UFRS 17: Ürün stratejisinden finansal raporlamaya büyük dönüşüm

 UFRS 17: Ürün stratejisinden finansal raporlamaya büyük dönüşüm

Sigorta sözleşmeleri ile ilgili gerçek anlamda ilk kapsamlı standart olarak kabul edilebilecek UFRS 17, şirketlerin mali tablolarını baştan sona yeniden kurgulamalarını gerektiriyor. Denetim, vergi ve danışmanlık şirketi PwC, sigorta sektörünün geçiş sürecini yönetmesi ve sistemlerini yeni standartlara uygun bir hale getirebilmesi için tasarladıkları “IFRS 17 in a Box” CSM aracını sektör temsilcilerine tanıttı. PwC Experience Center’da gerçekleşen buluşmada UFRS 17 projelerindeki sektör trendleri değerlendirildi ve PwC’nin piyasaya sunduğu çözümler hakkında bilgiler paylaşıldı. Etkinlikte değerlendirmelerde bulunan PwC Risk, Süreç ve Teknoloji Hizmetleri Direktörü Mehmet Zeki Önal, PwC Finansal Raporlama ve Muhasebe Danışmanlık Hizmetleri Direktörü Elçin Toygar, PwC Aktüeryal Hizmetler Direktörü Devrim Alçın ve PwC Polonya Aktüerya Hizmetleri Kıdemli Müdürü Jakub Swiniarski, Sigortacı Gazetesi’nin sorularını yanıtladı: 

  

UFRS 17 neden önemli ve bu değişimin temelinde ne yatıyor?

Elçin Toygar – UFRS 17 diğer muhasebe standartlarından farklı olarak sadece bir finansal tablo kalemini değil sigorta şirketlerinin finansal tablolarını tamamen değiştiriyor. Şirketlerin aslında sonuçlara giden bu yolda iş yapış tarzlarını o sonuca ulaşmak için değiştiriyor olması gerekecek. Bu anlamda UFRS 17 çok köklü ve alışkın olmadığımız bir raporlama prensibi getiriyor. Şirketlerin bütün fonksiyonlarını etkileyecek bir standart olması açısından önem arz ediyor. 

Mehmet Zeki Önal – UFRS 17’nin etkileri açısından da bir önemi var. Bu standart değişikliği sadece şirketlerde aktüerya, finansal raporlama ve muhasebe konularına değil; süreç, sistem, veri tarafına da dokunuyor. Neredeyse bir altyapı değişikliğine götürecek kadar firmaları etkileyebilir. Diğer yandan da firmalara finansal dönüşüm anlamında olanak sağlayacak bir değişim programını da başlatabilir. 

UFRS 17 denince her şirkete uyan tek bir çözüm var mı?

Mehmet Zeki Önal – Her şirketin ihtiyaçları, kullandığı mevcut sistemler, bu sistemlerin olgunluğu, kullandığı verilerin kalitesi, süreçleri ve organizasyonlarının büyüklüğü gibi konular doğru çözümü bulmak konusunda yönlendirici oluyor. Her şirkete uyan tek bir çözümden daha çok, şirketlerin ihtiyaçlarına özelleşen ve uyarlanabilen çözümler var. Aktüerya veya muhasebe bakış açısıyla çözümlerin odaklandığı alanlar değişiyor. Dolayısıyla her şirketin ihtiyacına göre farklı yollara gitmesi bekleniyor. 

Devrim Alçın – Poliçeleri bile değiştirebilecek bir standart. Bu standart sonrasında şu anda yazmaya devam ettikleri ürünleri belki de ileride yazmayacaklar. Poliçenin yazılmasından, finansalların çıkartılmasına ve sermayedara açıklanmasına kadarlık kısımda tamamıyla değişiklik getiren bir standart. Zorluğu da buradan geliyor. UFRS 17 gerçekleşen değil, ileride beklediğimiz üzerinden bir hesaplama yaptıran bir standart.

UFRS 17 yeni ürün çıkarmayı zorlaştırır mı? En çok hangi ürünler etkilenir?

Elçin Toygar – UFRS 17 ürün stratejisine de yeni bir boyut getirdi diyebiliriz. Yeni ürün çıkartırken  ürünlerin finansal tablo etkileri artık düşünülmesi gereken bir konu olacak. Şirketler, ürünü nasıl muhasebeleştireceğim, finansal tablo etkisi ne olacak gibi şeyleri düşünmek durumunda kalacaklar. Standardın ölçüm prensipleri uzun süreli ürünleri daha çok etkiliyor. 

Devrim Alçın – Hayat dışı tarafta bazı şirketler zararda olsa bile bunu finansal taraftan kâr edeceğini düşünen şirketler için etkili olacak. Çünkü, zararına olan sözleşmelerin muhasebeleşmesi değişecek. Ben bu ürünü zararına dahi olsa yazmak istiyor muyum, bana etkisi ne olacak diye düşünecekler. 

Elçin Toygar – Örneğin hayat dışı şirketler uzun süreli ferdi kaza ürünlerinde uzun süreden vazgeçip, kısa süreliye döndürme gibi kararlar alabilecekler. 

Mehmet Zeki Önal – Yeni ürünlere ilişkin önemli bir ihtiyaç risklere ilişkin öngörüde bulunabilmek. Süreç ne kadar uzarsa, karar almanız da o kadar zorlaşıyor. Bu açıdan şirketlerin risk alma isteğine bağlı olarak ürün stratejisi değişecektir. 

Uyum sürecinde dikkat çekmek istediğiniz bir nokta var mı?

Elçin Toygar – Türkiye’de şirketler süreci biraz hafife alıyor diye düşünüyorum. UFRS 17 geçişini yeni yeni programlarına almaya başladılar. Konunun biraz daha önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum. Son ana bırakırsak yanlış kararlar alma ihtimalimiz artacak. Hep simülasyonlardan bahsediyoruz, tüm senaryoları görmemiz lazım ki doğru karar verelim. O yüzden de hemen başlamamız gerekiyor.  

Devrim Alçın – Her şirketin yapısı birbirinden farklı. Sistem, süreç konuşuyoruz ama bunları kullanacak olan insanlar da önemli. O yüzden hem insan kaynağına, hem de sistem tarafına yatırım yapılması gerekiyor. Avrupa’daki gibi 50-60 kişilik aktüerya ekipleriyle çalışmıyoruz, maksimum 3 ya da 4 kişilik ekiplerimiz var.

Jakup Swiniarski – Daha önceki hiçbir standart, UFRS 17 kadar zorlayıcı olmamıştı. Veri, sistem, muhasebe, raporlama ve vergilendirmeye kadar birçok konuyu etkiliyor. UFRS 17 uyum projesi dahilinde ayrıştırılmış birimler yerine tek bir takım oluşması gerekiyor. Başarılı olmak için tüm birimlerin birlikte çalışmaları zorunlu. Danışmanın ve denetçinin bile sürecin içerisinde yer alması gerekiyor.

PwC olarak sektöre nasıl bir çözüm sunuyorsunuz? 

Mehmet Zeki Önal – Biz PwC olarak şirketleri bu yolculuklarında farklı açılardan destekliyoruz. Hem kendilerini hangi noktada gördüklerine dair destek olup, danışmanlığını yapabiliyoruz hem de bağımsız denetim yaptığımız kurumlarda bu standardın ne kadar uygulandığına dair denetim gerçekleştiriyoruz. Teknolojik altyapı da sunuyoruz. Bu anlamda aktüerya, muhasebe danışmanlığı ile teknoloji ekipleri birlikte çalışıyoruz ve sigortacılığa özel çözümler üretiyoruz. PwC’nin “IFRS 17 in a Box” aracı da bu konudaki en büyük yardımcımız.

Umut Deniz Elçi
umut@sigortacigazetesi.com.tr

Avatar

Emre Kaya

emre@sigortacigazetesi.com.tr

İlginizi Çekebilir

Yorum Yapabilirsiniz.