Türk sigorta sektörünün büyümesini düşük farkındalık engelliyor

Türk sigorta sektörü, sunduğu imkanlara yönelik farkındalığın düşük olması nedeniyle potansiyelini gerçekleştirmekte zorlanıyor.

Dünya ekonomisi 2018 yılında ticaret savaşları kaynaklı belirsizliklere rağmen beklenenin üzerinde büyümeye devam ederken, sigorta sektöründeki prim üretiminde büyüme oranı, bir önceki yıla göre reel olarak yüzde 2 civarında gerçekleşti. KPMG tarafından yayınlanan 2019-Sigortacılık raporuna göre 2018’i 54.7 milyar liralık toplam prim üretimiyle kapatan Türk sigorta sektörü, 2019’a sıkıntılı başladı.

Rapora göre sektörün görünümünü olumsuz etkileyen en önemli nedenlerden biri 2018 sonlarında belirginleşen küresel yavaşlama ve sigorta farkındalığının düşük seviyede kalması. Buna karşın; gelişmekte olan ekonomilerde penetrasyonun artması ve sektörün kapsamının küresel ısınma, siber güvenlik ve veri güvenliği gibi alanlara genişlemesi, sektördeki hareketliliği destekliyor. Raporda, kısa vadedeki zorluklara karşın sigortacılığın dünya genelinde görünümünün uzun vade pozitif olduğu değerlendiriliyor.

KÂRLILIK %72 ARTTI

2018’de ülkemizde toplam prim üretiminin 54.7 milyar lira olduğu belirtilen raporda, şu rakamlara yer veriliyor: “Sektörün aktif büyüklüğü 2018 sonu itibariyle bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17.1’lik artışla 178 milyar lira seviyesine, toplam kâr ise yüzde 72.7 artarak 4.7 milyar lira seviyesine ulaştı. 2017’de 14 bin 52 kişi olan sektördeki toplam istihdam, 2018 sonunda 14 bin 62’ye çıktı.

Sektörde 2018’de 38 milyon dolarlık doğrudan yabancı yatırım gerçekleşti. Böylece son 15 yılda sektöre yapılan doğrudan yabancı yatırımın toplamı 7.9 milyar doları buldu.

Bireysel emeklilik sektöründe aktif sözleşme sayısı 2017 sonunda 8.2 milyon kişiye ulaştı. Ancak 2018’de gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmelerindeki azalışla katılımcı ve sözleşme sayısı gerilemeye başladı.”

2019 SİGORTACILARI ZORLAYACAK

“2018 yılındaki zorlu finansal koşullar, kısa vadede sektörün kârlılığı açısından destekleyiciydi” ifadelerine yer verilen raporda, likit varlıkların payının yüksek olmasının sektörün yıl içinde yatırım fırsatlarını başarılı bir şekilde değerlendirmesini sağladığı ifade ediliyor. Araştırmada, ayrıca 2018 ilk yarıdaki güçlü ekonomik aktivite sektörün prim gelirlerini desteklediği belirtiliyor. Doğal afetler ve jeopolitik tansiyon açısından önemli bir olumsuzluk yaşanmamış olmasının da sektörün hasar giderlerini sınırladığı görüşüne yer veriliyor. 

Sigorta şirketleri için bir önceki yıl elde edilen rakamların, 2019 yılında korunmasının ise daha güç olacağı ifade ediliyor. Raporun ilgili kısmı şöyle: “2018’in ikinci yarısı ile beraber ortaya çıkan tablo, sektörün görünümü açısından zorlu bir süreci işaret ediyor. Türkiye Reasürans Havuzu’nun kurulması 2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Programı’na girdi. 2019 Aralık ayına kadar Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Türkiye Sigorta Birliği’nin ortak çalışması ile Türkiye Reasürans Havuzu’na ilişkin model belirlenerek, havuz faaliyete geçecek. Yine Bireysel Emeklilik Sistemi’ne otomatik katılımın yeniden yapılandırılması da program kapsamına alındı. BES’te genel süreçlerin iyileştirilmesine yönelik operasyonel düzenlemeler devreye alınacak. Bu yıl sağlık sigortacılığı alanında da önemli düzenlemeler gözlenebilecek. Tıbbi ve ekonomik değerlendirme çalışmalarını dikkate alan geri ödeme sistemi devreye girerken, geri ödeme kapsamında olmayan sağlık hizmetlerinin sağlanması için tamamlayıcı sağlık sigortacılığı teşvik edilecek. İhracat kredi sigortası ve kefalet sigortası da bu yılın dinamiklerindeki yerini alacak uygulamalar arasında bulunuyor. Sektörün prim gelirlerinin yarısına yakınını oluşturan motorlu taşıt satışlarındaki daralma önümüzdeki dönemde gelirleri sınırlayacak en önemli unsur olarak görülüyor. Teminat değerlerindeki yükselişler prim tutarlarını artırsa da ekonomik birimlerin bunu karşılama güçlerinin zayıflamış olması, gelirlerin sınırlı kalmasına neden olabilir. Ayrıca döviz kurlarındaki ve enflasyondaki yüksek oynaklık nedeniyle maliyetlerde öngörülmedik artışlar yaşanabilir.” 

FARKINDALIK DÜŞÜK

KPMG’nin araştırmasında, likit varlıkların yüksekliği ve yüksek faiz ortamı sayesinde sektörün finansal gelirlerinin ise 2019 yılında güçlü seyredebileceği öngörülüyor. Bu nedenle risklerin yönetiminde ekonomik aktörlere yardımcı olması beklenen sigorta sektörünü karışık bir görünümün beklediği düşünülüyor. Bununla birlikte, sektörün güçlü kurumsal yapısının yanı sıra, güçlü sermaye yapısı ve nitelikli insan kaynağı ile bu belirsizlikleri yönetebilecek kapasiteye sahip olduğu değerlendiriliyor. Türkiye’nin diğer sektörlere göre yüksek büyüme hızının yanında, dışa açık bir ekonomi olması ve demografik unsurları sektörün potansiyelini artıran dinamikler olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, sektörün sunduğu imkanlara yönelik farkındalığın düşük olması sebebiyle, söz konusu potansiyelin ortaya çıkmasının engellendiği ve geciktirildiği düşünülüyor. Ayrıca son yıllarda ekonomideki dalgalı büyüme performansı ve kişi başına gelirdeki artış trendinin duraksaması sektörü sınırlıyor.

SEKTÖRÜN GÜÇLÜ YÖNLERİ

• Devletin Bireysel Emeklilik Sistemi, tarım ve doğal afet sigortaları gibi stratejik alanlardaki desteği 
• Bankacılık sektörünün ve yabancı yatırımcıların sektörün sermayedar yapısını oluşturması sayesinde kurumsal yapının sağlam olması 
• Çalışan genç nüfus oranının yüksekliği ve Türkiye’nin uzun vadeli görece yüksek büyüme potansiyeli 
• Tüm finansal hizmetlerde olduğu gibi yetişmiş insan kaynağı

SEKTÖRDEKİ FIRSATLAR

• Pek çok branşta oldukça düşük penetrasyon oranları 
• Dijitalleşmenin iş süreçlerinde getirdiği yenilikler 
• Finansal okur-yazarlık ile birlikte risk bilincinin gelişebilecek olması 
• Kısa vadede ekonomik görünümdeki zayıflık nedeniyle yeterince etkili olması beklenmese de alacak sigortasının uzun vadede sektör için önemli bir fırsat barındırıyor olması

SEKTÖRDEKİ RİSKLER

• Döviz kurlarındaki ve enflasyondaki dalgalanma 
• Otomotiv satışlarındaki daralma 
• Küresel ısınma ve Türkiye’nin deprem kuşağında olmasından dolayı doğal afetlere karşı yüksek risk taşıması 
• Jeopolitik riskler

16 Ağustos 2019

İlgili Haberler

Yazarlar