ile entegre bir TES’in bu şekilde tasarlanmasının daha çok katkı sağlayacağı bekleniyor” dedi. Öte yandan Elveren, çalışanların emeklilikte ihtiyaç duyacağı ek gelire vesile olması ve refah düzeylerini artırması nedeniyle oldukça değerli bir amaca hizmet ettiğini belirterek, ülke ekonomisi açısından bakıldığında tasarruf araçlarının çeşitlendirilmesi ve artan tasarruflarla birlikte sermaye piyasalarının derinleştirilmesine olanak sağlayacağının da altını çizdi.

4 Kasım 2019

İlgili Haberler

Yazarlar