Yükselen potansiyel ile yatırımcı ilgisi artıyor

Beklenen yapısal reformların hayata geçirilmesi ile birlikte yatırımcı ilgisinin artması bekleniyor. Türkiye’de sigorta penetrasyonun düşük olması sektörde hala büyüme potansiyelinin olduğunu gösteriyor.

Yatırımcı ilgisi ve yükselen potansiyel sigorta sektöründe hızla ivme kazanıyor. Yapısal reformlar gerçekleştirildikçe bu büyüme potansiyelinin daha da artması bekleniyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan EY Türkiye Kurumsal Finansman bölümü yardımcı ortaklarından Alpay Ertekin konuyla ilgili şunları ifade etti: “2018 yılında dünyada kişi başına düşen toplam sigorta primi üretiminin yaklaşık 650 dolar olduğunu söyleyebiliriz. Bunun 353 dolarlık kısmının hayat, 297 dolarlık kısmının ise hayat dışı primlerinden oluştuğunu görüyoruz. Türkiye ise kişi başına ortalama 149 dolarlık primle dünya sıralamasında 63’üncü sırada yer alıyor. Bunun 23 doları hayat, 126 doları da hayat dışı primlerinden geliyor. Toplum olarak en çok kullandığımız zorunlu trafik sigortası ve kasko poliçelerinde bile arzu edilen rakamlara ulaşılamadığını gözlemliyoruz. 2019 yılında trafikteki araç sayısı 22 milyonu geçerken zorunlu trafik sigortalı araç sayısı 14.1 milyon, kaskolu araç sayısı ise 4.4 milyon adette kaldı. Ayrıca, geçen yıla göre sigortasız araç sayısı 1.6 milyon arttı. Sektörel bir gelişme olarak, teknolojinin kullanımıyla kişiye ve kaza geçmişine özel verilen poliçe hizmetinin daha efektif hale getirilerek, temkinli sürücülerin primlerinin azaltılması ve bunun da sigortalı oranını artırarak penetrasyonun artmasına katkıda bulunması bekleniyor. Tüm bu veriler ve analizlerin sonucunda çıkan ana bulgu olarak Türkiye’de sigorta bilincinin ve dolayısıyla penetrasyonun düşük olması sebebiyle sektörde hala büyüme potansiyelinin bulunduğuna inanıyoruz. 

SEKTÖRE YENİ BİR İVME

2019 yılında makroekonomik etkenlerden dolayı şahısların alım gücü azalsa da prim üretiminde ilk yarıda %1.5 – %2 dolayında reel artış meydana geldi. Sektörün büyüme potansiyelini değerlendirebilmek için son zamanlarda meydana gelen ve planlanan diğer gelişmeleri de incelemek gerekiyor. Yeni Ekonomi Programı’nın hedeflerine sigortacılık sektörü odağında katkı sağlamak, Türkiye’deki yerli reasürans kapasitesini artırmak ve kaynak verimliliğini sağlamak amacı ile Türk Reasürans kuruldu. Doğal afet riskleri havuzunun yönetim görevini üstlenecek olan Türk Reasürans’ın maliyet avantajı yaratması ve havuza yerli reasürans kapasitesi sağlaması planlanıyor. Geçtiğimiz günlerde Marmara Bölgesi’ni ciddi bir şekilde etkileyen deprem ile toplumumuzda doğal afet bilinci artış gösterdi ve bu durum primlere de kısa vadede yansımaya başladı. Zorunlu DASK poliçeleri satışlarının artmasıyla beraber diğer doğal afet (yangın, sel vb.) sigortaları da ön plana çıkmaya başladı. Bireysel emeklilik tarafında ise 1 Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe giren %25 devlet katkısının etkisiyle hızlı bir büyüme trendine giren sektörde, otomatik katılım düzenlemesi başta olmak üzere yeniliklerin ve büyümenin devam etmesini bekliyoruz. Ayrıca kıdem tazminatında da birtakım reformların hayata geçirilmesi ve bireysel emeklilik ile birbirine entegre edilerek sistemde toplanan parayla ucuz ve uzun vadeli kredi imkanı oluşturularak sürdürülebilir büyümeye destek olunması hedefleniyor. Bireysel Emeklilik Sistemi’nde biriken fonların ekonomiye kazandırılması büyük önem arz ettiğinden sektördeki bu gelişmeleri olumlu olarak değerlendiriyoruz. Uzun zamandır beklenen Sigortacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu’nun (SDDK) yıl sonuna kadar hayata geçirilmesi ve bu sayede mevzuat ile ilgili düzenlemelerin çok daha çabuk uygulanacak olması da sektöre ayrıca bir ivme kazandıracaktır.

Birleşme ve satın alma aktivitesi açısından baktığımızda, Türkiye’de sigorta sektörü işlemlerinin dünya geneline kıyasla daha düşük hacimlerde gerçekleştiğini görüyoruz. Ağırlıklı olarak son 10-12 yılda gerçekleşmiş işlemlerin de etkisiyle sektörde yabancı yatırımcı hakimiyeti %60 seviyelerine ulaştı. EY olarak 2018 Birleşme ve Satın Alma Raporu’muzda da yer verdiğimiz üzere, sigorta sektöründe gerçekleşen işlem sayısı 5 adet olurken hiçbirinin işlem değerleri açıklanmamıştır. Son zamanlarda gerçekleşen sigorta sektörü işlemlerine bakarsak yabancı ilgisinin ve konsolidasyonun devam ettiğini görüyoruz. Hayat dışı segmentinde Ergo Sigorta ve Liberty Sigorta’nın Talanx AG tarafından devralınması, hayat ve emeklilik segmentinde ise Groupama Emeklilik’in bireysel emeklilik portföyünün ve Ergo Emeklilik’in hisselerinin Fiba Emeklilik tarafından devralınması gerçekleşen önemli işlemler arasındadır.

TÜRK SİGORTA SEKTÖRÜ GELİŞİME AÇIK

Sigorta sektörünün finansal hizmetlerin önemli bir alt kolu olması nedeniyle, makroekonomik koşulların da bu sektördeki satın alma ve birleşme aktivitesi üzerinde önemli bir etkisi bulunuyor. Bu açıdan değerlendirme yapmak gerekirse, 2019 yılının ikinci yarısı ile birlikte yerel seçimlerin bitmesi sonrasında politik belirsizliklerin azaldığı bir döneme girmiş bulunuyoruz. Aynı zamanda ekonomide yeniden çeyreksel bazda görülen büyüme, enflasyondaki düşüş trendi, cari açığın sıfırlanması ve döviz kurundaki volatilitenin azalması ile birlikte ekonomide dengelenme işaretlerinin de güçlü bir şekilde hissedildiği bu dönem yatırımcı beklentilerinin olumlu bir seyre evirilmesine neden olabilir ve satın alma ile birleşme aktivitelerini hızlandırabilir. Bu genel beklentimizin sigorta sektörü özeline de yansıyacağını düşünüyoruz. Sonuç olarak; Türk sigorta sektörü hem Avrupa hem de dünya ortalamasına nazaran düşük bir penetrasyona sahip ve gelişime açık durumda. Devletin stratejik alanlara desteği, dijitalleşme, sigorta bilincinin gelişmesi ve nitelikli iş gücünün etkisiyle sigorta sektörünün çekiciliğini korumasını ve yabancı yatırımcıların ilgisinin devam etmesini bekliyoruz.” 

4 Kasım 2019

İlgili Haberler

Yazarlar