Uyuşmazlıkların çözümünde arabuluculuk ve tahkim (1)

*2 bölümlük yazı dizimizin ilk parçası olan bu yazıda arabuluculuk ve tahkim uygulamalarının tanımlarını yapacağız. Gelecek sayıda ise uygulamalar hakkındaki eleştirilere yer vereceğiz. 

Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin günümüzde birçok ülkede büyük önem ve ağırlık kazandığı görülmektedir. Adli yargının yavaş işlemesi, masrafa yol açması ve birçok durumda hukuksal çekişmelerin bunlar hakkında özel uzmanlığı bulunmayan mahkemelerce karara bağlanması haklı yakınmalara yol açmakta ve mevcut adalet sistemine olan güveni zedelemektedir. Bu sebeplerle “alternatif” çözümler üretilmesi yoluna gidilmiştir. 

Bu çözümler arasında öne çıkanlar “uzlaştırma”, “arabuluculuk”, (Hukuk Muhakemeleri Kanunu anlamında) “tahkim”, “ombudsman” ve (Türkiye’de üretilen çözüm niteliğine sahip bulunan) “Sigortacılık Kanunu’ndaki tahkim” olarak özetlenebilir.  

Ülkemizde ombudsman ve uzlaştırma yöntemleri ne genel olarak ne de sigorta uyuşmazlıkları alanında özel olarak yerleşmiştir. Buna karşılık ombudsmana alternatif olduğu düşüncesiyle öngörülen “Sigortacılık Kanunu’ndaki tahkim” ve Türkiye’de çok yaygın bir uygulama alanına sahip olan ve sigorta çekişmelerinde de devreye giren “arabuluculuk” asıl adliye dışı uyuşmazlık çözümleme metotları olarak karşımıza çıkmaktadır.    

SORUNLARA FARKLI YAKLAŞIMLAR

Uzlaştırma (conciliation) ve arabuluculuk (mediation) birbirine benzer yöntemlerdir. Her ikisinde de bağımsız (bu konuda eğitimli) üçüncü bir kişi taraflar arasında, var olan uyuşmazlığı çözüme bağlamak amacıyla iletişim kurulmasını kolaylaştırmaktadır. Aradaki fark, arabuluculuğun iletişimi sağlamaya, uzlaştırmanın ise uyuşmazlık hakkında değerlendirmeye dönük yöntemlerden yararlanmasıdır. Mesela uzlaştırmada, bu görev kendisine verilmiş olan kişi, uyuşmazlığın bitirilmesi için tavsiyelerde bulunabilmektedir.  

Hukuk Muhakemeleri kanunu (HMK) anlamında tahkim, uyuşmazlığa düşen tarafların belirlediği “yansız” bir üçüncü kişi (hakem) tarafından yargılama etkinliği yürütülerek, uyuşmazlığa bir kararla çözüm getirilmesidir. HMK anlamında tahkim daha çok gizliliğin sağlanması gereken haller bakımından veya bir uluslararası unsur söz konusu ise (farklı ulusal adli yargı çevrelerinin işe karışmasını önlemek bakımından) uygun bir yöntemdir. Arabuluculuk ile tahkim de tarafsız üçüncü bir kişinin görevlendirilmesi açısından benzerlik gösterir. Ancak arabuluculukta kural olarak uyuşmazlık hakkında tarafları bağlayan veya bağlamayan bir karar verilmesi söz konusu değildir. 

Uygulamada kısaca “Med-Arb” (Arabulucu-Hakem) olarak isimlendirilen karma yöntemde, uyuşmazlık çözümü bağlamında görevlendirilen tarafsız üçüncü kişi önce arabulucu sıfatıyla arabuluculuk faaliyeti yürütmekte, fakat bu faaliyetin başarıya ulaşmaması halinde bu sefer hakem sıfatıyla bağlayıcı bir karar vermektedir. Arabulucu-hakem, iki yöntemin yararlı taraflarını birleştiren bir uyuşmazlık çözümleme metodudur.  

Bundan başka “Mini Duruşma” yönteminden de kısaca söz etmek yararlı olacaktır: Bu yöntem daha çok bir sulh sürecidir. Taraflar sav ve savunmalarını oldukça kısaltılmış bir halde sunarlar ve temsilcileri de mini duruşmanın bitiminde bir sulh anlaşmasına varmayı denerler. Eğer bunu başaramazlarsa, bu olasılıkta tarafsız bir danışmanın, arabulucu veya uzlaştırıcı olarak devreye gireceği öngörülebilir.  

SİGORTA UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK

Sigortacıya yönelik istemlerde ilgilinin öncelikle arabuluculuk yöntemine başvurması gerekmektedir. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m.5/A uyarınca para veya tazminat alacaklarına ilişkin ticari davalarda, önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar da ticari dava niteliğindedir (TTK 4(1) bent a). 

Arabuluculuk faaliyeti “Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu” (HUAK) hükümlerine tabidir. Bu kanunun “Tanımlar” başlıklı 2(1) maddesinde arabulucu ve arabuluculuk aşağıdaki gibi tanımlamıştır:

MADDE 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Arabulucu: Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişiyi,

b) Arabuluculuk: Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini ifade eder. 

Arabuluculuk Kanunu’nun arabulucular listesine kayıt şartlarını düzenleyen 20(2) maddesi uyarınca (diğer koşullar yanında) meslekte en az beş yıllık kıdeme sahip hukuk fakültesi mezunu olmak ve arabuluculuk eğitimini tamamlayarak yapılan yazılı sınavda başarılı olmak lazımdır. Görüldüğü gibi, arabulucunun hukuk formasyonuna sahip, arabuluculuk alanında eğitim almış ve sınavı kazanmış deneyimli bir kişi olması amaçlanmıştır. Söz konusu eğitim arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesiyle ilgili temel bilgiler, iletişim teknikleri, müzakere ve uyuşmazlık çözüm yöntemleri ve davranış psikolojisi gibi kuramsal ve uygulamaya dönük bilgileri içeren bir eğitimdir. 

Yasadaki “arabuluculuk tanımı” çerçevesinde tarafsız ve bağımsız olması gereken eğitimli arabulucu öncelikle uyuşmazlığa tarafların çözüm üretmelerini sağlamaya çalışacak; eğer bu mümkün olamamışsa kendisi çözüm önerisinde (tavsiyede) bulunacaktır. Burada arabulucunun aynı zamanda uzlaştırıcı olarak öneri getirme işlevini de üstleneceği anlaşılmaktadır. Bu açıdan da aslında yukarıda değindiğimiz anlamda bir “uzlaştırma” faaliyeti öne çıkmaktadır. 

Arabuluculuğun temel ilkeleri kanunda iradilik, eşitlik, gizlilik ve beyan ve belgelerin kullanılamaması olarak sayılmıştır (HUAK m.3, 4 ve 5). Arabulucuya başvurma (arabuluculuğun zorunlu dava şartı olduğu haller dışında) tarafların isteğine bağlıdır. Taraflar başlayan bir arabuluculuk sürecini sürdürmek zorunda da değildirler (HUAK m.3(1)). Bütün süreç boyunca eşit haklardan yararlanacaklardır (HUAK m.3(2). Öte yandan, taraflar ve sürece katılan herkes arabuluculuk faaliyeti sürerken kendilerine sunulan veya diğer bir şekilde elde ettikleri belgeleri ve bilgileri ve diğer kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür (HUAK m.4). Arabuluculuk sürecine ilişkin beyan ve belgelerin (mesela HUAK m.5(1) bent a ilâ ç’de sayılan arabuluculuk daveti veya arabuluculuğa katılma isteği; arabuluculuk süreci içinde uyuşmazlığı sona erdirmek amacıyla yapılan öneriler ve ileri sürülen görüşler; süreç sırasında herhangi bir savın veya olgunun kabul edilmesi; arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan belgeler) daha sonra yargılama safhasında delil olarak kullanılması yasaklanmıştır (HUAK m. 5(1)). Bununla birlikte, bir davada ileri sürülebilmesi mümkün olan deliller sırf arabuluculuk sırasında sunulmuş olmaları dolayısıyla “kabul edilemeyecek delil” haline gelmezler (HUAK m.5(5)). 

Dava şartı olarak öngörülen arabuluculuk HUAK m.18/A’da düzenlenmiştir. HUAK m.18/A’nın bazı önemli hükümleri aşağıdaki gibidir: 

– Dava şartı olarak arabuluculuğa tabi kılınan uyuşmazlıklarda, davacı, arabuluculuğa başvurduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Aksi halde davası reddedilecektir (fk.2) 

– Arabulucu, oluşturulan listeye kayıtlı arabulucular arasından re’sen atanacaktır. Ancak, tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları da mümkündür (fk.5). 

– Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandıracaktır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilecektir (fk.9).  

– Arabulucu; taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşması yahut tarafların anlaşamaması hâllerinde etkinliğine son verecektir (fk.10)

– Arabuluculuk sürecine başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı veya hak düşürücü süre duracaktır (fk.15). 

– Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz (fk.18).

– Arabuluculuk ücreti, arabuluculuk süreci sonunda taraflar anlaşmış oldukları takdirde aksi kararlaştırılmadıkça (asgari ücret tarifesine göre, en az iki saatlik ücrete eşit olmak kaydıyla) taraflarca eşit şekilde karşılanacaktır (fk.12). Taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecektir. Arabuluculuk ücreti “yargılama gideri” niteliğindedir (fk.13). 

SİGORTACILIK KANUNUNDAKİ TAHKİM YÖNTEMİ

Sigortacılık Kanununda öngörülen tahkim yöntemi sigortacıya (veya Güvence Hesabı’na) yönelik istemler hakkında öngörülmüştür. Tahkim sistemine dahil (veya tahkim sistemine dahil olmasa dahi, zorunlu bir sigorta sözleşmesini yapmış olan) bir sigortacı ile uyuşmazlığa düşen kişi, Sigortacılık Kanunu m.30’da “sigortacılıkta tahkim” başlığı altında düzenlenen usule başvurabilecektir (fk.1). Bu usulün temel özellikleri yasada şu şekilde öngörülmüştür:

– Uyuşmazlıklar, hayat ve hayat dışı sigorta gruplarının sadece birinde görev yapacak olan sigorta hakemleri ve raportörler aracılığıyla çözülecektir (fk.7)

– Sigorta hakemlerinin (malî güç dışında) sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşımaları, en az dört yıllık yüksek okul mezunu olmaları gereklidir (fk.8). 

– (12) 5 bin liranın altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları kesindir. 5 bin lira ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı yine tahkim sistemi içinde oluşturulan “itiraz hakem heyetine” itirazda bulunulabilir. İtiraz, hakem kararının icrasını durduracaktır. 5 bin lira ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları süresinde itiraz başvurusunda bulunulmaması olasılığında kesinleşir. Yapılan itiraz üzerine verilen karar da kesindir. 40 bin liranın üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyize gidilebilir. Ancak, tahkim süresinin sona ermesinden sonra karar verilmiş olması, talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmiş olması, hakemlerin yetkileri dahilinde olmayan konularda karar vermesi ve hakemlerin, tarafların iddiaları hakkında karar vermemesi durumlarında her hâl ve kârda temyiz yolu açıktır (fk.12). 

-Bir uyuşmazlık hakkında sigortacılıkta tahkim usulünü başlatabilmek için, sigortacı ile uyuşmazlığa düşen kişinin, önce sigortacıya başvuru yapmış olduğunu ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş (veya sigortacının on beş iş günü içinde yazılı olarak cevap vermemiş) olması lazımdır (fk.13).

– Adli yargıya veya Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar için tahkim usulü başlatılamaz (fk.14).

– Sigortacı aleyhine tahkim usulünü başlatan kişinin başvurusu, öncelikle raportörler tarafından incelenir. Raportörün çözüme kavuşmasını sağlayamadığı başvurular sigorta hakemine iletilir. Uyuşmazlığa bakacak olan hakem, tahkim sisteminden sorumlu Komisyonca sigorta hakemleri listesinden seçilir. İşin niteliğine bağlı olarak veya uyuşmazlık konusu miktarın on beş bin Türk Lirası ve üzerinde olduğu durumlarda heyet oluşturulması zorunludur. Heyet, kararını çoğunlukla alır ve sadece kendilerine verilen evrak üzerinden oluşturur (fk.15). 

– Hakemler, görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermezlerse uyuşmazlık yetkili mahkemece halledilir. Ancak, bu süre tarafların açık ve yazılı muvafakatleriyle uzatılabilir (fk.16). 

– Sigorta hakemleri ve raportörler tarafsız olmak zorundadır. Sigorta şirketlerinin, reasürans şirketlerinin, sigortacılık yapan diğer kuruluşların, sigorta eksperlerinin, sigorta acentelerinin ve brokerlerin ortakları, yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ve bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar ile tüm bu kuruluşlarda meslekî faaliyette bulunanlar ve sigorta eksperleri, sigorta acenteleri ve brokerler sigorta hakemliği yapamazlar (fk.19). 

“Taraflar ve sürece katılan herkes arabuluculuk faaliyeti sürerken kendilerine sunulan veya diğer bir şekilde elde ettikleri belgeleri ve bilgileri ve diğer kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür.Arabuluculuk sürecine ilişkin beyan ve belgelerin daha sonra yargılama safhasında delil olarak kullanılması yasaklanmıştır.” 

Avatar

Prof. Dr. Samim Ünan

samim@sigortacigazetesi.com.tr

İlginizi Çekebilir

Yorum Yapabilirsiniz.