Faruk Ömrüuzak

Yaz üzerine yazı

GELDİ geliyor derken, geliverdi yaz. Ortasına geldik bile; bir de bakacağız gidivermiş. 

“Gönlün yazı var, kışı var”diye bir atasözü biliyorum. Burada yaz, gönül rahatlığını, yaşama sevincini, mutluluğu ve huzuru anlatırken; kış, gönül daralmalarını, mutsuzluğu, üzüntü ve bezginliği ifade ediyor. Kısacası atasözü, yaz ile iyimser, kış ile kötümser bir tabloyu çiziyor. Başka bir yorum da, hayatımızın inişli çıkışlı olduğu şeklinde yapılabilir. Yazın iyimserliği temsil etmesindeki temel etken, güneş ve onun yaydığı ışık olmalı. Aydınlığın karanlığa üstünlüğü…

Aslında tamamen kişinin bakış açısına bağlı. İsteyen kışını yaza, isteyen de yazını kışa çevirebilir. Hakim görüş yazın, kışa üstünlüğü…Yazın bu avantajını birçok şair ve yazar eserlerinde kullanmış, yaz üzerine yazı yazmış, eser vermişler. Geçen yazımda Rıfat Ilgaz’ın “Yaz Geliyor”adlı şiirine yer vermiş ve sonraki yazılarımda da yaza dair şiirlere yer vereceğimi belirtmiştim. Maalesef yaza dair hikâye ve romanlara bu daracık sütunda yer vermek mümkün değil. Yaz aydınlığı betimliyor dedim ama Anadolu’nun sarı sıcağında ırgatların çektiği sıkıntıların anlatıldığı Orhan Kemal Çukurova hikâyelerini, Yaşar Kemal ve Kemal Tahir romanlarını ele alacak olursak durum değişiverir. 

Ben bu yıl hayatımın 69’uncu yazını yaşıyorum, daha kaç yaz görürüm bilmem. Onun için biz atasözünün olumlu tarafını ele alalım; zor bir kıştan çıktık, yazın mutluluk veren aydınlık yüzünü görelim. Anadolu’nun sarı sıcağının değil de, Ege’nin mavi yeşilinin yaşandığı denizlere yelken açalım. Biliyorum çok adil değil ama dedim ya, biz de zor bir kış geçirdik; daha kaç iyi yaz geçiririz orası da bilinmez. Kusurumuz affola. 

Bu sefer Orhan Veli’nin şiiriyle gidiyoruz Ege’ye. Şiirin adı: “Açsam Rüzgâra”

Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
Mavilerde sefer etmek!
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.
Açsam rüzgâra yelkenimi;
Dolaşsam ben de deniz deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.
Bir limanda, büyük ve beyaz…
Mercan adalarda bir liman.
Beyaz bulutların ardından
Gelse altın ışıklı bir yaz.
Doldursa içimi orada
Baygın kokusu iğdelerin
Bilmese tadını kederin
Bu her alemden uzak ada.
Konsa rüya dolu köşkümün
Çiçekli dalına serçeler.
Renklerde çözülse geceler,
Nar bahçelerinde geçse gün.
Her gün ahesta mavnaların
Görsem açıktan geçişini
Ve her akşam dizilişini
Ufukta mermer adaların.
Ne hoş, ey Tanrım, ne hoş,
İller, göller, kıtalar aşmak.
Ne hoş deniz deniz dolaşmak
Düşünceler gibi başıboş.
Versem kendimi bütün bütün
Bir yelkenli olup engine;
Kansam bir an güzelliğine
Kuşlar gibi serseri ömrün.

15 gün için Bodrum’a gidiyoruz. Rüzgâra yelken açar mıyız, açmaz mıyız bilmiyorum ama açmasak bile ne gam; hayali yeter. Daha ne isteyebilirim ki?

29 Temmuz 2019

İlgili Haberler

Yazarlar