Geleceğin sigorta şirketi bugünden oluşturuluyor

NN Hayat ve Emeklilik’in yeni kurulan inovasyon departmanı Sparklab’in Koordinatörü Sevinç Ener ve Proje Yöneticisi Şevin Ballıktaş, yeni nesil teknolojilerle değişen insan davranışlarını en hızlı ve doğru şekilde gözlemleyerek, geleceğin sigorta ve emeklilik şirketini oluşturmayı, sektöre liderlik etmeyi amaçladıklarını açıkladı.

NN Hayat ve Emeklilik’in yeni kurulan inovasyon departmanı Sparklab’in Koordinatörü Sevinç Ener ve Proje Yöneticisi Şevin Ballıktaş, yeni nesil teknolojilerle değişen insan davranışlarını en hızlı ve doğru şekilde gözlemleyerek, geleceğin sigorta ve emeklilik şirketini oluşturmayı, sektöre liderlik etmeyi amaçladıklarını açıkladı. NN Hayat ve Emeklilik, yeni nesil teknolojiler ile değişen insan davranışlarını daha yakından takip etmek ve bu değişimleri sigorta sektörüne hızla yansıtmak amacıyla Sparklab inovasyon departmanını kurdu. Sparklab Koordinatörü Sevinç Ener ve Proje Yöneticisi Şevin Ballıktaş, nüfusunun yarısı 30 yaş altı olan ve 18-34 arası gençlerde akıllı telefon kullanım oranının %90’dan fazla olduğu ülkemizde acenteye ya da brokere gitmeyen, banka işlemleri için şubeye uğramayan büyük bir kesim olduğunu dile getirdi. Hedeflerinin, değişen insan davranışlarını en hızlı ve doğru şekilde gözlemleyerek, geleceğin sigorta ve emeklilik şirketini oluşturmak olduğunu söyleyen Ener ve Ballıktaş, Sigortacı Gazetesi için sorularımızı yanıtladı.

Öncelikle Sparklab departmanını biraz tanıtabilir misiniz?

Sevinç Ener: NN Group Hollanda’daki merkez ofisinde iki yıl önce ilk Spaklab inovasyon departmanını geleceğin sigorta ve yatırım şirketini hayata geçirmek için kuruldu. İki yıllık süre boyunca hayata geçirilen başarılı projeler NN Group’un faaliyet gösterdiği 18 ülkenin 5’inde daha Sparklab departmanı kurulmasına karar verildi. Her ülkenin odaklanacağı konular belirlendi. Türkiye’de bu ülkelerden biri. Biz Türkiye olarak farklılaşan insan davranışları ile oluşan yeni kanallar üzerinde çalışıyoruz.

“Potansiyel çok büyük”

NN Group Türkiye’yi neden departmanın kurulacağı 5 ülke arasında seçti? Türkiye burada nasıl bir rol oynuyor?

Sevinç Ener: NN Group’un faaliyet gösterdiği ülkeler arasında Türkiye zaten önem teşkil ediyor. Demografik olarak bakıldığında genç bir nüfus olduğunu görüyoruz. Bizim 80 milyon nüfusumuz var, bunun %50’sinden fazlası 31 yaşının altında. Sigorta sektörü açısından da doyuma ulaşmaktan çok uzağız. Avrupa ülkeleri kıyasladığınızda bir kişinin sahip olduğu sigorta ürünü sayısı çok düşük. Gidilecek çok yolumuz var. Bu bizim için bir avantaj. Tüm bunları, giderek büyüyen bir orta sınıfla birleştirdiğimizde, Türkiye’de çok ciddi bir potansiyel olduğunu görüyoruz. Bu sebeple, Sparklab departmanını Türkiye’de hayata geçirmenin iyi bir fırsat olduğunu düşündüler. Biz de buna katılıyoruz. Genel Müdürümüz Marius Popescu inovasyona çok önem veriyor. Marius daha önce Romanya’daki NN’in CEO’su olarak görev yapıyordu. Orada daha merkez ofiste Sparklab kurulmadan önce “Energy” diye bir inovasyon ekibi kurmuş. Dünyanın farklılaştığının ve bizim de uyum sağlamamız gerektiğine inanan bir genel müdürümüz var.

Hollanda’daki ilk Sparklab departmanından bir proje çıktı mı?

Sevinç Ener: Birden fazla proje çıktı. Son yıllarda paylaşım ekonomisi büyüyor, bireyler artık bir şeye sahip olmak yerine paylaşmayı ya da kiralamayı tercih edebiliyor. Hollanda’da da araba paylaşımı trendi var. Ancak bilinen örneklerinden farklı olarak, kişilerin özel araçlarını arkadaşlarına ya da kişisel çevrelerine ödünç verme iç görüsünden yola çıkarak bir proje hayata geçirdiler. Buna da “Gappie” ismini vermişler. Bu uygulamada, başkasının arabasını kullandığınız süre boyunca aracın sigortasını ödeyebiliyorsunuz. Sigortayı, sadece kullandığınız süre için ödüyorsunuz. Şu an bu ürünün testi yapılıyor. Hollanda’dan çıkan bir başka proje de, “Cyber Collective.” KOBİ’lere siber saldırı olduğu zaman, bunun karşılığında yapmaları gereken destek hizmetler için web sitesi oluşturmuşlar. Site, bu hizmetleri veren firmalarla KOBİ’leri buluşturan bir platform işlevi görüyor.

Henüz açıklamak istemiyorsunuz, ama yine de projenizden biraz bahsedebilir misiniz?

Şevin Ballıktaş: Türkiye ekibi olarak farklılaşan kanallara odaklanıyoruz. Online merkezli bir dağıtım kanalı projemiz var.

Sevinç Ener: Fintech’ler ile de çalışıyoruz. Baştan bir teknoloji üretmek yerine partnerliklerle hayata geçirdiğimiz projelerimizi duyabilirsiniz. Şimdilik fazla tüyo vereyim.

Peki, proje oluşturma süreçleriniz ne şekilde işliyor?

Sevinç Ener: Tasarım Odaklı Düşünce yapısı ile ilerliyoruz. NN Group danışman firmalarından süreç ile ilgili yoğun eğitimler alıyoruz. Her biri Sprint olarak ilerlediği için gerçek müşterileri de dahil edip günün sonunda test edilmeye hazır prototiplerimizi elde ediyoruz.

Şevin Ballıktaş: NN’de herhangi bir departmanın projesine dahil olmuyoruz. Bizim sıfırdan bir şey yaratmamız gerekiyor. Hedef kitlemiz ile empati kuruyor, gözlemliyor ve kanayan yaralarına odaklanıyoruz. Sonrasında problemlerine çözüm olabilecek fikirlerimizi projelendiriyoruz. Geliştirdiğimiz her fikir prototip aşamasında test ediliyor. Testi geçerse NN içindeki uygun fonksiyonlara devrediyoruz, geçemezse ne öğrendiğimizi öğrenme kartlarımıza işliyoruz.

“Testin ilk aşaması sahada gerçekleşiyor”

Projelerinizi test ederken hangi kıstaslara bakıyorsunuz?

Sevinç Ener: Öncelikle, aklımıza bir fikir geliyor ya da yaptığınız çalıştaylardan bir fikir çıkıyor. Daha sonra bu fikrin gerçek dünyada karşılığı olup olmadığına bakıyoruz. İlk yaptığımız şey, sahaya çıkmak oluyor. Hangi hedef kitleye yönelik bir proje geliştirmişsek, hemen sahaya çıkıp test ediyoruz. “İnsanlar böyle bir problemin farkında mı?”, “Bu probleme yönelik bir çözüm geliştirmek istiyorlar mı?”, “Bu hizmet probleme çözüm oluyor mu?”, “Bunu satın alırlar mı?” gibi sorulara cevap arıyoruz. Aslında, problemle çözümün birbiriyle eşleşip eşleşmediğine bakıyoruz. Eğer eşleşiyorsa, bir sonraki aşamaya geçiyoruz. Test sürecimizin bundan sonra da 9 aşaması var. Projeleri tabii ki belli kriterlere göre geliştiriyoruz. Problem ile çözüm eşleşiyorsa, müşteriyle eşleşme durumunu inceliyoruz. Sonra buna uygun bir prototip geliştiriyoruz, prototipi tekrar sahada test ediyoruz. Test başarılıysa bir sonraki aşamaya geçiyoruz, değilse neyi düzeltmemiz gerektiğine bakıyoruz. Aslında hep böyle döngüsel bir süreçten bahsediyoruz.

“Sektör bu tür girişimlere aç”

Türkiye’de bu tür teknolojilere iştah nasıl?

Şevin Ballıktaş: Bence bireyler de sektör de buna aç. Zaten sigorta sektörü, daha önce çalıştığım sektörlere kıyasla gerçekten yavaş ilerleyen bir sektör. Sektörde çok küçük değişikliklere bile “inovasyon” deniliyor. Hala çok fazla kağıt işi var. Sevinç Ener: Sektörde gerçekten de süreçler çok ağır ilerliyor. Birçok sektörün aşmış olduğu problemler, şu an sigorta sektöründe hâlâ devam ediyor.

“Teknoloji acenteler için tehdit değil, tamamlayıcı”

Acentelerin bu tür yatırımlara yaklaşımı nasıl? İnovasyon, acentelere de uyarlanabilir mi?

Sevinç Ener: Acentelere uyarlanabilir şeyler her zaman var. Yeni bir jenerasyon geliyor, popülasyonun yarısı 31 yaş altı; ama biz biraz daha dokunmayı seven bir toplumuz. Yüz yüze görüşmekten, bireysel iletişimden hoşlanıyoruz. Yine de, acenteye ya da brokere gitmeyen, banka işlemleri için şubeye uğramayan bir kesim var. Bizim hedefimiz de daha çok o kitle. Hedefimiz, o kitleyi sigortayla tanıştırmak. Bu kişiler zaten kendileri gidip sigorta almıyor, sigortayı bu kişilere de yaymamız gerekiyor. Acenteler her zaman var olacak. Ancak, onların dijitalleşeceği bir zaman da gelecek. Onlar her ne kadar bunu bir tehdit olarak görse de, aslında dijital işlerinin tamamlayıcısı konumunda olacak.

Türkiye’de bu teknolojilerin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Şevin Ballıktaş: E-ticaret oranlarına baktığımızda, 3,5% ile gelişmekte olan ülke ortalamasının altındayız. Ama bu tür olaylarda hep belli bir eşik vardır ve o eşik aşıldığı zaman bir patlama yaşanır. Türkiye bu eşiği aşmadı. Eşik aşıldıktan sonra bizim yaptığımız işler çok daha kıymetli olacak. Ama o noktaya ne zaman geliriz bilmiyorum.

Sevinç Ener: Sparklab olarak yarından sonrasına odaklandığımızı söylüyoruz, bu da 5 yıl ve sonrasını hedefleyen bir söylem. Ben Avrupa’daki ülkelere kıyasla Türkiye’deki geçişlerin daha hızlı olacağını düşünüyorum. Bunu sigorta satın alma oranları açısından değil, teknolojik trendlere uyum açısından söylüyorum. En azından önümüzdeki 2-3 yıl içinde sektörde de daha ciddi değişimler yaşanacağına inanıyorum.

Peki, Sparklab olarak kendinize nasıl hedefler koyuyorsunuz?

Sevinç Ener: Biz asla hedef koymuyoruz. Birine bir hedef verdiğiniz zaman oraya koşmasını bekliyorsunuz, aslında lineer bir yol çizmiş oluyorsunuz. Biz burada daha döngüsel bir iş yapıyoruz. Trendleri takip ederek, sürekli ileri ve geri giderek daha döngüsel bir süreç yaratmaya çalışıyoruz. Bizim ilk yıl için ekip olarak hedefimiz, mümkün olduğunca öğrenim sağlamak. Bunun yolu da birçok kez başarısız olmaktan geçiyor. Yıl sonuna kadar en az 10 projede yanılma payımız var, ama bunların içerisinden birkaç tane de başarılı örnek çıkarmak istiyoruz.

“Fintech kuruluşlarıyla birlikte çalışmaya açığız”

Şevin Ballıktaş: Merkez ofisimizden farklı bir ofiste çalışıyoruz. Şu anki ofisimizde freelance çalışanlar ve startup’larla birlikte olmamız sebebiyle bunu tercih ediyoruz, çünkü dışarıdan beslenen bir departmanız. Bunun yanı sıra, fintech’lerle birlikte çalışmak istiyoruz. Bu bizim için çok önemli. Sürekli fintech’lerle bir araya gelmeye çalışıyoruz. Eğer bir fintech’in bizimle ortak yapacağı bir proje varsa her zaman iletişime geçmeye açığız, sparklab@nnhayatemeklilik.com.tr adresinden ulaşılabiliriz.

11 Temmuz 2017

İlgili Haberler

AvivaSA’dan Türkiye’nin 10 yılı araştırması: %67, çocuklarının geleceğine garanti istiyor

AvivaSA, 10. yıl iletişim çalışmaları kapsamında “Türkiye’nin 10 Yılı” araştırması ile geçmiş ve gelecek 10 yıla ışık tuttu. Araştırmaya katılanların %67'si gelecek 10 yıl içinde “çocuklarının geleceklerini garanti altına almanın” ilk tercihleri olduğunu belirtti. Geçmiş 10 yıla ilişkin “Ah Keşke!” denen şey ise, en yüksek oranda (%34) “Keşke boş zamanlarımı daha dolu dolu geçirseydim” oldu. Araştırmada ayrıca, son 10 yıl içinde, Türkçe pop şarkısı ve şarkıcısı, Türk filmi, Türk dizisi, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu ve Türk sporcusu gibi alanlarda, Türk insanının en başarılı bulduğu isimlere de yer verildi. Tarkan, Kenan İmirzalıoğlu, Arda Turan, Ali Sunal isimleri ve Recep İvedik filmi ile Diriliş Ertuğrul dizileri ilk sırada yer aldı.

“Dünyanın yarısının kullandığı işletim sistemindeki güvenlik açıklarına dair rapor trende unutulur ve…”

Lloyd’s ve Cyence tarafından yayımlanan siber risk raporunda siber saldırıların mevcut sonuçlarını daha iyi anlamak için iki senaryo üzerinden ilerleniyor. İki senaryo da, siber saldırılara karşı alınan önlemleri sağlamlaştırabilmek için analistlerin hayal güçlerinin bir ürünü. Oldukça ilginç olan bir senaryoya göre, bir siber güvenlik analisti, içinde küresel piyasanın yarısı tarafından kullanılan bir işletim sisteminin güvenlik açıklarına dair raporu trende unutuyor. Bu rapor “derin web” üzerinden satışa çıkarılıyor. Birisi de sistemdeki açıkları kullanarak maddi kazanç sağlamak amacıyla raporu satın alınıyor.

Yazarlar