“En büyük afet deprem değil, iklim değişikliği”
Marmara Üniversitesi Sigortacılık Bölümü öğrencilerinin hazırladığı iklim değişikliği raporunu haber olarak düzenlerken, İstanbul’daki fırtına ve sel felaketleri ülke gündemine damgasını vurdu. 18 ve 27 Temmuz’da yaşanan, İstanbul’u dev bir havuza dönüştüren felaketler, söz konusu raporu kanıtlar tarzda sonuçlar doğurdu.
Marmara Üniversitesi Sigortacılık Bölümü son sınıf öğrencileri, mezun olmadan önce iklim değişikliğiyle ilgili sektöre kaynak olabilecek bir rapor hazırladı. “İklim Değişikliği Riskleri ve Yönetimi” adlı raporda, Türkiye ve dünyada iklim değişikliklerinin ülkelere, ekonomiye ve sigortacılığa etkileri ele alındı. Yeliz Erginsoy, Kerem Çilek, Kübra Arslan, Semra Yalçın ve Esra Erdil tarafından hazırlanan raporda, iklim değişikliği, doğrudan ya da dolaylı olarak küresel atmosferin bileşimini bozan doğal olaylar ve insan etkileri sonucunda iklimde oluşan bir değişiklik olarak tanımlandı. Raporda, sigorta sektörünün devamlılığı için iklim değişikliği sorununun birinci gündem maddesi olarak ele alınması ve acil harekete geçilmesi gerektiğine vurgu yapıldı.
Rapora göre, iklim değişikliğinin neden olduğu doğal afet etkilerinin, bölgelere ve ülkelere göre farklılık gösterdiğine ve 1980 yılından itibaren ise hızla artarak devam ettiğinin altı çizildi.
Dünyadaki etkilerine bakıldığında iklim değişikliğini en çok etkileyen doğal afetlerin meteorolojik kaynaklı olduğuna işaret edilen raporda şu ifadelere yer verildi: “En çok zarar depremden beklenirken sel ve su hasarları daha büyük zarara neden olmuştur. Dünyadaki iklim değişikliği kökenli doğal afetlerin en belirgin örneklerinden biri ‘Tayland Seli’dir. Tayland’daki beş endüstriyel bölgedeki toplam ekonomik kaybın 3 milyar 300 milyon dolar olduğu da tahminler arasında. Türkiye’de ise başta kuraklık ve seller olmak üzere meteorolojik ve hidrolojik afetler oldukça sık meydana gelmektedir. 2010 yılında neredeyse tüm ekstrem olayların yarısını (%46) fırtınalar oluşturmuştur. Seller %29 ile ikinci sırada yer almaktadır ve bunu %14 ile dolu olayları takip etmektedir. Türkiye’ye baktığımızda en belirgin örneği ‘Ayamama Deresi Hasarı’dır. Sigorta şirketleri bu hasar sonucunda toplam 40 milyon dolar hasar ödemiştir.”
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER ÇEKİNGEN DAVRANIYOR
Raporda, iklim değişikliğinin ekonomiye olan etkisi de incelenirken, gelişmiş ülkelerin, iklim değişikliğine karşı daha kolay önlem alabildiği, az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin, ekonomik büyüme ve gelişimlerini olumsuz etkileyeceği gerekçeleri ile iklim değişikliğinin etkilerini azaltma önlemlerine şimdilik pek sıcak bakmadığı ifade edildi.
İklim değişikliğinin acil bir sorun olduğunun unutulmaması gerektiği ve iklim değişikliğiyle mücadelede daha hızlı uygulamaya geçilecek yöntemler bulunması gerektiğine dikkat çekildi. İklim değişikliğinin sigorta sektörü üzerindeki etkisine bakıldığında ise birçok branşı etkilediği belirtildi. Raporda artan sellerle mal sigortalarının, artan sıcaklık değerleriyle sağlık sigortalarının, kuraklığın artmasıyla ise tarım sigortalarının etkilendiğinin altı çizildi.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİ DE KÜRESEL OLACAK
Raporda son olarak şu değerlendirmelere yer verildi: “Bu projede sunulan öneriler nihai çözüm olmayabilir ve tartışmaya açıktır; asıl amaçlanan iklim değişikliğine ve sigorta sektörüne olası etkilerine dikkat çekmeyi sağlamaktır.
Günümüzde sigorta sektöründe deprem, değişim yönetimi, teknoloji veya siber riskler gibi risklere fazlaca önem veriliyor. Ancak iklim değişikliğine bağlı riskler bahsettiğimiz tüm bu risklerden daha büyük tehlike saçıyor.
İklim değişikliği sektörümüze verdiği zararların yanı sıra canlı yaşamına ve dünyamıza da büyük zararlar veriyor. Bu nedenle birey olarak bizler, iklim değişikliğinden şiddetli olarak etkilenecek sigorta şirketleri ve tüm bunlardan doğrudan ve dolaylı olarak etkilenecek devlet tarafından alınacak tüm önlemler hayati öneme sahiptir. Unutulmamalıdır ki; iklim değişikliği küresel bir sorundur dolayısıyla etkileri de küresel olacaktır.”
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Marmara Üniversitesi Sigortacılık Bölümü son sınıf öğrencileri tarafından gerçekleştirilen araştırmada aşağıda sıralanan önerilerin nihai çözüm olmayabileceğine işaret edilirken asıl amacın iklim değişikliğinin sigorta sektörüne olası etkilerine dikkat çekmek olduğuna vurgu yapıldı. Raporda iklim değişikliğinin sigorta sektörüne etkilerini minimize etmeye yönelik çözüm önerileri şu şekilde sıralandı:
- Tüm sınai, ticari ve konut rizikoları için tüketicilerin doğru ve eksiksiz poliçe alması sağlanmalı. Felaketlere karşı önlem alınması konusunda finansal kurumların ve devletin yaptırım gücü sürece dahil edilmeli.
- İklimin gelecekte nasıl bir değişim göstereceği iyi hesaplanmalı. Hasar sıklığı, hasar maliyetleri ve ortalama hasar miktarına göre reasürans ve sermaye yeterliliği üzerinde çalışmalar acilen sektörün gündemine alınmalı.
- Küresel ısınmanın yol açtığı büyük risklere karşı tüm doğal afetleri içine alan büyük bir havuz oluşturulmalı. Bu havuzun A grubu hissedarı devlet, B grubu hissedarları sigorta şirketleri olmalı. İklim değişikliğine neden olan tüm riskler için yapılan poliçeler kademeli olarak yüksek risk grubundan düşük risk grubuna doğru zorunlu hale getirilerek, bununla ilgili kanun koyucu gerekli yasa ve yönetmelikleri çıkarmalı, bu sigortaları yaptırmayanlara gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.
- Havuza sigorta şirketlerinin aldığı primlerden belli bir oran kesilip yönlendirilebilir. Özellikle zararlı gazların doğaya karışmasına neden olan ticari işletmelerin yaptırdığı poliçelerden belli bir oranda kesilip bu havuza aktarılabilir. Böylece büyük bir risk gerçekleştiğinde zarar bu havuzdan karşılanır. Ayrıca zararlı gazlara neden olan bu işletmelerde denetim ve yaptırımların daha da artırılması olumlu sonuçlar doğurabilir.
- Bu şekilde olası büyük bir afette en büyük zarara uğrayacak devlet ve sigorta şirketlerinin mali yapısı korunmuş olacak, toplumda kaygı ve belirsizlik büyük oranda aza indirgenecektir.
- Sigorta şirketleri küresel ısınma risklerine karşı hava opsiyon türevi sözleşmeler (hava opsiyonları, hava swapları) alarak veya satarak bu tür risklere karşı korunabilmeli. Yine buna benzer borsada katastrofik bono gibi finansal enstrümanlar ile fonlar değerlendirilmeli.
- Ülkemize de yeni gelmiş olan parametrik sigortanın yaygınlaştırılması bu konudaki çözümlerden biri olabilir. Böylelikle güneş panelleri veya rüzgâr enerjisi santrallerinin yaygınlaşması bu sigorta sayesinde gelişebilir ve küresel ısınmanın zararları daha da aza indirgenebilir.
- Emisyon iznine tâbi belli büyüklükte ciroya sahip tesislerin büyük bir hasar durumunda emisyon değerlerinin ve gerekli filtreleme sistemlerinin uygulanıp uygulanmadığı devlet tarafından incelenebilir, sadece emisyon değerleri yasal sınırlar içinde kalan ve filtreleme sistemlerini gereken zamanlarda değiştiren şirketlerin tazminat ödemesi yapılabilir. Bunun sonucunda; sanayi kaynaklı küresel ısınmanın sebep olduğu iklim değişikliğinin insan kaynaklı olumsuz etkileri önemli bir oranda azaltılabilir.
- İklim değişikliğinin neden olduğu doğal afetler özellikle son yıllarda tarım, hayvancılık, sanayi, finans, ulaşım ve sağlık gibi birçok sektörü etkiliyor. Bununla beraber, sigorta sektörü de, oluşan zararlardan iş yapış modelleri, kârlılıkları ve daha birçok alandaki faaliyetleri bakımından büyük ölçüde etkileniyor.
