Fazıl Karaman

Vergi incelemesi sonuçlarına karşı yapılabilecekler

VERGİ idaresince yürütülen vergi incelemeleri sonucunda mükelleflere vergi tarhiyatı yapılabilmekte, ceza kesilebilmekte ve buna bağlı olarak verginin süresinde ödenmemesinden kaynaklanan gecikme faizi talep edilmektedir. Yazımızda, mükelleflerin inceleme sonuçları karşısında neler yapabilecekleri özet olarak belirtilmiştir (Tabii afetler nedeniyle terkin, düzeltme talebi gibi istisnai durumlara ise yer verilmemiştir.)
Cezalı vergi tarhiyatına karşı mükelleflerin önünde başlıca iki seçenek mevcuttur; tarh edilen vergi ve cezayı kabul ederek faiziyle birlikte ödemek yada dava konusu yapmak. Mükellef, yargı yoluna başvurmak istemiyorsa vergi idaresiyle uzlaşarak ödeme yapabilir. Ya da, bunun yerine doğrudan ceza indiriminden yararlanarak ödeyebilir. Sahte fatura vermek veya almak gibi suç sayılan bazı fiiller uzlaşma kapsamı dışında tutulmuştur.
Uzlaşmalarda özellikli bir husus (örneğin, maddi hata) bulunmadığı sürece pratikte indirim vergi aslında değil sadece vergi ziyaı cezasında yapılmaktadır. Gecikme faizi de dolayısıyla indirim dışı kalmaktadır. Öte yandan; usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları uzlaşma kapsamı dışındadır. Uzlaşma; tarhiyat öncesi uzlaşma ve (tarhiyat sonrası) uzlaşma olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mükellefler inceleme öncesi son tutanak tarihine kadar tarhiyat öncesi uzlaşma talep edebilmektedir. Uygulamada; müfettişlerce hazırlanan inceleme tespitlerine ilişkin tutanaklarda mükellefin bu yönde bir talebinin olup olmadığı kayda geçirilmektedir. Tarhiyat öncesi uzlaşma; henüz vergi ve ceza ihbarnamesi düzenlenmeden önce vergi müfettişleri tarafından oluşturulan komisyon nezdinde yapılmaktadır. Vergi dairesince yapılan incelemelerde ise uzlaşma komisyonu vergi idaresi yetkililerinden oluşmaktadır. Tarhiyat öncesi uzlaşma sağlanmışsa uzlaşılan tutarlar üzerinden vergi ve ceza kesinleşmektedir. Tarhiyat öncesi uzlaşma sağlanılan vergi ve cezalarda mükellefin dava açma hakkı olmadığı gibi artık tarhiyat sonrası uzlaşmaya gitme imkanı da bulunmamaktadır. Mükellefler dilerlerse, tarhiyat öncesi uzlaşma yerine tarhiyat sonrası uzlaşmaya gitmeyi de tercih edebilirler. Bu durumda; inceleme raporları vergi dairesine intikal ettikten sonra vergi ve ceza ihbarnameleri mükellefe tebliğ edilecektir. Mükelleflerin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yetkili komisyonda uzlaşma talep etme hakkı bulunmaktadır. Tarh edilen vergi tutarının büyüklüğüne bağlı olarak uzlaşmaya yetkili komisyonlar değişmektedir. Mahalli uzlaşma komisyonlarının yetki sınırlarını aşan tutarlarda ise Gelir İdaresi Başkanlığı nezdinde bulunan merkezi uzlaşma komisyonu yetkilidir. Tarhiyat sonrası uzlaşma sağlandığında tarhiyat kesinleşmekte olup, mükellefin dava hakkı ortadan kalkmaktadır.Gerek tarhiyat öncesi uzlaşma ve gerekse tarhiyat sonrası uzlaşma talep etmek uzlaşma sağlanmadığı sürece mükellefin tarhiyata dava açma hakkını elinden almaz.
Mükellef; uzlaşma kapsamına girmeyen usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının yarısını Vergi Usul Kanununun 376. maddesine göre vadesinde (yada teminat göstererek vade sonundan itibaren 3 ay içinde) ödeyeceğini bildirerek bu cezaların kalan yarısından kurtulabilir. Vergi ziyaı cezalarında da uzlaşma yoluna gitmek yerine doğrudan aynı Madde kapsamında belirtilen şartlarla birinci defada yarısı, takip eden cezalarda üçte bir oranında indirimden faydalanmak mümkündür. Tabiatıyla, uzlaşılan cezalar için bu madde uygulanmaz.
Mükelleflerin; tarh edilen vergi ve cezalara karşı vergi mahkemelerinde dava açma süresi ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren 30 gündür. Tarhiyat sonrası uzlaşma talep edilmiş ancak uzlaşma vaki olmamışsa ve uzlaşma tutanağının tebliği tarihinde bu süre bitmiş ya da 15 günden az kalmışsa, dava açma süresi 15 gün olarak uzamaktadır. Vergi ve ceza davalarında; üç aşamalı bir dava süreci söz konusudur. Vergi mahkemesi kararları aleyhine istinaf yoluyla İstinaf Mahkemelerinde, İstinaf Mahkemeleri kararları aleyhine de temyiz yoluyla Danıştayda dava açılabilmektedir. Ancak, bu mahkemelerin nihai yetki sınırları altında kalan tutarlarda ise bir üst mahkemeye gidilememekte ve verilen kararlar kesinleşmektedir. Öte yandan; idari ve yargısal kanun yolları tamamen tüketildiğinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru da imkan dahiline girmektedir.

29 Ağustos 2019

İlgili Haberler

Yazarlar